Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

26 Mayıs 2011 Perşembe

Seçim mi var?

Bir garip seçim atmosferi…

Sokaklarda 2 hafta sonra seçim olacağına dair tek tük işaretler var.
Onlar da bayraklar ve küçük partilerin seçim minibüsleri…
Saadet Partisi’nin bayrak şovu ilginç...
Nereye dönseniz Saadet’in bayrakları ile karşılaşıyorsunuz… Seçim propagandası için kullandıkları tek yöntem bu sanırım…
Milletvekili adayları keyifsiz… AKP daha organize, CHP ise darmadağın…
İzmir Büyükşehir Belediyesi operasyon nedeniyle seçime uzak… İlçe belediyelerine ise seçim hiç uğramamış. Zaten onlardan destek isteyen de yok. Sadece izliyorlar, partililik gereği görüntü veriyorlar…
Seçim çalışmalarının üç ana ekseni var.
Birincisi başbakanın proje yağmuru… Tabii bunlardan hangileri yapılacak, hangilerine öncelik tanınacak bilinmiyor…
İkincisi başbakan ile muhalefet parti lideri arasında giderek sertleşen atışmalar… Bazen maalesef bel altına bile iniyor bu diyaloglar…
Üçüncüsü yine bel altı ile ilgili olan MHP’nin kasetleri…
Bunun dışında Türkiye’nin seçim atmosferine girdiğini gösteren hiçbir belirti yok.
Seçim İzmir’de de hissedilmiyor.
Anketlerde de heyecan verici sonuçlar yok.
Sadece bir anket şirketinde CHP’nin oyu yüzde 30’un üzerinde çıkıyor. Diğerlerinde ise 24-28 bandında… Bu şirketin AKP ile bir sorunu olup olmadığı da geliyor akla…
Operasyon nedeniyle oyun dışında kalan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden ise ses seda çıkmıyor.
Metro inşaatında iki bilet istasyonunun kaba inşaatını bitiren ve Hatay Caddesi’nin bir bölümünü trafiğe açan Kocaoğlu, “Metroda ilerliyoruz” mesajını vermeye çalışıyor. Ancak sorulan sorulara yanıt vermeye başlayınca inşaatın beklenenden uzun süreceği ortaya çıkıyor: “Üçkuyular’da sorunu aştık. Ancak Poligon’da sıkıntılarımız sürüyor. Zemin çürütmeye devam ediyoruz…”
Bu cümle bile inşaatın Hatay’ın tamamı trafiğe açılsa bile, uzun süre devam edeceğini gösteriyor. Umarım yerel seçimlere yetişir açılışı…

NOT 1: AKP’nin kentsel dönüşüm projesi önemli. Bir türlü kendini dönüştüremeyen, İzmir’in merkezindeki gecekondulaşmaya çözüm üretemeyen kent için iyi bir fırsat olabilir.

NOT 2: Kocaoğlu EXPO’ya gitmeyince AKP’ye iyi malzeme verdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bazı kararları duygusal aldığı herkes tarafından biliniyordu. Bu süreç ile ayyuka çıkmış oldu. Kocaoğlu kendisi yerine başkan yardımcısını Paris’e gönderebilirdi. Ama yapmadı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da bu tavrı seçim sürecinde iyi kullanıyor.

NOT 3: AKP’nin açıklayacağı mega proje İzmirliler tarafından merakla bekleniyor. Tüp geçit, otoyol projeleri, kentsel dönüşüm kamuoyunda daha önce tartışıldığı için, başbakanın açıklayacağı projenin daha farklı olması bekleniyor. Ankara’da açıklanan uzay merkezi projesini okuyunca İzmir için de benzer bir projenin gelebileceği ihtimali büyük.

NOT 4: Yemekteyizden sonra kahvaltıdayız programı da yapabilirim.

PAUSE HABER: 26 - 05 - 2011

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Gözler bağımsızda

CHP İzmir birinci bölgede ilginç gelişmeler yaşanıyor…

Herkes AKP - CHP ve MHP çekişmesi bekliyor. Ancak BDP’nin bağımsız adayını hiç de yabana atmamak gerekli.
Bağımsız aday Mehmet Tanhan‘ın milletvekili olma şansı diğerlerine göre çok daha yüksek…
İki partinin oy oranlarının yakın çıkması halinde bağımsıza 78 bin oy yetiyor.
Bir önceki genel seçimlerde Kürt kökenli olmayan EMEP’li adaya 46 bin oy çıkmıştı.
Dolayısıyla 32 bin oya daha ihtiyacı var BDP’nin desteklediği bağımsız adayın…
Ancak bu seçimlerde bazı avantajları var.
1 – AKP ve CHP seçilebilecek sıralardan Kürt kökenli aday koymadılar.
2 – Geçtiğimiz seçimlerde birinci bölgedeki varoş oylarını toplayan isim CHP’den Abdürrezzak Erten’di. Yaklaşık 9 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak Erten çoğu doğu ve güneydoğu kökenli vatandaşları yanına çekmeyi başarmıştı. Birinci bölge sıralamalarında Sav grubu içinde olduğu için listelere konulmadı. Bu da CHP için büyük handikap. Çünkü Erten Mardin kökenli olarak birinci bölgedeki tüm Mardinli ve Bitlislileri etkileyebiliyordu.
3 – Giderek sertleşen siyasi iklim de Kürt kökenlilerin oylarının bir noktada toplanmasına neden oluyor. Önceki gün Basmane’de yaşananlar, iklimin ne kadar sertleştiğini ve İzmir’in de bundan etkileneceğini açıkça gösteriyor.
Bir bağımsız adayın milletvekili olması İzmir’de gerçekten ezber bozar.
Sadece il yönetiminin organizasyonu ile hareket eden BDP’lilerin seçilmiş vekilleri ile Konak’ta, Alsancak’ta boy göstermeleri İzmirliler için gerçekten şaşırtıcı olur.
Siyaset de o zaman farklı bir mecraya oturur.
İzmirliler AKP’den çekindikleri kadar BDP’ye de uzak duruyorlar.
AKP’nin oy oranındaki artışı, BDP’nin milletvekili çıkarması ile çifte şok yaşayacakları açık. İşte o zaman “Biz nerede yanlış yapıyoruz” sorusunu daha çok tartışmaya başlayacaklardır.

NOT 1: Urla’da CHP ilçe yönetimi referandumda oy kullanmayan 6700 kişiyi saptadı. Hepsinin adreslerine elden ayrı ayrı mektup göndererek, bu seçimde ülkemizin geleceği için oy kullanma çağrısında bulundu. İlk kez bu kadar kapsamlı bir seçim taktiği görülüyor. 6700 kişiye doğrudan ulaşmak, genel merkezden seçim harcamaları için gönderilen 3 bin lira ile olamaz tabii ki…

NOT 2: CHP’de gerçekten ciddi bir koordinasyonsuzluk var. İl yönetimi ayrı havada, adaylar ayrı… Eskilerin hiçbiri yok… İlçe belediyeleri kıllarını kıpırdatmıyor. Kıpırdatsalar ne olacak. Kimse onlardan destek istemiyor. Yeni adayların da büyük bölümü kenti bilmiyor. Bakalım bu koordinasyonsuzluk sandığa nasıl yansıyacak. CHP istediği kadar sandık görevlisi bulacak mı acaba?

NOT 3: Kocaoğlu operasyonu siyasete bağladı ve bunu bahane ederek EXPO adaylık başvurusuna katılmadı. Bana göre hatalı davranıyor. Kentsel dönüşüm projelerini ele geçiren AKP, EXPO’nun da lideri olur ise büyükşehir belediyesinin ne görevi kalacak ki…

PAUSE HABER: 14 - 05 - 2011

12 Mayıs 2011 Perşembe

Meselenin özü

Savcılık soruşturması gizli ama tüm telefon kayıtları sağa sola sızdırılmış durumda…

Çok da önemli değil…
Yine de memleketin özel savcısı bu durumda ne yapıyor merak ediyorum.
Hala “Bu soruşturma çok önemli ve gizlidir” diyebiliyor mu?
Benim ya da başkalarının kayıtların sızdırılmasından dolayı yasal sürece başvurmalarına gerek yok. Zaten ortada bir şey yok… Tamamı kuru gürültüden ibaret…
Önemli olan meselenin özü…
Bu operasyon büyükşehirdeki bazı yolsuzluklara yönelik idi…
Özel savcı bir iddianame hazırlayacak ve belgeleri ortaya koyacak.
Bu arada seçim sonrası için yeni operasyonlara hazırlanıp hazırlanmayacağı da belli olacak.
Gözaltına alındıktan sonra tutuklananların üçü F tipi cezaevinde. Bir bölümü Buca’da, diğerleri de Bergama’da…
Herkesin farklı yerlerde tutulmalarının özel bir nedeni var mı?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu seçime kadar tutuklananların içeride kalacağını ancak seçim sonrası durumun değişeceğini ileri sürüyor. Bugüne kadar yapılan operasyonlara baktığımızda savcının iddianame hazırlaması, konuyu genişletip genişletmeyeceğine karar vermesi ve mahkeme sürecinin başlatılması.
Bu iş Kocaoğlu’nun beklediğinden daha uzun olacak.
Ya da arkadaşlarının moralini bozmamak için böyle söylüyor.
Bu arada soruşturma kendi mecrasında akıyor. Yeni ifadelere başvuruluyor, yeni belgeler ortaya konuyor, bazı isimlerin ikinci kez görüşlerine başvuruluyor.
Seçim sonrası ortaya çıkacak iddianameyi ben de merak ediyorum.
Hoş o iddianamede şu çok tartışılar yemek konusunda da ilginç saptamaların çıkacağından eminim. Bekleyin görün…

***

Kılıçdaroğlu’nun İzmir ziyareti beklenen patlamayı yapmadı. Konak Meydanı’nda toplanan kalabalık sayısı yaklaşık 3.000… Büyükşehir ve İZSU çalışanları da buna dâhil… Halk bu konuda temkinli…
Yerel yönetimlerden rahatsız oldukları için eskisi gibi körü körüne bir partinin kuyruğundan gitmeyeceklerini net biçimde ifade ediyorlar.
Zaten AKP dışında barajı geçebilecek bir merkez parti olsa idi, CHP’nin bugün çıkaracağı toplam milletvekili sayısının 6’yı geçmeyeceği açıktı.
Çalışma temposuna baktığımızda da aynı sonuçları görüyoruz.
CHP’li adaylar dağınık, kimsenin kimseden haberi yok. İl yönetimi net biçimde açıkta. Bazı milletvekilleri adayları kendileri tek başlarına dolaşıyor…
İlçe belediyelerinin de seçimlerden haberleri yok. Birçok ilçe belediye yöneticileri seçimlerin kendilerine teğet geçtiğini, bir kişinin bile kendilerinden destek istemediklerini belirtiyorlar.
Buna karşılık AKP adayları belli bir koordinasyon çerçevesinde hareket ediyor. Bakanlar tek başlarına dolaşıyor, diğer adaylar üçlü gruplar halinde. Yanlarında il yönetiminden kadın kollarından ve gençlik kollarından birer üye bulunuyor. Bu gruba gittikleri ilçelerdeki ilçe yöneticileri de ekleniyor.
Günlük turlar sonucu günlük raporlar hazırlanıyor, bir gün sonra bu raporlar doğrultusunda hareket ediliyor.
Genel seçimlerde takke düşecek tabii ki…
Birinci bölgedeki BDP destekli bağımsız adaya dikkat. Aradan sıyrılma ihtimali giderek artıyor.

PAUSE HABER: 12 - 05 - 2011

8 Mayıs 2011 Pazar

Mahalle,ev baskısı ve dahi takiye

Kayseri’de Trabzon’da, Konya’da İstanbul’un bazı semtlerinde mahalle baskısı gerçeği var ise İzmir’de de bir mahalle baskısı var.

Bunu hissediyorum.
Evet, İzmir demokratik bir kent…
Bu tanımlamaya kimsenin karşı çıktığı yok. İzmirli aileler özgürce hareket ediyor, şairin dediği gibi İzmirli kızlar olabildiğince rahat.
Bu kentte boyoz çok önemli, simite gevrek denir vs…
İyi de bu kentte mahalle baskısının olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Haşema ile denize giren kadınlara pek iyi gözle bakmaz İzmirliler. Hatta yanlarından geçerken sözlü tacizde bulunurlar.
İnin deniz kıyısına, Kordon’a, türbanlı kadınlardan cüzzamlı gibi sakınılır.
Kimse onların da kendi yaşam biçimleri olduğunu kabul etmek istemez.
İzmirlilere göre onlar iktidarın nimetlerinden yararlanan, kentin görüntüsün bozan asalak tiplerdir.
Son operasyonda yaşananları gördüğümde, konu hakkında yapılan açıklamaları dinlediğimde mahalle baskısını net biçimde hissettim.
Demokrasi dediğimiz şey herkesin yaşam biçimine, düşüncesine saygı duymaktır.
Siz bugüne kadar Türkiye’nin hiçbir kentinde bir belediyeye yapılan operasyonu siyasallaştıran, bunun için kentin meydanında yürüyene rastladınız mı?
Edirne’de de CHP’li belediyeye operasyon yapıldı, Antalya’da da… CHP’li Didim Belediye Başkanı’na işten el çektirildi… Ama sokaklarda buna benzer nümayişler olmadı.
Ne oluyor da İzmir’de birileri düğmeye basıp bu operasyonu bu kadar siyasallaştırıyor?
Operasyon, operasyondur…
Özel yetkili savcı bir karara varmıştır, öncelikle bunun sonuçlarını görmek lazımdır.
Ve yapılan bu operasyon sadece ve sadece son dönem yaşanan gelişmelere bağlı olarak gerçekleşmiştir.
Olmasaydı, Erzu Hızır serbest mi bırakılırdı?
Pervin Şenel Genç tutuklanır mıydı?
Bu konular hakkında yazı yazdığım için bırakın mahalleyi, ev baskısı ile karşı karşıyayım.
Çok önemli değil. Bunları göğüsleyecek aklım ve cesaretim var.
Ancak ortada bir sorun var ise net biçimde soruşturulmalı.
Benim verdiğim ifadede son 5 yılda İzmir’de yaşananlar vardı. Giraud Ailesi’nin Buca’daki arazisi, üçüncü İzmir projesi vs… Ama hiçbirinde savcının tutuklama nedeni olarak gösterdiği olaylar yoktu. Çünkü bunları ben de dâhil olmak üzere İzmir’de hiçbir gazeteci bilmiyordu.
Mandalin konusundan haberimiz yoktu, süt dağıtımından da…
Olsaydı yazardık…
Aslında bu günlerde eski özel savcı Murat Gök’ün elindeki dosyalara bakmak gerekiyor.
Apar topar buradan gönderilme nedeni neydi acaba?
Hatırlarsınız, medyaya yaptığı son açıklamasında ortaya koyduğu isimler, herkesin kanını dondurmuştu. O açıklama bazı gazetelerde yayınlanmış, ancak daha sonra nedense jet hızıyla internet sitelerinden bile kaldırılmıştı.
Yoksa Gök’ün buradan gönderilmesi de mahalle baskısının sonucu muydu?
Siz bakmayın Kocaoğlu’na gelen desteğe…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na destek verenlerin, iktidar partisinin üst-düzey yetkililerinin karşısında nasıl el pençe divan durduklarını, Ankara’da kendi işlerini halletmek için bakanlıklarda nasıl takla attıklarını görseniz, şaşarsınız.
Dinle ilgisi olmayan, içkiyi çok seven biri olarak bu satırları kaleme alırken, mahalle baskısını sonuna kadar uygulayan ve bunu takiye ile örtüştürmeyi başaranlara bir örnek vermek istiyorum.
Hani bu kenti, başkanlar kurulu üzerinden yönetmeye talipler var ya aramızda.
İsmi Necip Kalkan.
Yılların İTO Meclis Başkanı… Geçtiğimiz genel seçimlerde DYP’den adaydı kendisi… “AKP’nin açtığı yaraları saracağım” diye yara bandı dağıtıyordu.
Bu genel seçimlerde yasa gereği meclis başkanlığından istifa etmesi gerekiyordu aday adaylığı için. Son dakikaya kadar CHP’den haber bekledi. CHP’nin Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile Tekin Diyarbakır’da iken bir telefon görüşmesi yaptı. Tekin’den Kılıçdaroğlu’nun kendisini kaçıncı sıraya koyabileceğini öğrenmesini istedi. Ancak Tekin, Kalkan’ı bir daha aramadı.
Necip Kalkan bunun üzerine İTO Meclis Başkanlığı’ndan istifa etti ve AKP’den aday adayı oldu. Başbakan da ona bu fırsatı vermedi.
Kalkan aynı zamanda resmi bir kurum olan İZKA’nın da başkanıydı. Şimdi İZKA'nın başında İzmir medyasında duayen işadamı olarak tanımlanan ancak bugüne kadar profesyonel yöneticilik dışında hiçbir şey yapmayan, kentte tek bir yatırımı bile bulunmayan Kemal Çolakoğlu var.
Takiye mi desem, mahalle baskısı mı desem, ev baskısı mı diye özetlesem…
Çok karışık bir kent burası…
Umarım genel seçimlerden sonra bu karışıklıklar giderilir.
Giderilmez ise, gerçekten 5 yıl sonra “Orada, çok büyük bir köy var uzakta, onun adı İzmir” diyeceğiz.

NOT 1: Yılmaz Özdil ile Bekir Coşkun’un yazılarını okuyunca mahalle baskısını daha çok hissettim.

NOT 2: Sistemi sorgulama dönemi geldi de geçiyor… Son yıllarda siz hiç İzmir’den teorik çerçevede bir yenilik ortaya koyan birine rastladınız mı? Varsa yoksa dedikodu…

NOT 3: Ne olacak bu metronun hali? Mayıs bitecek. Hatay Caddesi hala kapalı… Söz vermek CHP'de çok önemlidir Sayın Kocaoğlu… Hani Askeri Hastane ve Renkli istasyonları Nisan’da bitecek ve yol trafiğe açılacaktı.

PAUSE HABER: 08 - 05 - 2011

6 Mayıs 2011 Cuma

Sıkıntı var

Operasyonun birinci ayağı bitti.
Gerek CHP gerekse AKP kanadından gelen tepkiler operasyonun dallanıp budaklanmasını, daha da büyümesini şimdilik engelledi…
Seçimden sonra ne olur?
Seçim sonrası bu iş büyür, dallanıp budaklanır, genişler, geçmişe de döner…
Anladığım kadarıyla tutuklama kararı tamamen yeni suçlar üzerine gerçekleşti. Bizim yazdıklarımız, çizdiklerimizin dışında, telefon konuşmaları ile sabit, belki de görüntülerin bulunduğu suçlar net kanıt olarak ortaya kondu.
Savcı bu kanıtlar üzerinden bazı isimleri mahkemeye sevk etti. Mahkeme de yine bu net kanıtlar üzerinden kararını verdi.
Şimdi savcılık iddianamesi hazırlanacak… Artık 3 ay mı sürer 5 ay mı bilinmez…
Geçmişe yönelik işlere de bakacak, bunların kanıtlarını ortaya koymaya çalışacak.
Seçim sonrası yeni operasyonlara da hazırlıklı olmak gerekiyor.
Belki bu arada birkaç kişiyi yeniden alacak…
Millet neden bu kadar gergin?
Sokaklarda nümayişler yapılıyor, basın açıklamaları gerçekleştiriliyor…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bile birtakım sıkıntıların olduğunu kabul ediyor.
Nitekim benim görüşlerime başvurulduğu sıralarda Organize Suçlar Birimi’nde beni bekleyen Hasan Tahsin’e Kocaoğlu’nun söyledikleri ilginç:
“Kültür işlerinde bir kaç sıkıntı var…”
Bir kentin belediye başkanı bunu diyor ise, oturup bir düşünmekte yarar var sanırım.
Operasyonu kutuplaştırmanın da bir yararı yok.
“Seni hırsızın kötü, benim hırsızım iyi” tanımlamasıyla bir yere varılamayacağı açık ve net.
Bu işin içinde AKP’li oldukları iddia edilenler var ise, onlara şimdilik dokunulmadı ise, dokunulmayacak anlamına gelmiyor.
En azından ben AKP’ye yakın isimlerin de ciddi derecede izlendiği kanısındayım.
İzmir bu çerçevede ilginç bir kent…
Bakıyorsunuz, en olmadık yerlerde AKP’liler ile CHP’liler anlaşıyor, ortak hareket ediyorlar.
Madem 1,5 yıldır süren bir takip var. AKP’li büyükşehir belediye meclis üyeleri ne yaptılar ki…
Siz hiç büyükşehir meclisinde alınan kararları eleştiren AKP’li meclis üyesi gördünüz mü?

NOT 1: İlçe belediyelerinin de tetikte olmaları gerekiyor. Çünkü bu hareketin daha sonraki adımları ilçe belediyeleri içinde olacak.

NOT 2: Kocaoğlu liderlik sevdasını bırakıp kentin sorunları ile ilgilenir ise daha çok sevilir.

NOT 3: Büyükşehir belediye başkanına destek veren Başkanlar Kurulu’nu ise hiç anlamadım. Zaten yasal olarak da böyle bir kurum yok. Uyduruk bir tanımlama… Bu başkanlara üyeleri tarafından verilen görev ne? Kendi meslek gruplarının sorunlarını çözmek… Onlar bu işleri bırakmış, ülkenin sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. İyi de günün birinde birileri size sorar, “Siz nesiniz kardeşim” diye… Öyle uyduruk kurumlarla kenti yönetme sevdanızdan vazgeçmeniz gerekiyor. Kentin nasıl yönetileceğine halk karar verir, sizler değil… İzmir Valisi de bu garip kervana katılmamalı…

NOT 4: Mülkiye müfettişlerinin soruşturması için 2,5 ve organize şube soruşturması için 7 saat bilgime başvuruldu. Devletin bana 9,5 saat borcu var…

NOT 5: Milleti sokağa dökmek için içşileri işten atma, memurlara da sürgün tehdidinde bulunan sendika temsilcilerinin de ciddi biçimde "uyarılması" lazım. Israr etmeyi sürdürürlerse isimlerini de açıklarım...

PAUSE HABER: 06 - 05 - 2011

1 Mayıs 2011 Pazar

İşte yeni yazı

Uzun süre oldu; okurlarımdan da şikâyetler arttı. “Neden yazmıyorsun” diye…

Günlük bir gazete çıkarma telaşına düştük… Çizimiydi, çalışacak arkadaşlardı, mekânın hazırlanmasıydı, tanıtımıydı… Çok iş var…
Amaç İzmirlilerin, Egelilerin okumaktan zevk alacağı, onların beklentilerine duyarlı, sokağın dertlerini anlatan bir yayın organı yaratmak…
Günlük gazete ile karşınızda olduğumuzda anlayacaksınız diğerlerinden farkını…
Bu arada yaklaşan genel seçimlere yönelik bazı tespitler yapmak gerekiyor.
1 – Bugünün konjonktüründe birinci bölge 5 – 5 – 2 – 1 ya da 5 – 5 – 3 ya da 6 – 4 – 2 – 1
2 – İkinci bölgede ise 7 – 5 – 1 ya da 6 – 5 – 2…
3 – AKP ve MHP meydanlarda da CHP’lileri göremiyorum hala… Yoksa ben mi körüm…
4 – İl yönetiminden birkaç kişi çalışıyor, diğerleri yatıyor…
5 – Alaattin Yüksel çok kızgın ilçe belediyeleri ve ilçe yönetimleri seçim için çalışmıyor diye… Çalışacaklar sizlerin başarılı olmalarını sağlayacaklar da sonra kendi boyunları mı kopacak… İlçe belediye başkanları ve ilçe yönetimleri çok iyi biliyorlar ki, bu yapı seçimlerde başarılı olur ise hepsinin kelleleri gidecek… Milletvekili sıralamalarında bu gerçek net biçimde ortaya çıktı…
6 - Yerel seçimlerde Kocaoğlu’na destek büyüktü. Ancak gördüğüm kadarıyla genel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olumsuz bir figür olarak karşımızda… Göztepe maçında taraftarların tavrı da bunu net biçimde ortaya koydu.
7 – AKP açıklayacağı projeler ile ortada olan İzmirlilerin güvenini kazanabilir. Yeni projeler arasında Bayraklı Konak ve Karabağlar ’da TOKİ ile kentsel dönüşümü sağlamak var. Birçok İzmirliyi ilgilendirecek bir proje bu…
8 – MHP birinci bölgede hayli iddialı… 4. sıradaki Selahattin Şahin ve 3. sıradaki Müsavvat Dervişoğlu ile Sarnıç ve benzeri mahallelerde yerel seçimlerde CHP’ye oy kullanmış blok oyları MHP’ye aktarmak için yoğun çalışma içindeler.
9 – Birinci bölge bağımsız adayı Nusaybin eski belediye başkanı Mehmet Tanhan bana göre şanslı isim… CHP ve AKP’nin birbirine yakın oy almaları halinde bağımsız adaya 78 bin oy yetiyor. Geçtiğimiz seçimde 45 bin oy alan bağımsız aday AKP ve CHP’deki Kürt ve doğu Anadolu kökenli adaylarla yarışmıştı. Özellikle Abdürrezzak Erten’in bu oyları kendisine topladığına şahit olmuştuk. Bu kez AKP ve CHP listelerinde doğu kökenli isim yok. Üstelik Mardinli aday da yok. Bu durum Mehmet Tanhan’ın şansını artırıyor.
10 – Mayıs ayı geldi… Hala Hatay Caddesi’nde bir hareket yok. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı caddenin bir bölümünün nisan ayı içinde açılacağını söylemiş, hatta yemin bile etmişti. Artık kimse Kocaoğlu’nun yeminlerine inanmıyor.
11 – CHP’de yeniden sıralara konmayan vekiller, aday adayı olup sıralamaya giremeyenler bir kenarda oturmuş seyrediyorlar…
12 – İkinci bölge üçüncü sıra adayı Mehmet Ali Susam da her zamanki gibi tek başına çalışıyor. Susam mecliste de Alaattin Yüksel grubunun karşısında duracak isimlerden biri… Çünkü Kocaoğlu ile yıldızları hiç barışmadı.
13 – Demokrat Parti merkez partilerden oy çalabilir mi? Çalmayı başarır ise İzmir dengeleri daha çok değişir…
14 – Tüp geçit projesinin İzmir trafiği için çok önemli olduğu açık. Birilerinin bu projeye daha çok ilgi göstermesi gerekiyor.
15 – Gültepeliler CHP’ye çok kızgın. Özellikle de bir adaya… “Sizler çok amatörsünüz, ben profesyoneller ile çalışırım” deyip, İstanbul’dan ekip getiren bir adaya ateş püskürüyorlar.

PAUSE HABER: 01 - 05 - 2011