Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Ne fark var ki?

Ha Avrupa Birliği, ha Kocaoğlu…

Yunanistan’ın ekonomik krizden çıkması için adım atmayan yumurta kapıya dayanınca göstermelik paketler ile sorunu çözmek yerine ötelemeyi tercih eden AB…
Yıllardır, “Bu yapı ile bir şey olmaz, belediye bürokrasisi çökmüş” diyenlere kulaklarını tıkayan, yine sıkışınca birkaç değişiklik yapıp, “İşte belediye bürokrasisini yeniledim. Metal yorgunluğunu ortadan kaldırdım” diyerek meseleyi 6 ay daha ötelemeye çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu…
Belediyeye yakın çevreler, içeride çalışanlar, yerel yönetimlerle dirsek teması olan herkes bu değişime burun kıvırıyor, “Kendini kurtarmak dışında Batı cephesinde yeni bir şey yok” diyor.
Bir de başka bir teori var ki çok ilginç…
Bir gazeteci dostumun büyükşehirdeki değişime yönelik tespiti şu:
“İkinci operasyon Ağustos ayında bekleniyor. Kocaoğlu bu operasyonda gidebilecek ekibin yerine yeni isimleri yerleştiriyor. Böylece makamlar boşalmayacak.”
Böyle iddialı tezin altında başka bir gerçek de var.
“Kocaoğlu uzun süredir birlikte çalıştığı arkadaşlarını Şimdiden teslim ediyor.”
Ağır bir itham ancak bu hipotezin kendi iç tutarlılığını göz ardı etmemek mümkün değil.

***

CHP şimdilik yaz uykusuna yatmış görünüyor. Sıcaklardan çabuk etkilenir bu parti. Zaten arkasından Ramazan geliyor. En azından Şeker Bayramı sonuna kadar rahat etmeyi planlıyor CHP yönetimi. AB’nin öteleme taktiğine benzer bir durum.
CHP’nin siyasette başarılı olmamasının nedeni de bu. Ötelemek, proaktif hareket etmemek, yeni projeler geliştirememek.
Bir adım attılar, yemin etmediler, sonra gelip başbakanın söylediği gibi tükürdüklerini yaladılar.
Ne değişti ki?
Hapisteki milletvekilleri serbest mi bırakıldı?
Üstelik yemin etmeyen tek milletvekili İsa Gök konusunda ne yapacaklarını bile bilmiyorlar. Genel merkez, “Yemin etmez ise disiplin süreci başlar” diyor.
Ne zamana kadar yemin etmez ise disiplin süreci başlayacak, neden bu süreç izlenecek, İsa Gök partinin ilk gün ortaya koyduğu stratejiden farklı ne yaptı?
Partinin genel seçimlerdeki başarısızlığı konusunda genel merkezde ne gibi bir çalışma yapılıyor. İller bazında bu çalışmanın yansımaları olacak mı? Yoksa bu çalışma yerel yönetimler seçimlerinden hemen önce mi bitirilecek? Böylece herkes korunmuş mu olacak?
Kısacası CHP öyle bir atalet içerisinde ki, bu şartlar altında mulafet görevini nasıl yapacaklarını açıkçası merak ediyorum.

***

Urla’da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Bu ilçeye iyi bakmak gerekli… Plan tadilatlarına hiç dokunulmadan büyükşehir belediyesinden geçmesi bazılarının dikkatini çekmiş. Sonunda yapılan itirazlar yerini bulmuş ve plan iptal edilmiş. Bakalım yeni hazırlanacak plan bir öncekine göre ne tür değişiklikler içerecek.
Aslında son iki yılda ilçenin tapu kayıtlarında meydana gelen değişiklikler incelense, tarım alanlarının hangilerinin sanayi alanı olarak değerlendirildiği ortaya konulsa, bazı kooperatiflerin aldıkları yeni araziler netleştirilse epey gürültü koparacaktır.
Aslında bu konuda ilçenin AKP’li meclis üyelerine büyük görev düşüyor. Ya da iktidar partisinin il yönetimine… Şöyle küçük bir araştırma ile nelerin çıkacağını görünce, kendileri de şaşıracaklar.

PAUSE HABER: 23 - 07 - 2011

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Kocaoğlu'nun itirafları...

Metro yine sarktı…

Bu bilgi bana ait değil.
Yeni Asır Gazetesi’nde Ertan Gürcaner kaleme almış.
Firma yine üç aylık ek süre istemiş.
Vallahi İzmirliler olarak tüneli biz kazsaydık, şimdiye kadar 10 kere bitirirdik.
Kocaoğlu’nun bu saatten sonra kamuoyuna gerçekten bir açıklama yapması gerekiyor.
Öyle “Her şeyi ben bilirim, bekleyin” diye değil.
Çıkacak medyanın önüne şunları söyleyecek.
“Ey İzmirliler…
Bugüne kadar size maalesef hep yalan söyledim. Aslında bu metroyu bitiremeyeceğim. Benden sonra gelecek belediye başkanı tamamlayacaktır. Sizden tekrar özür dilerim. Yapmaya başladığım bütün projeler yarım kaldı.
Zaten ortada çok da proje yoktu.
Adnan Saygun, Doğal Yaşam Parkı ve İnciraltı Kent Ormanı gibi biten tüm projeler ise Ahmet Piriştina’nın projeleriydi.
Bir tek proje yaptım o da yer altı geçitleriydi. Onlar da zamanında bitmedi. Bir şeye de benzemiyorlar. Kışları su doluyor, her gün eğim hatası nedeniyle trafik kazası oluyor, dolayısıyla pek bir işe yaramıyorlar.
İzmir’i demir ağlarla öreceğim dediğimde ben bile inanmamıştım. Demir ağlarla değil de bitmeyen inşaatlar ile ördüm İzmir’i…
Küçücük Bornova metrosunu bile bitiremedim.
Kent yenileme projesine başlayamadım bile.
Üçüncü İzmir Projesi hazırdı, üzerinde oynayayım dedim, elime yüzüme bulaştırdım.
Bir zamanların gözde mekânı İnönü Caddesi’nin gecekondudan farkı kalmadı.
Kordon’a el attım, tüm esnafı karşıma aldım. Alsancak çöküyor…
Piriştina’nın ekibini dağıttım, yeni ekibime hiç sahip çıkamadım.
Rüşvet çarkı dönmeye başladı, bir şey yapamadım. Sonunda operasyon bile yedim.
Siyasetin içine fazla girdim. Partiyi yanlış yönlendirdim. Bir iki arkadaşımı milletvekili yapacağım diye tüm örgütü harcadım.
Bornova’da bir buz pateni salonu yaptırdım, 80 trilyon ödemek zorunda kaldım.
Daha da ödeyeceğiz gibi görünüyor.
Yeni iş alanları yaratamadım.
EXPO’yu bile getiremedim. Yanlış bilgi nedeniyle gittiğimiz Tayland seferinde çuvalla para harcamak zorunda kaldım.
Yeni EXPO başvurusuna da katılmadım. Devletin orada olmasını içime sindiremedim. Ben derim başka bir şey demem.
Homeros Vadisi diye yaptırttığım ucubeyi siz beğenmiyorsunuz ama şahsen ben çok beğeniyorum.
Şimdi hedefimi Urla’ya çevirdim.
Gerçekten yapamadıklarım ve elime yüzüme bulaştırdığım tüm işler için İzmirlilerden…
Bundan sonra bu işleri bırakacak, Urla’da münzevi bir şekilde yaşamımı sürdüreceğim. Orada aldığım araziler bana yete artar da…
Ancak Urla’nın planlarının iptal edilmesine üzüldüm.
Her şeyi iyi ayarlamıştım gibi geliyordu bana.
Acaba nerede hata yaptım?”

PAUSE HABER: 18 - 07 - 2011

14 Temmuz 2011 Perşembe

Tatilin ardından

Bir tatile çıktık, ortalık toz duman…

CHP yemin etmiş…
Ne değişmiş de yemin etmiş anlamakta zorlanıyor insan…
Tükürdüğünü yalamak dedikleri bu olmalı…
Zaten Tayyip Erdoğan da aynı şeyi söylemişti. Başbakanın yemin sonrası da “Benim dediğime geldiler” açıklaması inceden tükürük meselesine bir göndermeydi.
Artık herkes görüyor ki, CHP bu PM ile Türkiye’de siyaset yapacak durumda değil.
Gündemi AKP belirliyor, CHP gündeme karşılık ilk adımı atıyor, ancak daha sonraki adımları düşünmediği için hemen tökezliyor.
AKP ise beş adım sonrasını hesaplıyor ve ona göre davranıyor. CHP’nin her adımda tökezlemesini de gülümseyerek seyrediyor.
Son yapılan anket gösteriyor ki, CHP seçmeni partisinin aldığı kararları anlamıyor ve büyük çoğunluğu bu kararları tasvip etmiyor.
Kurultay süreci de gündeme yenik düşüp rafa kalktı gibi görünüyor.
Ancak partinin içi hiç de öyle değil.
Örgütlerin tümü ayakta…
İzmir’de il başkanı, genel başkan yardımcısı ve büyükşehir belediye başkanına yönelik muhalefet giderek büyüyor ve sertleşiyor.
Bir de İzmir CHP’nin çınarı Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk’e yapılanlar anlaşılır gibi değil.
Sayın Bayır, siz kısa pantolon ile sokakta misket oynarken Emin Öztürk CHP’yi yaşatmak için siyasetin içindeydi.
Üstelik seçimdeki İzmir başarısızlığın ana nedeni il yönetimidir.
Başkalarına çamur atarak o koltukta kalacağınızı zannediyorsanız, yanılıyorsunuz.
Yüksel ve Kocaoğlu’nun uydusu olmak da kurtaramaz sizi.
Sonuçta CHP’nin bugünkü genel merkez yönetimi bu ikiliye hiç de sıcak bakmıyor.
Sav ve Baykal grubu ise bu ikiliyi bir kaşık suda boğacak kadar gergin.
Dolayısıyla en ufak bir değişimde okey dışarı kalacak bu ikiliye dayanarak koltuğunuzu daha ne kadar muhafaza edebilirsiniz.
İlçe belediye başkanlarının tavrı da ortada… Düne kadar kapalı kapılar ardında muhalefet yapan belediye başkanları bile kartlarını açık oynamaya başladılar.
Büyükşehir belediye başkanının bu konudaki tavrı önemli bu aşamada…
Çünkü operasyon sonrası büyükşehirde kimse imza atmıyor, işler yerinde sayıyor. Gerçi Kocaoğlu imza atmayan bürokratlara karşı tavrını basın yoluyla ortaya koydu. Ancak bu tavır ne kadar yeterli olur?
Sonuçta imzayı atacak olanlar memurlar. Memuru da kovup yerine başkasını getirme şansı olmadığı için Kocaoğlu onları ikna metoduna başvurmak zorunda.
Operasyonun ikinci dalgasının beklendiği bu günlerde sorunlu olan dosyaların altına kimse imza atmaz. Sporda şike operasyonlarını gördükten sonra, “Bu memlekette Fenerbahçe başkanını, Beşiktaş teknik direktörünü içeri alan zihniyet, gerekirse tüm büyükşehri içeri alır” düşüncesi iyice yerleşmiş durumda…

NOT 1: Karşıyaka Belediyesi’nin Yamanlar’da yaptığı gençlik merkezini tamamlamak üzere… Karşıyakalıları dağ turizmi ile buluşturmayı hedefleyen proje gerçekten çok olumlu. Eski NATO dinleme tesislerinin yerine yapılan gençlik merkezini herkesin görmesi gerekiyor. Tesisin tek eksiği yolu... Umarım açılış gönüne kadar yol genişletme çalışmaları da bitirilir.

NOT 2: CHP’nin yeni İzmir milletvekillerini görürseniz, bizlere de haber verin. Bugüne kadar kendilerine sokakta rastlamadım. Çok çalışıyorlar sanırım.

PAUSE HABER: 14 - 07 - 2011