Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Ne fark var ki?

Ha Avrupa Birliği, ha Kocaoğlu…

Yunanistan’ın ekonomik krizden çıkması için adım atmayan yumurta kapıya dayanınca göstermelik paketler ile sorunu çözmek yerine ötelemeyi tercih eden AB…
Yıllardır, “Bu yapı ile bir şey olmaz, belediye bürokrasisi çökmüş” diyenlere kulaklarını tıkayan, yine sıkışınca birkaç değişiklik yapıp, “İşte belediye bürokrasisini yeniledim. Metal yorgunluğunu ortadan kaldırdım” diyerek meseleyi 6 ay daha ötelemeye çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu…
Belediyeye yakın çevreler, içeride çalışanlar, yerel yönetimlerle dirsek teması olan herkes bu değişime burun kıvırıyor, “Kendini kurtarmak dışında Batı cephesinde yeni bir şey yok” diyor.
Bir de başka bir teori var ki çok ilginç…
Bir gazeteci dostumun büyükşehirdeki değişime yönelik tespiti şu:
“İkinci operasyon Ağustos ayında bekleniyor. Kocaoğlu bu operasyonda gidebilecek ekibin yerine yeni isimleri yerleştiriyor. Böylece makamlar boşalmayacak.”
Böyle iddialı tezin altında başka bir gerçek de var.
“Kocaoğlu uzun süredir birlikte çalıştığı arkadaşlarını Şimdiden teslim ediyor.”
Ağır bir itham ancak bu hipotezin kendi iç tutarlılığını göz ardı etmemek mümkün değil.

***

CHP şimdilik yaz uykusuna yatmış görünüyor. Sıcaklardan çabuk etkilenir bu parti. Zaten arkasından Ramazan geliyor. En azından Şeker Bayramı sonuna kadar rahat etmeyi planlıyor CHP yönetimi. AB’nin öteleme taktiğine benzer bir durum.
CHP’nin siyasette başarılı olmamasının nedeni de bu. Ötelemek, proaktif hareket etmemek, yeni projeler geliştirememek.
Bir adım attılar, yemin etmediler, sonra gelip başbakanın söylediği gibi tükürdüklerini yaladılar.
Ne değişti ki?
Hapisteki milletvekilleri serbest mi bırakıldı?
Üstelik yemin etmeyen tek milletvekili İsa Gök konusunda ne yapacaklarını bile bilmiyorlar. Genel merkez, “Yemin etmez ise disiplin süreci başlar” diyor.
Ne zamana kadar yemin etmez ise disiplin süreci başlayacak, neden bu süreç izlenecek, İsa Gök partinin ilk gün ortaya koyduğu stratejiden farklı ne yaptı?
Partinin genel seçimlerdeki başarısızlığı konusunda genel merkezde ne gibi bir çalışma yapılıyor. İller bazında bu çalışmanın yansımaları olacak mı? Yoksa bu çalışma yerel yönetimler seçimlerinden hemen önce mi bitirilecek? Böylece herkes korunmuş mu olacak?
Kısacası CHP öyle bir atalet içerisinde ki, bu şartlar altında mulafet görevini nasıl yapacaklarını açıkçası merak ediyorum.

***

Urla’da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Bu ilçeye iyi bakmak gerekli… Plan tadilatlarına hiç dokunulmadan büyükşehir belediyesinden geçmesi bazılarının dikkatini çekmiş. Sonunda yapılan itirazlar yerini bulmuş ve plan iptal edilmiş. Bakalım yeni hazırlanacak plan bir öncekine göre ne tür değişiklikler içerecek.
Aslında son iki yılda ilçenin tapu kayıtlarında meydana gelen değişiklikler incelense, tarım alanlarının hangilerinin sanayi alanı olarak değerlendirildiği ortaya konulsa, bazı kooperatiflerin aldıkları yeni araziler netleştirilse epey gürültü koparacaktır.
Aslında bu konuda ilçenin AKP’li meclis üyelerine büyük görev düşüyor. Ya da iktidar partisinin il yönetimine… Şöyle küçük bir araştırma ile nelerin çıkacağını görünce, kendileri de şaşıracaklar.

PAUSE HABER: 23 - 07 - 2011

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Kocaoğlu'nun itirafları...

Metro yine sarktı…

Bu bilgi bana ait değil.
Yeni Asır Gazetesi’nde Ertan Gürcaner kaleme almış.
Firma yine üç aylık ek süre istemiş.
Vallahi İzmirliler olarak tüneli biz kazsaydık, şimdiye kadar 10 kere bitirirdik.
Kocaoğlu’nun bu saatten sonra kamuoyuna gerçekten bir açıklama yapması gerekiyor.
Öyle “Her şeyi ben bilirim, bekleyin” diye değil.
Çıkacak medyanın önüne şunları söyleyecek.
“Ey İzmirliler…
Bugüne kadar size maalesef hep yalan söyledim. Aslında bu metroyu bitiremeyeceğim. Benden sonra gelecek belediye başkanı tamamlayacaktır. Sizden tekrar özür dilerim. Yapmaya başladığım bütün projeler yarım kaldı.
Zaten ortada çok da proje yoktu.
Adnan Saygun, Doğal Yaşam Parkı ve İnciraltı Kent Ormanı gibi biten tüm projeler ise Ahmet Piriştina’nın projeleriydi.
Bir tek proje yaptım o da yer altı geçitleriydi. Onlar da zamanında bitmedi. Bir şeye de benzemiyorlar. Kışları su doluyor, her gün eğim hatası nedeniyle trafik kazası oluyor, dolayısıyla pek bir işe yaramıyorlar.
İzmir’i demir ağlarla öreceğim dediğimde ben bile inanmamıştım. Demir ağlarla değil de bitmeyen inşaatlar ile ördüm İzmir’i…
Küçücük Bornova metrosunu bile bitiremedim.
Kent yenileme projesine başlayamadım bile.
Üçüncü İzmir Projesi hazırdı, üzerinde oynayayım dedim, elime yüzüme bulaştırdım.
Bir zamanların gözde mekânı İnönü Caddesi’nin gecekondudan farkı kalmadı.
Kordon’a el attım, tüm esnafı karşıma aldım. Alsancak çöküyor…
Piriştina’nın ekibini dağıttım, yeni ekibime hiç sahip çıkamadım.
Rüşvet çarkı dönmeye başladı, bir şey yapamadım. Sonunda operasyon bile yedim.
Siyasetin içine fazla girdim. Partiyi yanlış yönlendirdim. Bir iki arkadaşımı milletvekili yapacağım diye tüm örgütü harcadım.
Bornova’da bir buz pateni salonu yaptırdım, 80 trilyon ödemek zorunda kaldım.
Daha da ödeyeceğiz gibi görünüyor.
Yeni iş alanları yaratamadım.
EXPO’yu bile getiremedim. Yanlış bilgi nedeniyle gittiğimiz Tayland seferinde çuvalla para harcamak zorunda kaldım.
Yeni EXPO başvurusuna da katılmadım. Devletin orada olmasını içime sindiremedim. Ben derim başka bir şey demem.
Homeros Vadisi diye yaptırttığım ucubeyi siz beğenmiyorsunuz ama şahsen ben çok beğeniyorum.
Şimdi hedefimi Urla’ya çevirdim.
Gerçekten yapamadıklarım ve elime yüzüme bulaştırdığım tüm işler için İzmirlilerden…
Bundan sonra bu işleri bırakacak, Urla’da münzevi bir şekilde yaşamımı sürdüreceğim. Orada aldığım araziler bana yete artar da…
Ancak Urla’nın planlarının iptal edilmesine üzüldüm.
Her şeyi iyi ayarlamıştım gibi geliyordu bana.
Acaba nerede hata yaptım?”

PAUSE HABER: 18 - 07 - 2011

14 Temmuz 2011 Perşembe

Tatilin ardından

Bir tatile çıktık, ortalık toz duman…

CHP yemin etmiş…
Ne değişmiş de yemin etmiş anlamakta zorlanıyor insan…
Tükürdüğünü yalamak dedikleri bu olmalı…
Zaten Tayyip Erdoğan da aynı şeyi söylemişti. Başbakanın yemin sonrası da “Benim dediğime geldiler” açıklaması inceden tükürük meselesine bir göndermeydi.
Artık herkes görüyor ki, CHP bu PM ile Türkiye’de siyaset yapacak durumda değil.
Gündemi AKP belirliyor, CHP gündeme karşılık ilk adımı atıyor, ancak daha sonraki adımları düşünmediği için hemen tökezliyor.
AKP ise beş adım sonrasını hesaplıyor ve ona göre davranıyor. CHP’nin her adımda tökezlemesini de gülümseyerek seyrediyor.
Son yapılan anket gösteriyor ki, CHP seçmeni partisinin aldığı kararları anlamıyor ve büyük çoğunluğu bu kararları tasvip etmiyor.
Kurultay süreci de gündeme yenik düşüp rafa kalktı gibi görünüyor.
Ancak partinin içi hiç de öyle değil.
Örgütlerin tümü ayakta…
İzmir’de il başkanı, genel başkan yardımcısı ve büyükşehir belediye başkanına yönelik muhalefet giderek büyüyor ve sertleşiyor.
Bir de İzmir CHP’nin çınarı Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk’e yapılanlar anlaşılır gibi değil.
Sayın Bayır, siz kısa pantolon ile sokakta misket oynarken Emin Öztürk CHP’yi yaşatmak için siyasetin içindeydi.
Üstelik seçimdeki İzmir başarısızlığın ana nedeni il yönetimidir.
Başkalarına çamur atarak o koltukta kalacağınızı zannediyorsanız, yanılıyorsunuz.
Yüksel ve Kocaoğlu’nun uydusu olmak da kurtaramaz sizi.
Sonuçta CHP’nin bugünkü genel merkez yönetimi bu ikiliye hiç de sıcak bakmıyor.
Sav ve Baykal grubu ise bu ikiliyi bir kaşık suda boğacak kadar gergin.
Dolayısıyla en ufak bir değişimde okey dışarı kalacak bu ikiliye dayanarak koltuğunuzu daha ne kadar muhafaza edebilirsiniz.
İlçe belediye başkanlarının tavrı da ortada… Düne kadar kapalı kapılar ardında muhalefet yapan belediye başkanları bile kartlarını açık oynamaya başladılar.
Büyükşehir belediye başkanının bu konudaki tavrı önemli bu aşamada…
Çünkü operasyon sonrası büyükşehirde kimse imza atmıyor, işler yerinde sayıyor. Gerçi Kocaoğlu imza atmayan bürokratlara karşı tavrını basın yoluyla ortaya koydu. Ancak bu tavır ne kadar yeterli olur?
Sonuçta imzayı atacak olanlar memurlar. Memuru da kovup yerine başkasını getirme şansı olmadığı için Kocaoğlu onları ikna metoduna başvurmak zorunda.
Operasyonun ikinci dalgasının beklendiği bu günlerde sorunlu olan dosyaların altına kimse imza atmaz. Sporda şike operasyonlarını gördükten sonra, “Bu memlekette Fenerbahçe başkanını, Beşiktaş teknik direktörünü içeri alan zihniyet, gerekirse tüm büyükşehri içeri alır” düşüncesi iyice yerleşmiş durumda…

NOT 1: Karşıyaka Belediyesi’nin Yamanlar’da yaptığı gençlik merkezini tamamlamak üzere… Karşıyakalıları dağ turizmi ile buluşturmayı hedefleyen proje gerçekten çok olumlu. Eski NATO dinleme tesislerinin yerine yapılan gençlik merkezini herkesin görmesi gerekiyor. Tesisin tek eksiği yolu... Umarım açılış gönüne kadar yol genişletme çalışmaları da bitirilir.

NOT 2: CHP’nin yeni İzmir milletvekillerini görürseniz, bizlere de haber verin. Bugüne kadar kendilerine sokakta rastlamadım. Çok çalışıyorlar sanırım.

PAUSE HABER: 14 - 07 - 2011

30 Haziran 2011 Perşembe

AKP’nin İzmir stratejisi

Yemin krizi, yeni kabinenin oluşturulması, BDP’nin tavrı, CHP’nin duruşu, AKP’nin adımları…

Balyoz Operasyonu'nun yansımaları, Ergenekon Davası, komşularla ilişkiler…
Bunlar ulusal gündemin konuları…
Tabii bu gündeme bir de YAŞ kararları eklenecek. TSK’nın yeniden şekillenmesi bir anlamda…

***

İzmir’in gündemi ne?
AKP’deki zafer sarhoşluğu, CHP İl Başkanı’nın birbiri ardına gelen ilginç açıklamaları, kurultay çalışmaları, belediye başkanlarının Kılıçdaroğlu ziyareti, giderek su yüzüne çıkan parti içi mücadele, Kocaoğlu’nun Susam konusundaki garip tespitleri…
CHP’ye ya da Kocaoğlu’na hiç dokunmayacağım.
Nedense onlara dokunan sayısı son günlerde hayli arttı.
Giden ağam, gelen paşam durumu olduğu için önemli değil bence.

***

Biz gelelim AKP’nin İzmir’de ne yapacağına…
AKP İzmir’deki genel seçimlerden başarılı çıkmıştır.
Ancak başarı daha çok birinci bölgeye özgüdür.
Seçim öncesi yapılan kamuoyu araştırmalarında AKP’nin Binali Yıldırım nedeniyle ikinci bölgede daha başarılı olacağı, CHP’nin ise birinci bölgeyi silip süpüreceği iddia edilse de sonuçlar bu tespitlerin tam tersini gösterdi bizlere…
Birinci bölgede AKP, CHP ile kafa kafaya geldi ve tıpkı CHP gibi 6 milletvekili çıkardı.
AKP’nin birinci bölgede başarılı olmasının altında Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın oynadığı rol önemli.

***

Eski bir sosyal demokrat olan Günay, seçim bölgesindeki sol seçmenle buluşmayı başardı, onlara kendi projelerini anlatabildi.
Bu stratejinin arkasında tabii ki Günay’a İzmir bazında destek veren bazı isimler vardı.
Ancak mesele sadece seçimde başarılı olmak değil. Günay’ın bundan böyle de aynı stratejiyi sürdürmesi gerekiyor.
Dolayısıyla AKP’nin Türkiye’deki yapısı ya da onların İzmir yansımaları yerine İzmir’e özgü koşullar altında kuracağı ekip ile devam etmeli.
Aynı tespit AKP’nin yeni milletvekili İlknur Denizli için de geçerli.
AKP’yi Alsancak, Güzelyalı ve Hatay ile buluşturan Denizli’nin klasik teşkilat yerine yine bu bölgenin ilişki ağı üzerinden siyasetini yapması iktidarın bundan sonra da İzmir’de başarılı olmasının anahtarı olabilir.
Eğer AKP bilindik Anadolu tipi teşkilat yapısı ile İzmir’de hâkimiyet kurmaya çalışır ise yerel seçimlerde başarılı olamayacaktır.
Karşıyaka, Konak, Narlıdere ve Balçova sandıklarına bakılacak olur ise AKP’nin böyle bir mantıkta arayı kapatması mümkün görülmemektedir.
Karşıyaka’daki 90 bin farkı 35 proje ile kapatamayan AKP, İzmir açılımını Ertuğrul Günay ve İlknur Denizli gibi isimlerin ortaya koydukları siyaseti dikkate alarak yeniden planlamak zorunda.

NOT 1: Kocaoğlu’nun baş aşağı düşüşü hızla sürüyor. Zaten önemli olan zirveye çıkmak değil, orada kalmayı başarmaktır.

NOT 2: İzmir’de olağanüstü kurultaya imza vermeyen isimlerin bazılarını anlamakta zorlanıyorum. Bazılarının tavrı daha önce de netti. Ancak bir bölümünün nasıl döndüğünü anlamaktan başım döndü. Siyaset yapılır da, bu kadar dönerek yapılmaz yahu…

NOT 3: 35 V 2208 plakalı ESHOT otobüs şoförü 27 Haziran günü saat 01.30’da durakta otobüse binmek için bekleyen bir gazeteci arkadaşımızı otobüse almamış tam tersi otobüsü üzerine sürerek ölüm tehlikesi yaşamasına neden olmuştur. Gece son turunu atan otobüse binemeyen arkadaşımız ise saatlerce durakta beklemek zorunda kalmıştır. Sanırım ESHOT yönetimi bu konuda gerekli soruşturmayı yapacaktır. Tabii vatandaş onlar için önemli ise…

PAUSE HABER: 30 - 06 - 2011

20 Haziran 2011 Pazartesi

2014 dizaynı

Kurultay çalışmaları başladı…

Kimse seçimden bir hafta içerisinde bu tür bir çıkış beklemiyordu.
Ancak kurultay isteyen yapı kendisinden emin ve Parti Meclisi’ni değiştirmek niyetinde…
Neden?
CHP’de eksen kayması tartışmaları, seçim başarısızlığı, yönetim kadrosunun yetersizliği tartışılıyor.
Ancak bu kurultayda önemli olan 2014 dizaynı…
Eğer Kılıçdaroğlu kendi ekibi ile önümüzdeki yıl normal kurultaya gider ise, tüm yönetim mekanizması ve örgütün yapısı da değiştirilecek. Dolayısıyla ötekileştirilen yapının parti üzerinde etkisi tamamen ortadan kalkacak ve yerel yöneticiler Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından belirlenecek.
Hatta CHP’nin cumhurbaşkanlığı için adayını da Kılıçdaroğlu ekibi isimlendirecek.
Kılıçdaroğlu’nun 2014 seçimlerine bu kadar güçlü girmesi kimsenin işine gelmiyor. Özellikle de olağan kurultayda örgütlerin tamamının değiştirilmesi, mutlu azınlık olarak nitelendirilen ve CHP ile uzak yakın ilişkisi olmaya ekibin dışında kimseyi tatmin etmiyor.
İşte bu nedenle düğmeye basıldı.

***

Kamuoyundan gelecek tepkilere engel olmak için başlangıçta Kılıçdaroğlu hedef alınmadı ve PM’nin değiştirilmesi beklentisi ortaya konuldu.
Yenileştirilecek olası PM Kılıçdaroğlu ile ne kadar çalışır?
Kılıçdaroğlu bu PM’yi içine sindirir mi?
Bu sorular kurultay sonrası oluşturulacak yeni PM ile tartışılmaya başlanacak.
Ancak görünen o ki, Baykal ile Sav bu konuda anlaşmış iseler ve delegelerin büyük bölümü başlarına geleceklerden haberdar iseler bu kurultay için imza vereceklerdir.
Tabii bir de İzmir’in durumu var.
Kılıçdaroğlu ile anlaşan Yüksel ve Kocaoğlu’nun durumu ortada. Belki Yüksel milletvekili oldu ancak bundan böyle parti yönetiminde olması zor görünüyor.
Kocaoğlu ise yerel seçimlerde gördüğü tepkiyi pek anlamışa benzemiyor. Kamuoyunda var olan dürüst başkan imajı tepetaklak…
Belediyeye yapılan operasyon, seçimden iki gün önce Susam’a karşı tavrı İzmirliler tarafından dikkatle takip ediliyor.
Ve bundan böyle Kocaoğlu’nun parti yönetiminde etkili olması beklenmiyor…

NOT 1: Mehmet Ali Susam ile Kocaoğlu arasında yaşanan tartışmayı herkes biliyor. Susam seçim sonrası Kocaoğlu’na dava açtı. Yapılması gereken de bu… Sürekli sağa sola küfredecek, sonra hiçbir şey olmamış gibi hareket edeceksin. Siyasette değil hiçbir yerde kabul edilmez bir tavır bu…

NOT 2: Kurultay açıklamaları için öne çıkan isimler yanlış seçiliyor. İzmir’de Abdürrezzak Erten’i istemeyen hayli CHP’li var. Kamuoyunda yıpranmış isimler yerine başka isimler bu tür açıklamaları yapsa daha yerinde olacak.

NOT 3: Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel bu konuda hiçbir açıklamada bulunmuyor. Bir nedeni mi var acaba?

PAUSE HABER: 20 - 06 - 2011

15 Haziran 2011 Çarşamba

Ortak akıl

Beklenen oldu ve 13 Haziran ile birlikte kurultay çağrıları başladı. İlk geceden itibaren yapılan toplantılar, partinin başarısız seçim sonuçları üzerine değerlendirmeler…

CHP’de suların durulmayacağı açık ve aşikâr.
Peki, ne yapılmalı?
1 – Seçim sonuçları tüm ülke bazında ciddi biçimde değerlendirilmeli.
2 – Ortaya Türkiye toplumunu sarmalayacak, inandıracak ciddi proje konmalı.
3 – Bu projenin değişen dünya ile birlikte hareket ettiği vurgulanmalı ancak sol içeriği net biçimde ifade edilmeli.
4 – İnandırıcı olmalı ve bunu ortaya koyacak lider güven vermeli.
5 – Sav – Baykal ve Kılıçdaroğlu gruplarından bugüne kadar yıpranmayan isimler öne çıkarılmalı. Kılıçdaroğlu grubunun arasında da bu ülkeye gerçekten hizmet verecek isimler var.
6 – İzmir’deki egemen yapı acilen bertaraf edilmeli.
7 – Sen ben kavgası yerine biz kavgası verilmeli, sepetteki çürük yumurtalar en kısa süre içerisinde temizlenmeli.
Yukarıda saydıklarımın büyük bölümü kısa süre içerisinde yapılabilir. Ancak burada en zor şey ortaya Türk toplumunun güvenebileceği bir ideoloji koymak…

***

İdeoloji koymak bir ya da iki kişinin konuyu kaleme alması değildir. Bu bakış açısının partinin her katmanında, sivil toplum örgütleri içiresinde tartışılması olgunlaştıktan sonra halkla paylaşılması gerekmektedir.
Kılıçdaroğlu grubu 6 ay içerisinde buna benzer bir çalışma yaptı. Ancak bu çalışmadan ne partinin katmanlarının ne de halkın haberi vardı. Kaldı ki tartışmadan, sistemi doğru harekete geçirmeden eldeki en iyi program bile bir şey ifade etmez.

***

İzmir’e gelince…
Seçim gecesi ve seçimden bir gün sonra partinin yöneticileri İzmir’in başarılı olduğunu söylemişlerdi. O zaman neden başladılar, “Karne vereceğiz, çalışmayanları saptayacağız, cezalandıracağız” demeye.
Başarılı bir parti neden böyle bir sorgulama sürecine girer ki…
Üstelik İzmir başarısız ise bu başarısızlık öncelikle genel başkan yardımcısının ve il başkanının başarısızlığıdır.
Başarısızlık önce onları sorgular sonra daha alt düzeye, ilçe başkanlarına ilçe yöneticilerine iner.
Başarısız olan üs düzey başarısızlık konusunda alt düzeyi nasıl sorgulayabilir ki…
Kentin belediye başkanı seçimden iki gün önce kameraların karşısında küfür ediyor ise cezası ne olacak?
Bu olay örtbas edilir ise yarın kim kime hesap sorabilecek?

***

Kabul etmeliyiz ki CHP İzmir’e hiçbir şey yapmadı. Bir bölümü yapmak istemedi, bir bölümü “nasılsa seçildim” diyerek yan gelip yattı, bir bölümü de yeteneksiz olduğu için seçim çalışmalarını eline yüzüne bulaştırdı.
AKP buna karşılık İstanbul’dan, yerel seçimlerde Diyarbakır’da çalışan bir ekibi getirdi. Herkes kendi sorumluluğu çerçevesinde çalıştı, en iyisini ortaya koymak için çaba sarf etti.
Genişletilmiş il toplantısı yapın, masaya yatırın, neden CHP İzmir’de başarısız diye…
Bakalım o toplantıdan sağ salim çıkabilecek misiniz?
Son bir söz de Kocaoğlu’na…
Sayın başkan halk sizden sıkıldı, farkında mısınız?
Lütfen olur olmaz açıklamalar yaparak gerginliği daha fazla artırmayın.

PAUSE HABER: 15 - 06 - 2011

13 Haziran 2011 Pazartesi

En başarılı parti: CHP

Herkesin merakla beklediği seçimler sonuçlandı.

Şimdi diğer partiler ne kadar başarılı olacağını iddia edecektir.
Ancak seçimden başarılı çıkan tek parti vardır. O da CHP’dir.
CHP 2007 seçimlerine göre oylarını artırmıştır. Şöyle ki:
Cumhuriyet Halk Partisi eski yönetim ile ülke genelinde 20.87 oy almış, 112 milletvekili çıkarmıştır. Buna karşılık yeni CHP yüzde 25.88 alarak 4 yılda büyük bir aşama kaydetmiştir. Üstelik meclisteki parlamenter sayısını 135’e yükseltmiştir.
CHP’nin 2009 yerel seçimlerinde parlamento seçimlerine eşdeğer olarak kabul edilen il genel meclisindeki oy oranı da yüzde 23.3 idi. Bakın onu da yükseltmiş durumda CHP…
Kısa sürede bu kadar iş yapmak hiç de kolay değil…
Oy alınamayan yerlerden de oy aldı CHP.
Diyarbakır’dan, Mardin’den vs…
Bolu ve Sakarya’dan da milletvekili çıkardı…

***

Gelelim İzmir’e…
CHP’nin İzmir’deki başarısını görmemek için kör olmak gerekir…
2007 seçimlerinde 1. Bölge’de AKP yüzde 29 oranında oy alırken CHP yüzde 35.8 almış ve 6 milletvekili çıkarmıştır.
Bu seçimde ise CHP’nin oy oranı yüzde 43’e ulaşmış yine 6 milletvekili çıkarmıştır.
Oy atanlar şaşırmışlar yanlışlıkla AKP’ye oy atarak bu partinin oyunu da yükseltmişlerdir.
Bu yanlışı yapmasalardı, CHP birinci bölgede 10 milletvekili çıkaracaktı.
Yaz güneşi geçmiş bazılarının başına…

***

İkinci bölgede de CHP’nin 2007 seçimlerindeki oyu yüzde 35 iken bu seçimde oy oranı yüzde 44.6’ya yükselmiştir.
Bu başarı değildir de nedir?
İkinci bölgede CHP’nin milletvekili sayısı da 6’dan 7’ye yükselmiştir. Yani CHP bir sandalye daha kazanmıştır.
Şimdi bunlara bakarak karşımıza CHP’nin 2009 yerel seçimlerdeki oy oranlarını getirmeyin lütfen… Tamam, CHP’nin 2009 yerel seçimlerinde il genel meclisi oyları yüzde 48 olabilir.
İki yıl içindeki yüzde 5’lik gerilemeyi de açıklayabiliriz.
Efendim, AKP çok baskı yaptı, oy kullanacak vatandaşlarımız bu baskılara dayanamayarak tatil için yurtdışındaydılar. Oylarını kullanamadılar…
O nedenle yüzde 5’lik bir düşüşü çok görmemek gerekiyor.
Küçük bir teknik hata…
Referandum sonucu mu?
Ne alakası var şimdi genel seçim ile referandumun…
2010 referandumunda evet oyları yüzde 36, hayır oyları yüzde 63.2 imiş. Bu seçimde CHP yüzde 43, MHP yüzde 11 olduğuna göre ikisinin toplamı yüzde 54 yapıyor.
Ne olmuş yani…
Bu yüzde 9’luk kaçağı arkadaşlarımız hemen bulacaktır.
Kaçak da kaçak olsa yani… Sadece yüzde 9…
Seçim öncesi Alaattin Yüksel’in “İzmir’de yüzde 60’ların üzerindeyiz”, Tacettin Bayır’ın “10. sıradaki arkadaşları kutladım. Onlar artık milletvekili” şeklindeki sözlerini o sıralar alınan tansiyon ilaçlarına bağlamamız gerekiyor.
Bazen aşırı heyecan, tansiyon ilaçları ile etkileşerek bu tür açıklamaların yapılmasına neden oluyor. Teknik bir konu… Onu da çözeriz. Biz çözüm için buradayız.
Lütfen Deniz Baykal genel başkanlığı bıraktığı sıralarda yayınlanan anketteki 28.8’lik oy oranına inanmayın. Külliyen yalan. Rus ve Alman ajanlarının yaptırdıkları bir anket o…
Bu parti Kılıçdaroğlu, Kocaoğlu, Yüksel, Bayır gibi mahşerin 4 atlısı ile devam eder ise bir sonraki seçimlerde yüzde 29’u bulur, önümüzdeki 20 yıl içerisinde iktidarı garantileriz.
Bakmayın bize öyle.
Bugün hava bulutlu, güneş geçmedi kafamıza…
Unutmadan söyleyelim. Geçtiğimiz Cuma günü Aziz Kocaoğlu’nun milletvekili Mehmet Ali Susam’a karşı başarılı çıkışı CHP’nin oylarını 2 puan artırmıştır.
İzmirliler “Ne heybetli belediye başkanımız var. Aman onu sinirlendirmeyelim, bizlere de bir şey düşünmesin” tavrı ile hareket etmişler, CHP’ye destek vermişlerdir.

NOT: Yukarıdaki yazı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır tarafından ortak olarak kaleme alınıp sağa sola dağıtılmıştır. Ben de internet ortamında bu yazıya ulaştım.

PAUSE HABER: 13 - 06 - 2011

1 Haziran 2011 Çarşamba

Anketler ne kadar ciddi

Türkiye’de seçime 11 gün kala, hiçbir şey belli değil. Gün geçmiyor ki seçim sonuçlarını az ya da çok etkileyecek gelişmeler yaşanmasın…

MHP’nin kaset skandalı, 10 üst düzey yöneticinin hem partiden hem de milletvekili adaylıklarından çekilmeleri…
Harp Akademileri komutanı ve Ağustos ayında Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na terfi bekleyen Bilgin Balanlı’nın Balyoz operasyonu çerçevesinde tutuklanması…
PKK’nın 15 Haziran’dan sonra eyleme başlayacakları kararını açıklaması…
Bölünme tartışmalarının ayyuka çıkması…
Gülen cemaati tartışmaları…
Bu toz duman içerisinde kimin eli kimin cebinde belli değil…
Anketler de bizlere çok özel bilgilere ulaşma şansı vermiyor… Hatta bir bölümünde abartma da var.
İzmir’de son günlerde iki anket elden ele dolaşıyor.
Biri CHP’ye yakın, diğeri AKP’ye yakın şirketlerin hazırladıkları anketler.
Birinde CHP yüzde 50, AKP yüzde 29 görünüyor.
Diğerinde de CHP yüzde 43, AKP yüzde 38…
İki ankete bakınca bunların Atina’da ve Selanik’te yapıldığını düşünebilirsiniz…
Aradaki fark azımsanmayacak derecede yüksek.
Ne olacak anket yapımcıları genel seçimlerden bir gün sonra çıkıp, “Bizim yaptığımız anket o döneme aitti. Ancak son bir haftada çok şey değişti” diyebilir.
O da doğru. Çünkü o kadar hızlı değişen bir ülkede yaşıyoruz ki, yarın ne olacağını kimsenin tahmin etmesi kolay değil…
Yine de bugünden baktığımızda İzmir üzerine bazı tespitleri yapabiliriz.
1 – CHP oyları düşüyor.
2 – AKP oyları çok olmasa da artıyor.
3 – MHP oyları artıyor.
4 – BDP destekli bağımsız adayın oyları özellikle birinci bölgede artıyor.
5 – Güçbirliğinin ikinci bölgedeki adayı Doğu Perinçek iyi oy topluyor.
Bu noktadan baktığımızda CHP Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel’in “Yüzde 60’ları yakalayacağız” sözleri fazla havada kalıyor. CHP her bir bölgeden 6 milletvekili çıkarır ise başarılı saymalı kendini.
MHP kaset tartışmasından sonra oy yükseltiyor ise 3. sıralar için Ankara’ya gitme şansları yükseliyor.
BDP destekli bağımsızın birinci bölgedeki avantajı büyük.

***

Pause Haber’in büyükşehir belediyesine yönelik operasyonda istenilen evrakların listesini tam olarak ortaya koyması takdire şayandı. Hiçbir yoruma dayanmadan sadece haberleştirilen belgeler de ilkeli bir gazetecilik örneği sergilenmiş, şirketlerin ve savcıların isimleri kodlanmıştı. Bu belgelere bakıp “Bu operasyon tamamen siyasidir” demek gerçekten yanlış olur. Bu belgelerden bir şey çıkar mı çıkmaz mı, bilinmez. Ancak bilinen tek şey operasyonun “Haydi İzmir’i CHP’den kurtaralım” mantığına dayanmadığıdır. Ortada bir çalışma var. Bu çalışmayı siyasi olarak değerlendirip atlamak yanlış olur.

NOT: 13 Haziran beklentisi içinde olanlarda ciddi bir artış var. CHP seçim sonrası büyük bir mücadeleye hazırlanıyor. Bakalım bu mücadeleden kimler galip çıkacak.

PAUSE HABER: 01 - 06 - 2011

26 Mayıs 2011 Perşembe

Seçim mi var?

Bir garip seçim atmosferi…

Sokaklarda 2 hafta sonra seçim olacağına dair tek tük işaretler var.
Onlar da bayraklar ve küçük partilerin seçim minibüsleri…
Saadet Partisi’nin bayrak şovu ilginç...
Nereye dönseniz Saadet’in bayrakları ile karşılaşıyorsunuz… Seçim propagandası için kullandıkları tek yöntem bu sanırım…
Milletvekili adayları keyifsiz… AKP daha organize, CHP ise darmadağın…
İzmir Büyükşehir Belediyesi operasyon nedeniyle seçime uzak… İlçe belediyelerine ise seçim hiç uğramamış. Zaten onlardan destek isteyen de yok. Sadece izliyorlar, partililik gereği görüntü veriyorlar…
Seçim çalışmalarının üç ana ekseni var.
Birincisi başbakanın proje yağmuru… Tabii bunlardan hangileri yapılacak, hangilerine öncelik tanınacak bilinmiyor…
İkincisi başbakan ile muhalefet parti lideri arasında giderek sertleşen atışmalar… Bazen maalesef bel altına bile iniyor bu diyaloglar…
Üçüncüsü yine bel altı ile ilgili olan MHP’nin kasetleri…
Bunun dışında Türkiye’nin seçim atmosferine girdiğini gösteren hiçbir belirti yok.
Seçim İzmir’de de hissedilmiyor.
Anketlerde de heyecan verici sonuçlar yok.
Sadece bir anket şirketinde CHP’nin oyu yüzde 30’un üzerinde çıkıyor. Diğerlerinde ise 24-28 bandında… Bu şirketin AKP ile bir sorunu olup olmadığı da geliyor akla…
Operasyon nedeniyle oyun dışında kalan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden ise ses seda çıkmıyor.
Metro inşaatında iki bilet istasyonunun kaba inşaatını bitiren ve Hatay Caddesi’nin bir bölümünü trafiğe açan Kocaoğlu, “Metroda ilerliyoruz” mesajını vermeye çalışıyor. Ancak sorulan sorulara yanıt vermeye başlayınca inşaatın beklenenden uzun süreceği ortaya çıkıyor: “Üçkuyular’da sorunu aştık. Ancak Poligon’da sıkıntılarımız sürüyor. Zemin çürütmeye devam ediyoruz…”
Bu cümle bile inşaatın Hatay’ın tamamı trafiğe açılsa bile, uzun süre devam edeceğini gösteriyor. Umarım yerel seçimlere yetişir açılışı…

NOT 1: AKP’nin kentsel dönüşüm projesi önemli. Bir türlü kendini dönüştüremeyen, İzmir’in merkezindeki gecekondulaşmaya çözüm üretemeyen kent için iyi bir fırsat olabilir.

NOT 2: Kocaoğlu EXPO’ya gitmeyince AKP’ye iyi malzeme verdi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bazı kararları duygusal aldığı herkes tarafından biliniyordu. Bu süreç ile ayyuka çıkmış oldu. Kocaoğlu kendisi yerine başkan yardımcısını Paris’e gönderebilirdi. Ama yapmadı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da bu tavrı seçim sürecinde iyi kullanıyor.

NOT 3: AKP’nin açıklayacağı mega proje İzmirliler tarafından merakla bekleniyor. Tüp geçit, otoyol projeleri, kentsel dönüşüm kamuoyunda daha önce tartışıldığı için, başbakanın açıklayacağı projenin daha farklı olması bekleniyor. Ankara’da açıklanan uzay merkezi projesini okuyunca İzmir için de benzer bir projenin gelebileceği ihtimali büyük.

NOT 4: Yemekteyizden sonra kahvaltıdayız programı da yapabilirim.

PAUSE HABER: 26 - 05 - 2011

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Gözler bağımsızda

CHP İzmir birinci bölgede ilginç gelişmeler yaşanıyor…

Herkes AKP - CHP ve MHP çekişmesi bekliyor. Ancak BDP’nin bağımsız adayını hiç de yabana atmamak gerekli.
Bağımsız aday Mehmet Tanhan‘ın milletvekili olma şansı diğerlerine göre çok daha yüksek…
İki partinin oy oranlarının yakın çıkması halinde bağımsıza 78 bin oy yetiyor.
Bir önceki genel seçimlerde Kürt kökenli olmayan EMEP’li adaya 46 bin oy çıkmıştı.
Dolayısıyla 32 bin oya daha ihtiyacı var BDP’nin desteklediği bağımsız adayın…
Ancak bu seçimlerde bazı avantajları var.
1 – AKP ve CHP seçilebilecek sıralardan Kürt kökenli aday koymadılar.
2 – Geçtiğimiz seçimlerde birinci bölgedeki varoş oylarını toplayan isim CHP’den Abdürrezzak Erten’di. Yaklaşık 9 yıllık bir çalışmanın ürünü olarak Erten çoğu doğu ve güneydoğu kökenli vatandaşları yanına çekmeyi başarmıştı. Birinci bölge sıralamalarında Sav grubu içinde olduğu için listelere konulmadı. Bu da CHP için büyük handikap. Çünkü Erten Mardin kökenli olarak birinci bölgedeki tüm Mardinli ve Bitlislileri etkileyebiliyordu.
3 – Giderek sertleşen siyasi iklim de Kürt kökenlilerin oylarının bir noktada toplanmasına neden oluyor. Önceki gün Basmane’de yaşananlar, iklimin ne kadar sertleştiğini ve İzmir’in de bundan etkileneceğini açıkça gösteriyor.
Bir bağımsız adayın milletvekili olması İzmir’de gerçekten ezber bozar.
Sadece il yönetiminin organizasyonu ile hareket eden BDP’lilerin seçilmiş vekilleri ile Konak’ta, Alsancak’ta boy göstermeleri İzmirliler için gerçekten şaşırtıcı olur.
Siyaset de o zaman farklı bir mecraya oturur.
İzmirliler AKP’den çekindikleri kadar BDP’ye de uzak duruyorlar.
AKP’nin oy oranındaki artışı, BDP’nin milletvekili çıkarması ile çifte şok yaşayacakları açık. İşte o zaman “Biz nerede yanlış yapıyoruz” sorusunu daha çok tartışmaya başlayacaklardır.

NOT 1: Urla’da CHP ilçe yönetimi referandumda oy kullanmayan 6700 kişiyi saptadı. Hepsinin adreslerine elden ayrı ayrı mektup göndererek, bu seçimde ülkemizin geleceği için oy kullanma çağrısında bulundu. İlk kez bu kadar kapsamlı bir seçim taktiği görülüyor. 6700 kişiye doğrudan ulaşmak, genel merkezden seçim harcamaları için gönderilen 3 bin lira ile olamaz tabii ki…

NOT 2: CHP’de gerçekten ciddi bir koordinasyonsuzluk var. İl yönetimi ayrı havada, adaylar ayrı… Eskilerin hiçbiri yok… İlçe belediyeleri kıllarını kıpırdatmıyor. Kıpırdatsalar ne olacak. Kimse onlardan destek istemiyor. Yeni adayların da büyük bölümü kenti bilmiyor. Bakalım bu koordinasyonsuzluk sandığa nasıl yansıyacak. CHP istediği kadar sandık görevlisi bulacak mı acaba?

NOT 3: Kocaoğlu operasyonu siyasete bağladı ve bunu bahane ederek EXPO adaylık başvurusuna katılmadı. Bana göre hatalı davranıyor. Kentsel dönüşüm projelerini ele geçiren AKP, EXPO’nun da lideri olur ise büyükşehir belediyesinin ne görevi kalacak ki…

PAUSE HABER: 14 - 05 - 2011

12 Mayıs 2011 Perşembe

Meselenin özü

Savcılık soruşturması gizli ama tüm telefon kayıtları sağa sola sızdırılmış durumda…

Çok da önemli değil…
Yine de memleketin özel savcısı bu durumda ne yapıyor merak ediyorum.
Hala “Bu soruşturma çok önemli ve gizlidir” diyebiliyor mu?
Benim ya da başkalarının kayıtların sızdırılmasından dolayı yasal sürece başvurmalarına gerek yok. Zaten ortada bir şey yok… Tamamı kuru gürültüden ibaret…
Önemli olan meselenin özü…
Bu operasyon büyükşehirdeki bazı yolsuzluklara yönelik idi…
Özel savcı bir iddianame hazırlayacak ve belgeleri ortaya koyacak.
Bu arada seçim sonrası için yeni operasyonlara hazırlanıp hazırlanmayacağı da belli olacak.
Gözaltına alındıktan sonra tutuklananların üçü F tipi cezaevinde. Bir bölümü Buca’da, diğerleri de Bergama’da…
Herkesin farklı yerlerde tutulmalarının özel bir nedeni var mı?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu seçime kadar tutuklananların içeride kalacağını ancak seçim sonrası durumun değişeceğini ileri sürüyor. Bugüne kadar yapılan operasyonlara baktığımızda savcının iddianame hazırlaması, konuyu genişletip genişletmeyeceğine karar vermesi ve mahkeme sürecinin başlatılması.
Bu iş Kocaoğlu’nun beklediğinden daha uzun olacak.
Ya da arkadaşlarının moralini bozmamak için böyle söylüyor.
Bu arada soruşturma kendi mecrasında akıyor. Yeni ifadelere başvuruluyor, yeni belgeler ortaya konuyor, bazı isimlerin ikinci kez görüşlerine başvuruluyor.
Seçim sonrası ortaya çıkacak iddianameyi ben de merak ediyorum.
Hoş o iddianamede şu çok tartışılar yemek konusunda da ilginç saptamaların çıkacağından eminim. Bekleyin görün…

***

Kılıçdaroğlu’nun İzmir ziyareti beklenen patlamayı yapmadı. Konak Meydanı’nda toplanan kalabalık sayısı yaklaşık 3.000… Büyükşehir ve İZSU çalışanları da buna dâhil… Halk bu konuda temkinli…
Yerel yönetimlerden rahatsız oldukları için eskisi gibi körü körüne bir partinin kuyruğundan gitmeyeceklerini net biçimde ifade ediyorlar.
Zaten AKP dışında barajı geçebilecek bir merkez parti olsa idi, CHP’nin bugün çıkaracağı toplam milletvekili sayısının 6’yı geçmeyeceği açıktı.
Çalışma temposuna baktığımızda da aynı sonuçları görüyoruz.
CHP’li adaylar dağınık, kimsenin kimseden haberi yok. İl yönetimi net biçimde açıkta. Bazı milletvekilleri adayları kendileri tek başlarına dolaşıyor…
İlçe belediyelerinin de seçimlerden haberleri yok. Birçok ilçe belediye yöneticileri seçimlerin kendilerine teğet geçtiğini, bir kişinin bile kendilerinden destek istemediklerini belirtiyorlar.
Buna karşılık AKP adayları belli bir koordinasyon çerçevesinde hareket ediyor. Bakanlar tek başlarına dolaşıyor, diğer adaylar üçlü gruplar halinde. Yanlarında il yönetiminden kadın kollarından ve gençlik kollarından birer üye bulunuyor. Bu gruba gittikleri ilçelerdeki ilçe yöneticileri de ekleniyor.
Günlük turlar sonucu günlük raporlar hazırlanıyor, bir gün sonra bu raporlar doğrultusunda hareket ediliyor.
Genel seçimlerde takke düşecek tabii ki…
Birinci bölgedeki BDP destekli bağımsız adaya dikkat. Aradan sıyrılma ihtimali giderek artıyor.

PAUSE HABER: 12 - 05 - 2011

8 Mayıs 2011 Pazar

Mahalle,ev baskısı ve dahi takiye

Kayseri’de Trabzon’da, Konya’da İstanbul’un bazı semtlerinde mahalle baskısı gerçeği var ise İzmir’de de bir mahalle baskısı var.

Bunu hissediyorum.
Evet, İzmir demokratik bir kent…
Bu tanımlamaya kimsenin karşı çıktığı yok. İzmirli aileler özgürce hareket ediyor, şairin dediği gibi İzmirli kızlar olabildiğince rahat.
Bu kentte boyoz çok önemli, simite gevrek denir vs…
İyi de bu kentte mahalle baskısının olduğunu kabul etmek gerekiyor.
Haşema ile denize giren kadınlara pek iyi gözle bakmaz İzmirliler. Hatta yanlarından geçerken sözlü tacizde bulunurlar.
İnin deniz kıyısına, Kordon’a, türbanlı kadınlardan cüzzamlı gibi sakınılır.
Kimse onların da kendi yaşam biçimleri olduğunu kabul etmek istemez.
İzmirlilere göre onlar iktidarın nimetlerinden yararlanan, kentin görüntüsün bozan asalak tiplerdir.
Son operasyonda yaşananları gördüğümde, konu hakkında yapılan açıklamaları dinlediğimde mahalle baskısını net biçimde hissettim.
Demokrasi dediğimiz şey herkesin yaşam biçimine, düşüncesine saygı duymaktır.
Siz bugüne kadar Türkiye’nin hiçbir kentinde bir belediyeye yapılan operasyonu siyasallaştıran, bunun için kentin meydanında yürüyene rastladınız mı?
Edirne’de de CHP’li belediyeye operasyon yapıldı, Antalya’da da… CHP’li Didim Belediye Başkanı’na işten el çektirildi… Ama sokaklarda buna benzer nümayişler olmadı.
Ne oluyor da İzmir’de birileri düğmeye basıp bu operasyonu bu kadar siyasallaştırıyor?
Operasyon, operasyondur…
Özel yetkili savcı bir karara varmıştır, öncelikle bunun sonuçlarını görmek lazımdır.
Ve yapılan bu operasyon sadece ve sadece son dönem yaşanan gelişmelere bağlı olarak gerçekleşmiştir.
Olmasaydı, Erzu Hızır serbest mi bırakılırdı?
Pervin Şenel Genç tutuklanır mıydı?
Bu konular hakkında yazı yazdığım için bırakın mahalleyi, ev baskısı ile karşı karşıyayım.
Çok önemli değil. Bunları göğüsleyecek aklım ve cesaretim var.
Ancak ortada bir sorun var ise net biçimde soruşturulmalı.
Benim verdiğim ifadede son 5 yılda İzmir’de yaşananlar vardı. Giraud Ailesi’nin Buca’daki arazisi, üçüncü İzmir projesi vs… Ama hiçbirinde savcının tutuklama nedeni olarak gösterdiği olaylar yoktu. Çünkü bunları ben de dâhil olmak üzere İzmir’de hiçbir gazeteci bilmiyordu.
Mandalin konusundan haberimiz yoktu, süt dağıtımından da…
Olsaydı yazardık…
Aslında bu günlerde eski özel savcı Murat Gök’ün elindeki dosyalara bakmak gerekiyor.
Apar topar buradan gönderilme nedeni neydi acaba?
Hatırlarsınız, medyaya yaptığı son açıklamasında ortaya koyduğu isimler, herkesin kanını dondurmuştu. O açıklama bazı gazetelerde yayınlanmış, ancak daha sonra nedense jet hızıyla internet sitelerinden bile kaldırılmıştı.
Yoksa Gök’ün buradan gönderilmesi de mahalle baskısının sonucu muydu?
Siz bakmayın Kocaoğlu’na gelen desteğe…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na destek verenlerin, iktidar partisinin üst-düzey yetkililerinin karşısında nasıl el pençe divan durduklarını, Ankara’da kendi işlerini halletmek için bakanlıklarda nasıl takla attıklarını görseniz, şaşarsınız.
Dinle ilgisi olmayan, içkiyi çok seven biri olarak bu satırları kaleme alırken, mahalle baskısını sonuna kadar uygulayan ve bunu takiye ile örtüştürmeyi başaranlara bir örnek vermek istiyorum.
Hani bu kenti, başkanlar kurulu üzerinden yönetmeye talipler var ya aramızda.
İsmi Necip Kalkan.
Yılların İTO Meclis Başkanı… Geçtiğimiz genel seçimlerde DYP’den adaydı kendisi… “AKP’nin açtığı yaraları saracağım” diye yara bandı dağıtıyordu.
Bu genel seçimlerde yasa gereği meclis başkanlığından istifa etmesi gerekiyordu aday adaylığı için. Son dakikaya kadar CHP’den haber bekledi. CHP’nin Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile Tekin Diyarbakır’da iken bir telefon görüşmesi yaptı. Tekin’den Kılıçdaroğlu’nun kendisini kaçıncı sıraya koyabileceğini öğrenmesini istedi. Ancak Tekin, Kalkan’ı bir daha aramadı.
Necip Kalkan bunun üzerine İTO Meclis Başkanlığı’ndan istifa etti ve AKP’den aday adayı oldu. Başbakan da ona bu fırsatı vermedi.
Kalkan aynı zamanda resmi bir kurum olan İZKA’nın da başkanıydı. Şimdi İZKA'nın başında İzmir medyasında duayen işadamı olarak tanımlanan ancak bugüne kadar profesyonel yöneticilik dışında hiçbir şey yapmayan, kentte tek bir yatırımı bile bulunmayan Kemal Çolakoğlu var.
Takiye mi desem, mahalle baskısı mı desem, ev baskısı mı diye özetlesem…
Çok karışık bir kent burası…
Umarım genel seçimlerden sonra bu karışıklıklar giderilir.
Giderilmez ise, gerçekten 5 yıl sonra “Orada, çok büyük bir köy var uzakta, onun adı İzmir” diyeceğiz.

NOT 1: Yılmaz Özdil ile Bekir Coşkun’un yazılarını okuyunca mahalle baskısını daha çok hissettim.

NOT 2: Sistemi sorgulama dönemi geldi de geçiyor… Son yıllarda siz hiç İzmir’den teorik çerçevede bir yenilik ortaya koyan birine rastladınız mı? Varsa yoksa dedikodu…

NOT 3: Ne olacak bu metronun hali? Mayıs bitecek. Hatay Caddesi hala kapalı… Söz vermek CHP'de çok önemlidir Sayın Kocaoğlu… Hani Askeri Hastane ve Renkli istasyonları Nisan’da bitecek ve yol trafiğe açılacaktı.

PAUSE HABER: 08 - 05 - 2011

6 Mayıs 2011 Cuma

Sıkıntı var

Operasyonun birinci ayağı bitti.
Gerek CHP gerekse AKP kanadından gelen tepkiler operasyonun dallanıp budaklanmasını, daha da büyümesini şimdilik engelledi…
Seçimden sonra ne olur?
Seçim sonrası bu iş büyür, dallanıp budaklanır, genişler, geçmişe de döner…
Anladığım kadarıyla tutuklama kararı tamamen yeni suçlar üzerine gerçekleşti. Bizim yazdıklarımız, çizdiklerimizin dışında, telefon konuşmaları ile sabit, belki de görüntülerin bulunduğu suçlar net kanıt olarak ortaya kondu.
Savcı bu kanıtlar üzerinden bazı isimleri mahkemeye sevk etti. Mahkeme de yine bu net kanıtlar üzerinden kararını verdi.
Şimdi savcılık iddianamesi hazırlanacak… Artık 3 ay mı sürer 5 ay mı bilinmez…
Geçmişe yönelik işlere de bakacak, bunların kanıtlarını ortaya koymaya çalışacak.
Seçim sonrası yeni operasyonlara da hazırlıklı olmak gerekiyor.
Belki bu arada birkaç kişiyi yeniden alacak…
Millet neden bu kadar gergin?
Sokaklarda nümayişler yapılıyor, basın açıklamaları gerçekleştiriliyor…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bile birtakım sıkıntıların olduğunu kabul ediyor.
Nitekim benim görüşlerime başvurulduğu sıralarda Organize Suçlar Birimi’nde beni bekleyen Hasan Tahsin’e Kocaoğlu’nun söyledikleri ilginç:
“Kültür işlerinde bir kaç sıkıntı var…”
Bir kentin belediye başkanı bunu diyor ise, oturup bir düşünmekte yarar var sanırım.
Operasyonu kutuplaştırmanın da bir yararı yok.
“Seni hırsızın kötü, benim hırsızım iyi” tanımlamasıyla bir yere varılamayacağı açık ve net.
Bu işin içinde AKP’li oldukları iddia edilenler var ise, onlara şimdilik dokunulmadı ise, dokunulmayacak anlamına gelmiyor.
En azından ben AKP’ye yakın isimlerin de ciddi derecede izlendiği kanısındayım.
İzmir bu çerçevede ilginç bir kent…
Bakıyorsunuz, en olmadık yerlerde AKP’liler ile CHP’liler anlaşıyor, ortak hareket ediyorlar.
Madem 1,5 yıldır süren bir takip var. AKP’li büyükşehir belediye meclis üyeleri ne yaptılar ki…
Siz hiç büyükşehir meclisinde alınan kararları eleştiren AKP’li meclis üyesi gördünüz mü?

NOT 1: İlçe belediyelerinin de tetikte olmaları gerekiyor. Çünkü bu hareketin daha sonraki adımları ilçe belediyeleri içinde olacak.

NOT 2: Kocaoğlu liderlik sevdasını bırakıp kentin sorunları ile ilgilenir ise daha çok sevilir.

NOT 3: Büyükşehir belediye başkanına destek veren Başkanlar Kurulu’nu ise hiç anlamadım. Zaten yasal olarak da böyle bir kurum yok. Uyduruk bir tanımlama… Bu başkanlara üyeleri tarafından verilen görev ne? Kendi meslek gruplarının sorunlarını çözmek… Onlar bu işleri bırakmış, ülkenin sorunlarını çözmeye çalışıyorlar. İyi de günün birinde birileri size sorar, “Siz nesiniz kardeşim” diye… Öyle uyduruk kurumlarla kenti yönetme sevdanızdan vazgeçmeniz gerekiyor. Kentin nasıl yönetileceğine halk karar verir, sizler değil… İzmir Valisi de bu garip kervana katılmamalı…

NOT 4: Mülkiye müfettişlerinin soruşturması için 2,5 ve organize şube soruşturması için 7 saat bilgime başvuruldu. Devletin bana 9,5 saat borcu var…

NOT 5: Milleti sokağa dökmek için içşileri işten atma, memurlara da sürgün tehdidinde bulunan sendika temsilcilerinin de ciddi biçimde "uyarılması" lazım. Israr etmeyi sürdürürlerse isimlerini de açıklarım...

PAUSE HABER: 06 - 05 - 2011

1 Mayıs 2011 Pazar

İşte yeni yazı

Uzun süre oldu; okurlarımdan da şikâyetler arttı. “Neden yazmıyorsun” diye…

Günlük bir gazete çıkarma telaşına düştük… Çizimiydi, çalışacak arkadaşlardı, mekânın hazırlanmasıydı, tanıtımıydı… Çok iş var…
Amaç İzmirlilerin, Egelilerin okumaktan zevk alacağı, onların beklentilerine duyarlı, sokağın dertlerini anlatan bir yayın organı yaratmak…
Günlük gazete ile karşınızda olduğumuzda anlayacaksınız diğerlerinden farkını…
Bu arada yaklaşan genel seçimlere yönelik bazı tespitler yapmak gerekiyor.
1 – Bugünün konjonktüründe birinci bölge 5 – 5 – 2 – 1 ya da 5 – 5 – 3 ya da 6 – 4 – 2 – 1
2 – İkinci bölgede ise 7 – 5 – 1 ya da 6 – 5 – 2…
3 – AKP ve MHP meydanlarda da CHP’lileri göremiyorum hala… Yoksa ben mi körüm…
4 – İl yönetiminden birkaç kişi çalışıyor, diğerleri yatıyor…
5 – Alaattin Yüksel çok kızgın ilçe belediyeleri ve ilçe yönetimleri seçim için çalışmıyor diye… Çalışacaklar sizlerin başarılı olmalarını sağlayacaklar da sonra kendi boyunları mı kopacak… İlçe belediye başkanları ve ilçe yönetimleri çok iyi biliyorlar ki, bu yapı seçimlerde başarılı olur ise hepsinin kelleleri gidecek… Milletvekili sıralamalarında bu gerçek net biçimde ortaya çıktı…
6 - Yerel seçimlerde Kocaoğlu’na destek büyüktü. Ancak gördüğüm kadarıyla genel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olumsuz bir figür olarak karşımızda… Göztepe maçında taraftarların tavrı da bunu net biçimde ortaya koydu.
7 – AKP açıklayacağı projeler ile ortada olan İzmirlilerin güvenini kazanabilir. Yeni projeler arasında Bayraklı Konak ve Karabağlar ’da TOKİ ile kentsel dönüşümü sağlamak var. Birçok İzmirliyi ilgilendirecek bir proje bu…
8 – MHP birinci bölgede hayli iddialı… 4. sıradaki Selahattin Şahin ve 3. sıradaki Müsavvat Dervişoğlu ile Sarnıç ve benzeri mahallelerde yerel seçimlerde CHP’ye oy kullanmış blok oyları MHP’ye aktarmak için yoğun çalışma içindeler.
9 – Birinci bölge bağımsız adayı Nusaybin eski belediye başkanı Mehmet Tanhan bana göre şanslı isim… CHP ve AKP’nin birbirine yakın oy almaları halinde bağımsız adaya 78 bin oy yetiyor. Geçtiğimiz seçimde 45 bin oy alan bağımsız aday AKP ve CHP’deki Kürt ve doğu Anadolu kökenli adaylarla yarışmıştı. Özellikle Abdürrezzak Erten’in bu oyları kendisine topladığına şahit olmuştuk. Bu kez AKP ve CHP listelerinde doğu kökenli isim yok. Üstelik Mardinli aday da yok. Bu durum Mehmet Tanhan’ın şansını artırıyor.
10 – Mayıs ayı geldi… Hala Hatay Caddesi’nde bir hareket yok. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı caddenin bir bölümünün nisan ayı içinde açılacağını söylemiş, hatta yemin bile etmişti. Artık kimse Kocaoğlu’nun yeminlerine inanmıyor.
11 – CHP’de yeniden sıralara konmayan vekiller, aday adayı olup sıralamaya giremeyenler bir kenarda oturmuş seyrediyorlar…
12 – İkinci bölge üçüncü sıra adayı Mehmet Ali Susam da her zamanki gibi tek başına çalışıyor. Susam mecliste de Alaattin Yüksel grubunun karşısında duracak isimlerden biri… Çünkü Kocaoğlu ile yıldızları hiç barışmadı.
13 – Demokrat Parti merkez partilerden oy çalabilir mi? Çalmayı başarır ise İzmir dengeleri daha çok değişir…
14 – Tüp geçit projesinin İzmir trafiği için çok önemli olduğu açık. Birilerinin bu projeye daha çok ilgi göstermesi gerekiyor.
15 – Gültepeliler CHP’ye çok kızgın. Özellikle de bir adaya… “Sizler çok amatörsünüz, ben profesyoneller ile çalışırım” deyip, İstanbul’dan ekip getiren bir adaya ateş püskürüyorlar.

PAUSE HABER: 01 - 05 - 2011

14 Nisan 2011 Perşembe

İl başkanının U,S ve hatta V dönüşü

El insaf CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır…

Medyanın önüne çıkmadan, kapalı kapılar ardında başka şey konuşuyorsunuz, kameraların önüne geçince başka…
Doğrudur; ortada bir seçim var ve parti içi tartışmalardan uzaklaşmak gerekiyor.
Ancak bazı gerçekleri de saklayıp oy verecekleri çocuk yerine koymanın anlamı yok…
İl yönetimi ortaya çıkan listeden rahatsız mı?
Kocaoğlu ve Yüksel’in monte ettiği il yöneticilerinin dışındaki tüm yönetici grubu bu listeden ciddi anlamda rahatsız.
Zaten düşüncelerini ne kadar saklamak isteseler de, gerçek yüzlerinden okunuyor.
Bayır, “Listeler karışmış galiba” diyor, genel başkan yardımcısı Yüksel anında tepki veriyor. Daha da ileri giderek “İl başkanı bu konuda isteyerek açıklama yapmadı. Gazeteciler soruyu sordu, o da kendine göre yanıtlamak zorunda kaldı” diyerek olayın büyümesini durdurmaya çalışıyor.
Ben de olayın liste karıştırması olmadığından eminim.
İşte size adayların bölgelerinin değiştirilmelerinin nedenleri…
1 – Güldal Mumcu nedeniyle Alaattin Yüksel’in ikinci bölgeden birinci sırada aday olması ile Kocaoğlu grubunun birinci bölgede etkili ismi kalmamıştı. Oğuz Oyan ve Hülya Güven buraya çekilerek önümüzdeki süreçte örgütlenmenin ipleri bu iki milletvekiline verilecek.
2 – Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel’in seçim çalışmalarında teşrif işini götürecek çok güvendiği bir adaya ihtiyacı vardı. Ortada böyle bir aday yoktu. Mustafa Moroğlu birinci bölgeden ikiye çekilerek ikinci bölge seçim çalışmalarının lokomotifi noktasına getirildi. Dolayısıyla çapaya çıkacak adam belli oldu.
3 – Moroğlu’nun ikinci bölgeye gelmesi ile kendi başına çalışmayı seven ve esnaf teşkilatı ile bunu iyi başaran Mehmet Ali Susam’ın önüne de büyük bir set çekilmiş oldu. Susam artık kendi seçim bölgesinde istediği gibi at koşturamayacak.
Önceki gece Kocaoğlu’na çok yakın olan il yöneticilerinden biri telefon ile aradı ve “Liste mükemmel. Her iki bölgeden de 11 milletvekili çıkarırız” dedi.
CHP’lilerin matematikte sorun yaşadıklarını biliyordum da bu kadarını tahmin bile edemiyordum. Toplam 22 milletvekili… Geriye kaldı 4 milletvekili. AKP ve MHP de bunlarla idare etsinler…
CHP İzmir’den 22 milletvekili çıkarsın, tek başına iktidar olur… Yetmez Anayasayı değiştirecek milletvekili sayısına bile ulaşır…

NOT 1: Kocaoğlu seçim çalışmalarının tam göbeğinde… Hatta siyasi patron… İlk hedef küskünleri toplamak… Önceki gece önemli küskün Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm’ü ziyaret etti. 15 dakika sonra her ikisi el ele tutuşarak dışarı çıktı ve Kürüm’ün yatırımlarını dolaştı. Galiba Büyükşehir Karabağlar’a arsa satışı nedeniyle olan borcunu parça parça ödemek yerine hepsini vermeyi kabul etti. Siyasette para her şeydir, ideoloji hiçbir şey…

NOT 2: Siyasette üslup farkı… Alaattin Yüksel “Döneklerden İzmir hesap soracak” diyor, Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Bu tür polemiklere girmeyiz, hizmete bakarız” yanıtı veriyor. Siyaseti bilen biri Günay. Eğer polemiği artırmak isteseydi, “Kardeşim merkez sağdan oy almak için listelere koyduğunuz isimlere ne demeli. Biz onlara dönek diyor muyuz” tespiti yapabilirdi de…

NOT 3: Köy yollarını da gösteren kapsamlı İzmir haritası basacak matbaa şu sıralar iyi para kazanır. Çünkü haritayı satın almak isteyecek milletvekili adayı sayısı hayli yüksek…

PAUSE HABER: 14 - 04 - 2011

12 Nisan 2011 Salı

Bu listeden adam olmaz…

CHP İzmir milletvekili listesi mi büyükşehir personel listesi mi anlamadım…

Kılıçdaroğlu’nun birkaç kontenjanı var o kadar…
Bu liste ile CHP’nin İzmir’den 5 – 5 çıkarması bile zor görünüyor.
Parti ithal kaynıyor.
Ortada ideolojik çatışma da var.
İkinci bölge birinci sıra Hyundai bayii, uluslararası sermayenin içindeki isim: Alaattin Yüksel… İkinci sırada ulusal sermaye savunucusu, Ergenekon sanığı Mustafa Balbay…
Üçüncü sıradaki Mehmet Ali Susam’ın ne yapacağını merak ediyorum doğrusu… Bir kolunda Alaattin Yüksel, diğer kolunda Aziz Kocaoğlu, Bakırçay havzasını, Tire’yi dolaşırlar. Yalnız Susam dikkat etsin, bu ikili onun ayaklarını yerden kesmesin…
İlçe belediye başkanlarının önerileri olmamış, ilçe örgütlerinin bilgileri dikkate alınmamış, kendi atadıkları il yönetimi bile tanınmamış…
Seçimde kim çalışacak?
Sadece büyükşehir belediyesi… Dışarıdan gönderilen adaylar bile gelmez seçim çalışmalarına…
Bakıyorum da CHP’de herkes 12 Haziran’ı bırakmış, 13 Haziran’a endekslenmiş. Bir bilenme, bir bilenme ki sormayın…
CHP’nin oylarının bir bölümü MHP’ye gider, bir bölümü listede Kürt olmadığı için bağımsız adaylara… Bir bölümü de AKP’ye…
Çünkü AKP’nin listesi son derece dengeli ve iyi…
Eski il başkanlarına, kadın kolları başkanına, gençlik kolları başkanına seçilecek sıralarda yer vermiş. İki bakan getirmiş… CHP kökenli iki milletvekilini yeniden listeye almış… Her şeyden ilginci Aziz Kocaoğlu’nun başdanışmanı İlknur Denizli’ye listede yer vermiş…
Erdoğan ciddi ciddi oturup düşünmüş, “Bu kez İzmir’de nasıl atılım yaparım” diye…
Denizli kartı Alsancak yapısı, endişeli modernler için önemli… Ve bana göre iyi seçim…
MHP’de ise Musavvat Dervişoğlu 3. sırada. Hayli çalışması gerekecek. Ancak çok önemli bir kesimi peşinden sürükleyebilir Dervişoğlu… Bunun da CHP’ye yaramayacağı açık. Hem de zayıf oldukları birinci bölgede…
Son aşamada şunları söylemek gerekiyor.
Bu seçim kıran kırana geçecek.
Kimse öyle İzmir’in kale olduğunu düşünmesin.
Kale yarın çöker ise altında kalan çok olur.

NOT 1: Sıtkı Kürüm başta olmak kaydı ile partinin listesine olan tepki büyük. Kürüm dik duruyor… Bakalım bundan sonra hangi adımı atacak?

NOT 2: Anneden babadan torpilliler de varmış CHP listesinde… Bu ne yahu, aile şirketi mi?

NOT 3: Atama yapıldığı gün önseçim diyen İl Başkanı Tacettin Bayır’dan ses soluk çıkmıyor. Sesi mi kesildi, sesini mi kestiler? Yoksa bu kentin siyasi patronu başka biri mi?

NOT 4: Gazete hazırlığımız sürüyor. Seçimden önceye yetiştirip, gazetecilik keyfi yapmak en büyük hayalimiz.

NOT 5: Sayın okuyucularım. Gazetenin ismi konusundaki arayışımız sürüyor. Lütfen “ya işte bu” dedirtecek önerilerinizi bekliyoruz.

PAUSE HABER 12 - 04 - 2011

3 Nisan 2011 Pazar

Milli piyango saati

CHP’de siyaset tam gaz…

Aday adayları hem umutlu, hem umutsuz…
Umutlu oldukları nokta milli piyango biletlerinin ceplerinde olması…
Kimbilir, belki de bu kez ikramiye kendilerine çıkabilir…
Haklılar da…
Deniz Baykal ve Önder Sav dönemi olsa idi, liste konusunda karar verecek olan bu isimler partiyi ve adayları iyi tanıdıkları için liste yapmakta zorlanmazlardı.
Ancak şimdi durum öyle değil…
Herkes, “Yenilik var… Belki bana da bir şans düşer” diye kuyruğa girdi.
Aslında haklılar da…
Kimin nasıl seçileceği belli değil… Kimleri kimin desteklediği de…
Ancak görülen o ki, Kılıçdaroğlu – Tekin ikilisi, çok güvendikleri isimlerin verdikleri bilgiler ile hareket edecek ve bu isimleri saptayacaklar.
Sonuçta ortaya çorba mı çıkar, yoksa gerçekten iyi bir liste mi belli değil…
Bu nedenle herkes 11 Nisan’a kadar umut taşıyor.
Kimi özgeçmişini öne çıkarıyor, kimi ilişkilerini… Bazıları alt kimliklerini, bazıları ise partideki geçmişini… Akraba ilişkilerini kullananlar da var tabii ki…
Bir umut pazarıdır gidiyor…
12 Nisan günü herşey netleşecek.
O gün kimin neden listelere girdiği daha net belli olacak…

NOT 1: Yeni gazetemizin şekli şemali belirlenmeye başlandı. Mayıs ayı sonlarına doğru bayilerinizde bulabileceğiniz yeni gazetenin kette ve bölgede ses getireceğine inancım tam. Şimdi herkesten bu gazetenin ismi konusunda destek istiyorum.


NOT 2: Coşkun Yolgörmez’i çok yakından tanırdım… Siyaset konusunda uzun telefon görüşmeleri yapar, İTO’daki EBSO’daki gelişmeleri değerlendirirdik. Genç yaşta aramızdan ayrılması beni derinden etkiledi. Onu hep gülerken, espirileri ile hatırlayacağız…

NOT 3: Ekim 2009 yılından itibaren iki kız öğrenciye burs veren İZİMDER, burs havuzundan daha çok öğrencinin faydalanması usta sanatçı Alpay’ın katkılarıyla yemekli bir gece düzenliyor. 10 Nisan Pazar günü Louca Bar’da yapılacak yemeğin biletleri 100 lira… Ayrıntılı bilgiyi, izimder@izimder.orgBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir ve izimder@gmail.comBu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir adlı maillerden alabilirsiniz.

NOT 4: İzmir Büyükşehir Belediyesi verdiği ilanlar ile son 7 yıl yaptıklarını anlatıyor. Bakıyorum büyük kısmı ilk dönemin eserleri. Büyük kısmı da Piriştina’nın projeleri… Son dönemde biten var mı? Yok… İnsanı sarsacak bir yeni bir adım var mı? Yok… Bildiğiniz gibi… Eski tas, eski hamam…

NOT 5: Karşıyaka ve Bayraklı belediye başkanlarının kendi dönemlerini anlatan yıllık toplantıları daha doyurucu idi. Hasan Karabağ’ın, Aziz Kocaoğlu’na yönelik eleştirileri ise görülmeye değerdi.

PAUSE HABER: 03 - 04 - 2011

27 Mart 2011 Pazar

Sürpriz adaylara hazır olun

Yavaş yavas belli olmaya başladı öne çıkan adaylar…
Bazıları isimlerini dolaştırsa, “Genel merkez ile ilişkilerim çok iyi. Bir hafta önce Kılıçdaroğlu ile görüştüm. Gürsel Tekin listede olduğumu söyledi” deseler de, işin öyle olmadığı açık…
Buna karşılık sessiz ve derinden gidenler var…
Ve hala kayıt yaptırmayanlar.
CHP’nin kayıt süreci yasal zorunluluktan değil…
Dolayısıyla geçtiğimiz Cuma akşamına kadar sadece kayıt yaptıranlardan oluşmayacak liste.
Sadece kayıt yaptıranlar listesine bakarak adayları saptamak yanlış olur.
CHP son dakikada İzmir’e bir iki bomba isim getirecek gibi geliyor bana…
Kayıt yaptıran aday adayları arasında da şansları olanlar kulislerde konuşulmaya başlandı.
İsimler şimdilik gizli.
Belki önümüzdeki hafta öne çıkan adayları teker teker açıklamaya başlarız.
CHP Genel Merkezi 3 Nisan’da telefon ile İzmir’de bazı isimleri arayacak ve kendilerine göre İzmir’de doğru adayların kimler olacağını soracak.
Bir çerçevede eğilim yoklaması gibi.
Genel merkezin arayacağı isimler, partinin önde gelenleri, bazı belediye başkanları ve CHP’yi çok iyi bilen, objektif olarak bakabilenlerden oluşacak.
Genel merkezin kafasında ise bazı isimler netleşmiş durumda.
Ancak öyle bir strateji var ki, bu strateji sadece 12 Haziran’ı kapsamıyor. Herkes 13 Haziran’da ortaya çıkacak olası sonuçlara göre hazırlanıyor, hamle yapıyor.
Aslında CHP’lilerin tümünü toplasan, satranç maçına soksan hepsi birinci olur.
Kamuoyuna yapılan açıklamalar, sonra geri adımlar… Bunların hepsi ikinci veya üçüncü hamleler gibi…
Genel eğilim, Kılıçdaroğlu’nun Sav ve Baykal ekibinden bazı isimleri listelere alacağı yönünde… İstenilen sonuçlara ulaşılmaması halinde sorumluluğu paylaşma stratejisi takip edilecek.
Kocaoğlu ekibinin ise ayrı bir düşüncesi var.
13 Haziran’da olası bir başarısızlıkta muhalefet bayrağı açılacak ve Alaattin Yüksel genel başkanlık için harekete geçecek.
Bu nedenle İzmir, Manisa, Denizli gibi kentlerden kendilerine yakın milletvekillerini çıkarmak istiyorlar.
Tabii bugünün genel merkezi bu tavrı nasıl değerlendirir, önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Zaten bu nedenle Deniz Baykal’ın partide yeniden etkili olmasını ve milletvekilliği listelerine müdahalesini engellemeye çalışıyorlar.
Deniz Baykal’ın A takımının listelerde olması halinde yeniden tehlikeli olacağının farkındalar…

NOT 1: İZSU’da yapılan değişiklikler ile hocacılar ile locacılar ittifakı işlemeye başlamış durumda. Önümüzdeki günlerde bu konu çok tartışılacak

NOT 2: Ferda Eser genel sekreter yardımcısı olarak mahkeme tarafından görevine iade edildi. Ancak son mecliste altı boşaltılmış, Eser’e bağlı olan tüm birimler başka genel sekreter yardımcılarına kaydırılmıştı. Bu durum hukuki mi? Hukuki ise Ferda Eser sadece oturuyor mu? Hukuki değil ise, olayın hukuki duruma gelmesi için bir takım adımlar atılıyor mu?

NOT 3: Ayvalıklı baş danışmanımız Bilgin Erünal da aday adaylığı için istifa etti. Acaba sadece aday adaylığı için mi bıraktı koltuğunu. Yoksa bizim bilmediğimiz başka gelişmeler mi yaşandı büyükşehirde.

PAUSE HABER: 27 - 03 - 2011

20 Mart 2011 Pazar

Zaman’dan al haberi

Elimde 05 – 04 – 2009 tarihinde Zaman Gazetesi’nde yayınlanan bir haberin metni var. Yani iki yıl öncesine dayanan bir haber…
Haberin başlığı şöyle:
DSP: CHP seçimi şantajla kazandı…
Haber şöyle devam ediyor.
DSP Karabağlar İlçi Başkanı Hilmi Değirmenci, CHP'nin seçimi şantajla kazandığını ileri sürdü. DSP belediye başkan adayı Cafer Öztürker'in de katılımı ile seçimi değerlendirme toplantısı yaptıklarını belirten Değirmenci, toplantı sonuçlarını kamuoyu ile paylaştı.
Değirmenci'nin konuyla ilgili açıklaması özetle şöyle: "Karabağlar seçmeni 'Bölünmeyin AKP gelir' propagandasının etkisi ile oy kullanmıştır. Elbette seçmenin yaptığı tercihlere sonuna dek saygılıyız. Bizim düşüncelerimiz ve projelerimiz seçmenin (haklı) ön yargılı bakışı nedeniyle etkisiz kalmıştır. Her zaman olduğu gibi CHP üretmeyen, ilkesiz, siyaset anlayışı ile Atatürk devrim ve ilkelerini zedelediği halde, Atatürk'ün partisi söylemi ile mirasyedi politikasını sürdürmektedirler. Bu şantaj politikaları elbette günün birinde gerçeklerle yüzleşecektir. O zaman Atatürk'ün mirasına gölge düşüren, bugünkü CHP yöneticilerinin yüzüne gerçekler bir tokat gibi inecektir. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'unun başkanlığını kutlarken; kendisine de bir çift sözümüz var. İzmir'in Bornova dâhil birçok ilçesine yatırım yağdıran başkan, yaptığı işlerin listesini iyice bir incelesin ve Karabağlar gibi İzmir'in 1. büyük ilçesinin o listede neden yer almadığının açıklamasını yapsın?"
Hilmi Değirmenci bu seçimde CHP’den milletvekili aday adayı… Kendisine en büyük destek de kayınbiraderi olan CHP İl Başkanı Tacettin Bayır’dan geliyor…
Nedir bu partilerin aile akraba ilişkilerinden çektiği…

***

Nuri Batuhan Cuma günü Radyo Pause’da Serdar Öztürk ile benim sunduğumuz Sınırsız adlı programa katıldı ve önemli tespitlerde bulundu… Tabii ki partide herkesin tanıdığı Batuhan aklına esip bu tür açıklamalar yapmaz. Açıklamaları dinlerken sanki Önder Sav’ın sesini duyuyor gibiydim.
İşte o ünlü tespitler:
1 – Şimdiki il yönetimi Harlemciler ile balıkçılardan oluşuyor. Sabahtan akşama kadar Harlem kahvesinde okey, akşam balıkçıda rakı… Okeyciler ve rakıcılar birleşince ortaya il yönetimi çıkıyor.
2 – Alaattin Yüksel’i Parti Meclisi için Aziz Kocaoğlu önermedi. Yüksel kendisi bizzat Önder Sav’a gitti ve PM üyeliği için adeta yalvardı. Sav da Kocaoğlu dengesini dikkate alarak Yüksel’i PM üyeliğine yazdı.
3 – Düne kadar ön seçim diyenler bugün merkez yoklamadan yana… Özellikle Alaattin Yüksel’e sesleniyorum. Yüreği var ise ön seçime girerdi. Girmediğine göre yüreğinden şüpheliyim.
4 – Tacettin Bayır geldiği günden itibaren “ön seçim” dedi. Şimdi ne diyor? “Genel merkez eniştem Hilmi Değirmenci’yi aday göstersin.”
5 – İl yapılanmasında olduğu gibi garip bir liste ile İzmir’in karşısına gelirler ise kimse çalışmaz. Başarısızlığı da gelip bize yükleyecekler.
6 – CHP bu kafa ile İzmir’de yüzde 45 alsın başarıdır. Kocaoğlu uçmasın artık. Manzara ortada.
7 – “Kucaklayıcı olacağız” dediler, sadece kendi takımları ile oynuyorlar. O da topu topu 50 kişi…

PAUSE HABER: 20 - 03 - 2011

16 Mart 2011 Çarşamba

Gürültü kurbanı

İzmir Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz günlerde ilçe belediyelerinde çalışan memurların pasolarını iptal etmişti.

Memur sendikaları bu konuyu gündeme getirmek için önceki gün büyükşehir belediyesinin önünde toplandılar ve kararın geri alınması çağrısında bulundular.
Sendika temsilcilerini odasına çağırtan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Vekili Pervin Şenel Genç şu ünlü vecizi söyledi:
“Ne kadar gürültü yapıyorsunuz. Sizin yüzünüzden çalışamıyoruz.”
Sosyal demokrat belediyenin genel sekreter vekilinin bir eyleme yönelik tanımlaması karşısında şaşıran sendikacılar yanıtı vermekte gecikmediler:
“Pardon sizin uykunuza engel olduk herhalde…”
Aynı genel sekreter vekili büyükşehrin meclis toplantısına katılır.
Meclis toplantısına geçtiğimiz hafta göreve dönen Genel Sekreter Yardımcısı Ferdağ Eser de girer ve bürokratlar için ayrılan arka bölümde genel sekreter ve genel sekreter yardımcılarının koltuklarının yer aldığı bölüme oturur. Ancak, Genel Sekreter Pervin Şenel Genç, salona girdiğinde, kendisi için ayrılan koltuk yerine ESHOT Genel Müdürü Gül Şener ve ESHOT bürokratlarının oturduğu sol bloğun en ucundaki koltuğa geçer. Genel Sekreterlik tabelasını da bu masaya aldırır. Eser, durumu fark edince Şenel'in yanına giderek kendisiyle konuşur, ancak Genç tavrından vazgeçmez. Ferda Eser, diğer genel sekreter yardımcılarının da oturduğu orta bloktaki yerine geri döner.
Bir genel sekreter vekili birleştirici, bütünleştirici mi yoksa ayrımcılığı teşvik eder mi olmalı…
Sanırım buna millet karar verecek.
Bir de mahkemeler…
Bu arada AK Parti Grup Başkan Vekili Kerem Ali Sürekli, "Ferda Eser'in mahkeme kararıyla Genel Sekreter Yardımcılığı kadrosuna geri dönmesinden önce, Eser'e bağlı birimlerin başka genel sekreter yardımcılarına bağlanarak, kadronun altının boşaltıldığı" şeklinde tepki göstermiş… Sürekli, bu kararın içeriğinin kendilerine açıklanmadan Meclis'te oylandığını, bundan sonra benzer bir duruma izin vermeyeceklerini söylemiş.
Sayın Sürekli bugüne kadar hangi kararların altına imza attığınızın farkında değilseniz vah bu İzmir’in haline…

NOT 1: Toplu taşımacılık alanında en büyük sivil toplum kuruluşu olan Brüksel merkezli UITP ile protokol imzalandı ESHOT… Ve bu protokolden hemen sonra nedense bir toplantıya katılmak için Dubai’ye gidiyormuş Gül Şener… Maiyeti ile birlikte… Toplam 8 kişi… At imzayı, sonra gelsin yurtdışı seyahatleri.

NOT2: ESHOT’un üst düzey bir yöneticisi, kendisi yakın dostum ve haber kaynağım olur, kurumda çok yakında önemli bombaların patlayacağı bilgisini verdi.

NOT 3: Aday adaylarının dikkatine… Alaattin Yüksel birinci ve ikinci bölgedeki ilk altıyı yazmış. Bundan sonraki isimleri genel başkan Kılıçdaroğlu’na bırakmış… Bir anlamda lütufta bulunmuş… Sanırım bu konuda yapacağınız bir şeyler vardır.

PAUSE HABER: 16 - 03 - 2011

6 Mart 2011 Pazar

Zor günler bekliyor

Bugün yazma zamanı… Ne yazacağız?
Tabii ki açılışı…
Hani şu yapımı sırasında sığınağı unutulan, büyükşehirde imar ve fen işleri müdürlüklerini karşı karşıya getiren, Gaziemir Semt Garajı açılışını yazacağız…
Kılıçdaroğlu – Erdoğan ortak yapımı İZBAN’da kurdela kesimini de atlamayacağız tabii ki…
Bazı notlarımız olacak bu arada…
Kılıçdaroğlu geldi ve kimse tarafından karşılanmadı. Karşılamada toplam 80 kişi vardı. CHP’lilerin büyük bölümü Alevi mitinginde oldukları için karşılama törenine katılmamışlardı. Aleviler 15 bin kişi toplamayı başarmış… Dönüp Ödemiş’teki çiftçi mitingini yeniden sormak gerekiyor sanırım.
Belki de kimsenin eskisi kadar takatı kalmadı.
Kimin ile konuşsam, aynı söz: “Ne olacağı hiç belli değil. Beklemekten başka çare yok. Kime, nasıl başvuracağımız bile belli değil. Partinin sistemi değişti, uyum sağlamakta zorlanıyoruz.”
İZBAN açılışı tam bir Erdoğan şov haline dönüştü. Uzun uzun konuştu Erdoğan.
Zaten ben başbakan ile böyle bir açılışa birlikte katılmasına hiç de anlam veremedim Kılıçdaroğlu’nun…
Gaziemir açılışında da toplam 1000 kişilik katılım vardı.
Siz ölçün artık başarılı bir açılış mı idi, yoksa hüsran mı…

NOT 1: Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm paraya sıkışmış, belediyenin bir arazisini büyükşehire satmış… Gel zaman, git zaman, Kürüm parayı alamıyor… Araştırılıp soruşturuluyor, tabii ki benim tarafımdan… Ortaya şu sonuç çıkıyor… Şehr-i emin buyurmuş, “Parayı Kürüm’e verin. Ancak gıdım gıdım verin de, anlasın Hanya’yı Konya’yı…”
İlahi Kocaoğlu, Kürüm Bitlisli… Nereden bilsin Hanya – Konya ilişkisini… Gerçi sen de Tokatlısın ya…

NOT 2: Torbalı katı atık tesisi için birçok firma ihale peşinde… Ne gereği var ki… Zaten adres belli. İhaleye bir bakınca işin kimlere ve neden gittiği aşikar. Bunları sorgulamak için daha zaman var. Batı’ya mı baksak acaba?

NOT 3: Hatay Caddesi’nin yenilenme ihalesinin, ortalama değerlerin sızdırılması nedeniyle iptalinin arkasında da mı KİK var? Ortalama değerleri dışarı sızdıran kim? Bu kadar yeteneksizlik örneğine bir başka yerde rastlanır bilemem…

NOT 4: Hasan Fehmi Mani CHP Genel Merkezi’nde görülmüş. Sanırım bu dönem milletvekilliğine hazırlanıyor. Bir de İzmir’den aday yaparlar mı?

NOT 5: Migros’un yeni açılan 5 M mağazasını ziyaret eden oldu mu? Bir Arçelik bayii, hayli alan kapatmış. İlgimizi çekti. Sadece o kadar…

NOT 6: Şu ünlü Bornova buz pistinden hiçbir haber yapılmıyor. Maliyeti 100 trilyona ulaşan pist şimdi de mahkemelik. Belediyenin yanlış hesap (!) nedeniyle tevüz ettiği alanların sahipleri kendilerine verilen parayı az bulmuş olacaklar ki, mahkemeye başvurmuş. Sanırım belediyenin ödeyeceği para 170 trilyona yükselecek.

NOT 7: Rıfat Nalbantoğlu çalıştığım kurumu ziyaret etti ve durumum üzerine bir fıkra anlattı. Internet medyası da olsa böyle yakası açılmadık bir fıkrayı yayınlamak mümkün değil. Ancak son kertede şu tespiti yaptı. “İyi ki böyle bir işe başladın ve çok çalışmak zorundasın… Böylece İzmir rahat etti. En azından nefes alabiliyoruz artık…”
Sanırım Nalbantoğlu çok yakında bir gazete, dergi ve televizyon kuracağımızı atladı…
PAUSE HABER: 06 - 03 - 2011

1 Mart 2011 Salı

İki opera binamız oluyor

İzmir’in düne kadar uluslararası standartta bir opera binası yoktu…

Karşıyaka Belediyesi bu açığı farketti ve Milli Emlak’ın elinde bulunan bir araziye İzmir’in ilk opera binasını yaptı.
Toplam 6 trilyona malolan binada 675 kişi opera dinleyebilecek.
Son derece modern ve uluslararası standartlara uygun…
Bir iki küçük eksiğin de tamamlanmasından sonra bina en geç bir ay içerisinde açılacak hale getirilecek.
Buraya kadar bir sorun yok.
Sorun daha sonra başlıyor.
Karşıyaka’da, Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı opera binasının 500 metre ilerisine bir başka bina yapılacak. Bu da opera binası…
Kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz misali…
İzmir Büyükşehir Belediyesi karar almış ve Karşıyaka’ya yapılan opera binasının 500 metre ilerisine ikinci bir opera binası yapıyor.
Maliyetlerine de bakalım isterseniz.
Karşıyaka Belediyesi’nin yaptığı opera binası tüm iç döşemeleri ile 6 milyon liraya malolmuş.
Büyükşehir Belediyesi’nin opera binası, diğer opera binasından üç misli büyük olacak. Maliyeti de çok fazla değil…
Topu topu 95 milyon liracık…
Üçyol-Üçkuyular metro hattının ilk ihalesinin 90 milyon lira olduğunu düşündüğümüzde sonucun ne olacağına siz karar verin.
Ben bir şey söylemek istemiyorum.

***

Şu ünlü yemek vardı, şehir efsanesi durumuna gelmiş olan…
O yemek sonrası başlayan tartışmalar ışığında mülkiye müfettişleri olaya el attı ve kapsamlı bir soruşturma başlattılar. Soruşturmanın çok dosyalı olduğu kesin. ESHOT durak ihalelerinden tutun, Giraud arazisine kadar birçok konu var soruşturulan.
Bir bölümü devam ediyor soruşturmanın. Ancak biri kesinlik kazandı ve müfettişler durak ihalesi konusu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundular. İki ihale arasındaki maliyet farkı nedeniyle savcılığa intikal etmiş bu soruşturma. Aslında iki ihalenin aynı anda yapılması da bir suç unsuru…
Bu arada bu duraklar kimin?
ESHOT’un mu, belediyenin mi yoksa reklam anlaşmasını yapan şirketin mi?
Bir de millete ikide bir ithal duraklar deyip durmayın. Eğer bu duraklar ithal ise biz bilmeden Bornova ilçesi Türkiye sınırları dışına mı çıkarıldı yoksa…

***

Serdar Öztürk’ün son yazısında ESHOT tarafından yapılan yeni uygulama vardı. Büyükşehir çalışanları dışında ilçe belediyelerdeki memurların pasoları geçersiz sayılıyor artık. Ankara Büyükşehir Belediyesi ise ilçe belediyelerinde çalışan memurlara bu hakkı tanıyor. Sadece kendilerine tanımakla kalmıyor, eşleri ve çocuklarını da bu haktan yararlandırıyor.
CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır seçim arifesinde kaşık kaşık toplamaya çalışırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi kepçe kepçe dağıtmayı sürdürüyor.
Hakikaten işi zor il yönetiminin. Gerçi 13 Haziran sonrası kimin neden ne kadar sorumlu olacağı konusunda gardlarını almışlardır sanırım.

NOT: Son yapılan otobüs düzenlemesinde engelli vatandaşlar unutuldu mu?

PAUSE HABER 01 - 03 - 2011

22 Şubat 2011 Salı

Herkes endişeli

Bugün farklı bir pencereden bakalım…

Konu Ortadoğu’da patlayan kriz… Daha doğrusu halk kalkışması ya da intifada…
Önce Tunus, sonra Mısır ardından Bahreyn ve son olarak Libya…
Burada değişen Ortadoğu coğrafyası söz konusu…
Aslında şanslı bir kuşağız…
Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecini ve Doğu Bloku’nun sisteme entegrasyonunu birlikte yaşadık.
Şimdi de Ortadoğu’yu izliyoruz… Belki Çin’e kadar ulaşacak yeni bir domino etkisini birlikte gözlemleyeceğiz.
İsrail’in ne olacağını, İran’daki yapının devam edip etmeyeceğini de öğreneceğiz.
Bu süreçte Türkiye nerede duruyor?
Türkiye’yi Türkiye dışında olanlar ile konuşmak gerekliydi.
Çünkü bize sunulan belli…
Biz önümüzdeki 10 yıl içinde Ortadoğu’nun hakimi olacağız. Yeni Osmanlıcılık vs…
Herşey bu kadar toz pembe mi?
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’ndan bazı yetkililer ile görüştüm.
Öncelikle vurgulamak gerekiyor ki, Türkiye’nin oynadığı alanlarda özellikle ekonomik açıdan Yunanistan zaten var… Ürdün’de var, Mısır’da var, Libya’da var…
Onlar da gelişmeleri sıkı şekilde takip ediyorlar.
Yunanistan’ın düştüğü ekonomik krizden çıkış noktası olarak bile görüyorlar, Ortadoğu’nun yenileşmeye uygun pazarından daha fazla pay çıkartarak…
Bunun için Türkiye ile ilişkilerini derinleştirmek ve geliştirmek zorundalar. Çünkü Müslüman yapılar ile ilişkileri açısından Türkiye ile yürümek onların da işlerine geliyor.
Her ne kadar İsrail konusunda farklı adım atsalar, büyüyen İsrail-Türkiye çatışmasında ABD ile yan yana durarak mesaj verseler de Yunanistan’ın bölgede yeniden harekete geçebilmesi için Türkiye’ye ihtiyacı var.
Peki Türkiye ne yapar?
İşte o da net değil. Ancak görünen o ki, Türk hükümeti özellikle seçim öncesi attığı adımlar ile Ortadoğu kartından oy kazanacak.

***

Bekledim, bekledim… Hatta çok bekledim.
Ancak yazan çıkmadı…
Bilinmiyor da yazılmamış değil…
Tam tersi çok iyi biliniyordu…
Büyükşehrin 4. katında koridorda millet birbirine giriyor, müdür ile mühendis kavga ediyor, iş karakola düşüyor, kişiler birbirlerinden davacı oluyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Daire Başkanı Ziya Çavdar’dan söz ediyorum… Birçok müdür ile sürtüşen Çavdar sonunda işi koridorda kavgaya kadar dayandırmış. Hem de mesai saatinde.
31 Ocak 2011 tarihli karakol tutanağında bu durum açık ve seçik not edilmiş.
Sayın Çavdar da yakın görüştüğü başkanı Kocaoğlu’na mı benzemeye çalışıyor, anlamadım. Büyükşehri takip eden muhabir arkadaşların bu konuyu gündeme taşımamaları da ilginç… Yoksa o saatte hepsi çay partisine mi gittiler?

***

Büyükşehir Belediyesi’nin spor kulübü üzerine yazmadığımı zannetmeyin.
Neden bu kulüpte sadece bir iki spor dalına özel önem verilmeye başlandı?
Servis işlerini yapan firma neden değiştirildi?
Bu işte kimler rol oynadı?

PAUSE  HABER: 22 - 02 - 2011

18 Şubat 2011 Cuma

İlk günden eleştirmek olmaz…

CHP Genel Merkezi’ne bu sütundan teşekkür etmek istiyorum.

Bu aşamada gazetecilik açısından iş yapacak çok ilginç bir ismi il başkanı olarak atadı… Tacettin Bayır…
Birkaç kişi bana telefon edip, “Biz bu zatı iyi tanımıyoruz, nasıldır” diye sorunca şaşırdım açıkçası…
Konak’ta CHP siyaseti yapanlar iyi tanır aslında.
Demek ki İzmir genelinde bir tanınmama sorunu var CHP’nin yeni il başkanının…
Ortada iki hatta üç önemli sorun var.
Birincisi Tacettin Bayır’ın atanmasında etkili olan yapı ve isimler…
Bir grup CHP’li Mustafa Moroğlu ismini ortaya atan Yüksel-Kocaoğlu ikilisinin aslında arka planda Bayır’ı hazırladıklarına, Moroğlu kartından sonra Bayır kartını öne sürdüklerine inanıyor.
Ben aynı fikirde değilim.
Tamam İTO’da turuncu devrime öncülük yapan ve Alaattin Yüksel ile çalışan bir isimdi Bayır. Ancak konu il başkanlığı olunca Yüksel-Kocaoğlu ikilisi tarafından destek görmedi. Üstelik Yüksel-Kocaoğlu ikilisinin birinci kart - ikinci kart gibi çoktan seçmeli ve pokere benzeri bir oyunu oynayacak kapasitede oldukları şüpheli…
Kaldı ki, Alaattin Yüksel’in Bayır’ı arayıp, ”Neden aday oluyorsun, çekil kenara” dediğini sağır sultan bile duydu.
İlçe belediye başkanlarından da destek almadı Bayır.
O zaman kim devreye girdi ve Bayır’ı bu noktaya taşıdı?
Bunun yanıtını şimdilik kimse veremiyor.
Bayır “Ben Kılıçdaroğlu’nun adayıyım” diyor da, Kılıçdaroğlu istareye mi yattı da bu ismi önerdi…
İkincisi Bayır’ın il başkanlığı noktasında yaptığı açıklamalar. Tüzük gereği Bayır il başkanı atanmıyor, yönetim kurulu üyeliğine getiriliyor. Ardından hâlihazırdaki yönetim toplanacak ve Tacettin Bayır’ın oy birliği ile il başkanı olmasına karar verecek.
44. Madde çok açık…
“Ben kendi yönetimim ile çalışırım” diyerek il yönetiminin istifasını istemeye hazırlanan biri nasıl olacak da değiştirmeyi planladığı il yönetiminden il başkanlığı vizesi alacak?
Bildiğim kadarıyla il yönetiminde bu işleri iyi bilen, tüzüğü ezberlemiş, Önder Sav’ın rahlesinden geçmiş hayli isim var.
Bayır ile şimdiki il yönetimi arasındaki ilişki nasıl şekillenecek?
Bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz…
Üçüncü nokta ise Bayır’ın son 10 yıldaki duruşu…
İlk günden eleştirmek istemem. İnsanlara biraz zaman tanımak gerekiyor.
Ancak 2002 seçimlerinden önceki aday belirlemede aday adayı olduğu halde sıralamaya giremediği için “CHP’de Bermuda Şeytan Üçgeni: Baykal, Sav Yüksel” sloganını CHP İzmir’de seslendiren de Bayır.
2007 aday adayları belirleme sürecinde, kiraladığı Bergama vapurunda delegeye kokteyl veren ve “Deniz ile buluşmaya geldik” sloganının üreten de Bayır.
Bugün ise “En büyük Kılıçdaroğlu, başka büyük yok” sloganına bağlanmış durumda. Kendisini ziyaret edenlere, “İzmir’de kimse ile uzlaşmam. Beni buraya atayan Kılıçdaroğlu’nun kendisi. Sadece ona bağlıyım” diyecek kadar da netleşmiş...
Ancak çok istediği milletvekilliğini bir dönem daha ertelemek zorunda kalacak…

NOT 1: Bir cenaze namazında karşılaştım Aziz Kocaoğlu ile… Nedense çok yalnızdı…

NOT 2: Mustafa Moroğlu tutmayınca Alaattin Yüksel-Aziz Kocaoğlu ikilisinin genel merkezde ileri sürdükleri ikinci isim kimdi? Tahmin bile edemezsiniz.
Maalesef Nebil Özgentürk…

PAUSE HABER: 18 - 01 - 2011

15 Şubat 2011 Salı

Yüksel 10. sıraya konulsun

CHP Genel Başkan Yardımcısı (Tefrişten Sorumlu) Alaattin Yüksel önemli açıklamalarda bulunmuş, CHP’nin İzmir’de genel seçimlerde yüzde 70 oy alacağını iddia etmiş.

Hangi matematik bilgisi ile yüzde 70 oy potansiyeline ulaşılmış; bilemiyorum.
Ortada bazı gerçekler var.
1 – CHP’nin son yerel seçimlerde aldığı oy büyükşehir bazında yüzde 56… Kocaoğlu bu oy potansiyeline ulaştıktan sonra havalanmış, “Efsane başkan Piriştina’dan daha çok oy aldım” demişti.
2 – Aynı seçimde AKP Taha Aksoy’un adaylığında yüzde 30 oy almıştı.
3 – MHP adayı Musavvat Dervişoğlu bazı oyların CHP’ye gitmesine rağmen yerel seçimlerde yüzde 7 oy almıştı.
4 – 2007 genel seçimlerinde CHP’nin oyu yüzde 35 civarında idi.
5 – 2007 genel seçimlerinde AKP’nin oyu Yüzde 30 civarındaydı.
6 – Aynı genel seçimlerde MHP yüzde 14, Genç Parti yüzde 7.5, Demokrat Parti yüzde 5, bağımsızlar yani Kürtler yüzde 4 oy almıştı. İktidar ve ana muhalefet partisi dışında tüm partilerin toplam oyu 35 civarındaydı…
7 – Son referandumda AKP’nin evetleri yüzde 37 civarında…
8 – Son referandumda, CHP, MHP ve diğer tüm muhalif partilerin toplam oyu yüzde 63…
Bu tabloya bakınca ortada bir matematik dehası ortaya çıkıyor…
CHP’nin İzmir’de yüzde 70 alması için bu CHP dışındaki tüm muhalif partilere oy vereceklerin Yunanistan’daki seçimlerde oy kullanmaları gerekecek.
Böylece CHP İzmir’de birinci bölgeden 10, ikinci bölgeden 10 milletvekili çıkarabilir.
Eğer Alaattin Yüksel kendinden bu kadar emin ise birinci bölgeden 10. sıraya konulsun aday olarak. Şahsen eski bir il başkanı ve günümüzün genel başkan yardımcısı ve dahi CHP’nin İzmir’de yüzde 70 alacağını garanti eden biri olarak bu sıraya yakışır.
İkinci bölgede 10. sıra milletvekili adayımı söylememe gerek yok sanırım.
Kendisi Bornova’dan…
O da İzmir’i peşinden sürükleyecek biri olarak CHP oylarını yüzde 70’e çekecektir.
Kimden mi bahsediyorum…
Tabii ki kadim dostum Aziz Kocaoğlu’ndan…
Aziz Kocaoğlu’nun milletvekili yapılması halinde önümüzün açılacağı kesin.
İşte belki o zaman İzmirliler, “Çok iyi 10. sırada bulunan Aziz Kocaoğlu’nu milletvekili yapalım da kurtulalım” diye düşünerek CHP’yi yüzde 70’lere taşıyabilirler.
Vallahi ben bile oy veririm gururla…

NOT 1: Bir ilçe belediye başkanının kafasına silah dayanmış diye bir duyum geldi tarafıma… Durum bu kadar vahim ise bilelim. Neredeyiz biz? Teksas’ta mı?

NOT 2: Ersu Hızır’ı gören ve duyan var mı? Ferda Eser’e ne oldu? Görevine dönüyor mu? Döner ise kimler ile çalışacak?

NOT 3: Abdürrezzak Erten yeni genel başkanı ile yakın ilişkiye geçme derdinde… Partisinin grup toplantısında, bir taraftan Kılıçdaroğlu’nun elini sıkarken diğer taraftan hemen arkasındaki koltuğa oturarak bir sonraki dönemde koltuğunu garanti altına almak için harekete geçmiş. Bakalım bu kadar çaba kendisine yetecek mi?

NOT 4: Sayın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, gece Kordon'u Gündoğdu'dan Alsancak Vapur İskelesi'ne doğru tek başına yürüyerek "Buranın tek hakimi benim" mesajı mı vermek istiyorsunuz? CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır'a "Ben buradayken sen Kordon'da ne sorunu çözersin" mi demek istiyorsunuz? Ama vatandaşlar balkonlarından sizi takip ediyorlar. Geçtiğiniz yerlerde apartmanların kiriş kapıları, kaldırıma parketmiş arabalar tarafından kapatılmış, kentin ana arterleri trafik içinde boğulmuş, siz hala "Ben imparatorum" diye mi dolaşıyorsunuz?

PAUSE HABER: 15 - 02 - 2011

6 Şubat 2011 Pazar

Şenlik şimdi başlıyor

Bir şenlik, bir şenlik ki sormayın…

Emeğe saygı şenliği, çalgılı çulgulu… Ardından seçim startı toplantısı…
Ne güzel…
“Başkanım bize 5 bin kişilik salon yap” talebi…
Sanki “Başkanım bizi diskoya götür” der gibi…
Aman kalsın… Sonra o salon da 100 trilyona çıkar. Yanlış ölçüm yapılır, birilerinin arazisine girilir… Adamlar dava açar kazanır. 10 trilyonluk iş çıkar size 100 trilyona…
Üstelik talepte bulunan CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun arası hiç de iyi değil. Dolayısıyla Aziz Kocaoğlu’nun böyle bir salon yapma düşüncesi bile olsa, Bayır istedi diye yapmayacağı da açık…
Geçtiğimiz günlerde ciddi kavga ettiklerini büyükşehir sınırları içinde yaşayan herkes biliyor.
Konu Kordon’daki tente sorunu…
Tacettin Bayır “Kordon’daki sorunu ben çözeceğim” dediği gün tespitimi yapmıştım. “Eğer birileri yüzde 56 oy aldığı için Kaf Dağı’nda kendine yer edinen Aziz Kocaoğlu’nun işine burnunu sokarsa, Kocaoğlu dişlerini hemen gösterir” diye…
Daha birinci gün sonuç ortada…
Seçim startı toplantısına karşıdan baktığınızda içerideki kaosu çok net biçimde görüyorsunuz…
Bir zamanların ünlü ekibi toplantıya bile katılmadı.
İl yönetiminde daha şimdiden gruplaşma başladı.
Doğrudan Bayır’a bağlı olanlar… Doğrudan Alaattin Yüksel’e bağlı olanlar şeklinde…
Tefrişattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olsa da Alaattin Yüksel bir Genel Başkan Yardımcısı. Üstelik İzmir’in tek ismi… Seçim startında İl Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı konuşuyor da neden Yüksel konuşmuyor bir anlam veremedim.
Üstelik dışarıdan törene katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Volkan Canalioğlu bile konuşma yaptı…
Salonda gözler çok aradı Yüksel’i… Bir geldi, sonra ortadan kayboldu…
Kocaoğlu o kadar konuştu ki, “millet bitse de gitsek” moduna girmişti.
Belediye başkanlarının çoğu protokolde ayakta kaldı.
Ayakta kalanların ya da kaldırılanların başkanların dikkat etmeleri gerekiyor, bir sonraki dönem için…
İl yönetiminden hoşnut olmayanların sayısı hayli fazla… Gerçi şimdilik kimse bu konunun üzerine gitmiyor. Nedeni açık.
“Bir açıklama yaparız, saflar sertleşir. Genel seçimlerde ortaya çıkacak başarısızlığı bize mal ederler.”
Tabii bunlar bugünün tespitleri… Yarın tüm bu sürecin alt üst edilmesi de mümkün…
Benim gördüğüm tek gerçek var. Alaattin Yüksel – Kocaoğlu ekibi birileri ile kavga edecek. Bu Sav ekibi olabilir, Bayır grubu olabilir, bu yapıların dışında kalanlar olabilir ve tabii ki Gürsel Tekin olabilir.
Gürsel Tekin ile Alaattin Yüksel’in aralarının hiç de iyi olmadığını sağır sultan bile biliyor.
Seçim startı toplantısında bir tek şeyi beğendim. O da CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır’ın milletvekili adaylarının belirlenmesinde İzmir’de ön seçim istemesini…
Bu yapı ile ne kadar doğrudur yanlıştır tartışılır. Ancak Bayır en azından daha önce söylediklerinin arkasında.
İzmir’de ön seçim olması halinde çok farklı bir yapının ortaya çıkacağı da açık. Yalnız öyle 1 – 3 – 5 merkez yoklama falan değil. Birinci sıradan 13. sıraya kadar herkes üye bazında, hakim huzurunda ön seçime girsin… Görelim o zaman kim örgütün gerçek desteğini alıyor.

PAUSE HABER: 06 - 02 - 2011

1 Şubat 2011 Salı

CHP’de sular durulmuyor

Bugünden itibaren de hiç durulmayacak gibi…

Bugün il yönetimi açıklanıyor. Daha doğrusu MYK’da onaylanıyor…
İl yönetiminde kimlerin olduğu net sicimde bilinmiyor. Ancak ben üç kişiden eminim.
Altan İnanç, Yekta Varnalı ve Zeki Günen…
Alaattin Yüksel’in il yönetimi oluşturulması sırasında hayli baskı yaptığı biliniyor.
Bu nedenle CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır ve yakın arkadaşları ile arası limoni…
Yüksel’in ısrarla istediği üç isim yanına soru işareti konulmuş hatta alternatif isimler bile sunulmuş durumda.
Bakalım CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin Yüksel’in önerdiği isimlere nasıl bakacak?
Eğer bu üç isim geçmez ise Tefrişattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel ne edecek?
Eğer bu üç isim geçer ise attığında mangalda kül bırakmaz tavrı koyan Tacettin Bayır’ın imajı çizilecek mi?
Bugünden itibaren üç önemli konu bizleri oldukça meşgul edecek gibi…
1 – Tacettin Bayır ile Alaattin Yüksel arasında yavaş yavaş başlayan çekişme ve kavganın büyüyerek devam etmesi.
2 – Yeni il yönetimine yönelik olumsuz tavırlar.
3 – Kocaoğlu’na yönelik muhalefetin artışı…
Ankara ve İstanbul’da atanacak il yönetimleri de bize bir fikir verecek…
Tabii bir de İzmir ilin borçları var.
Bayır borçlar konusunda bir komisyon kuracağını ve şeffaf bir yönetim anlayışı ile hareket edeceğini söylüyor.
Komisyon eski il başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nu suçlu bulur ise ne olacak?
Bilindiği kadarıyla Nalbantoğlu milletvekili adaylığı için il başkanlığından ayrıldı.
Nasıl olacak bu iş?

* * *

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu belediye çalışanları ile eğlence düzenliyor Şubat’ın dördünde… İşçilerine de memurlarına da… Hem de eşli… Halkapınar’da yapılacak bu eğlencede yemek de verilecek iddiası var. Bu kadar insana yemek vermek mantıklı mı bilemem. Beni ilgilendiren Kocaoğlu’nun böyle bir yemeği neden organize ettiği…
Yemekteki konuşmasında sevgiden birliktelikten ve hoşgörüden bahsedeceğine göre, belediyede başlayan huzursuzluğu örtmeye yönelik bir operasyon gibi geliyor…
Son aylarda hızla başlayan düşüşü durdurmaya yönelik bir hamle de olsa, bu ivme kaymasını durdurabileceğini pek sanmıyorum…

PAUSE HABER: O1 - 02 - 2011

25 Ocak 2011 Salı

Planlamanın görüşü

Bilgin Erünal’ın Karabağlar Belediyesi sınırları içinde kalan yüzde 10’luk hisse sahibi olduğu kıyak arazi gündemdeki yerini koruyor.
İçişleri Bakanlığı’na bağlı mülkiye başmüfettişlerinin başlattığı soruşturma çerçevesinde o dönem 5 binliklerin geçişinde imzası bulunan belediye meclis üyelerinden savunma istendi.
Nedense CHP’liler Büyükşehir Planlama Müdürlüğü’nün hazırladığı savunmanın altına imza atıyorlar. Yani tek savunma, onlarca imza…
Peki, büyükşehrin 5 binlikleri hazırlanırken bu yere planlama dairesinin verdiği olumsuz rapor nerede?
Bir taraftan olumsuz rapor vereceksin, diğer taraftan belediye başkanının korumak için planın doğruluğunu ileri süren bir savunma hazırlayacaksın.
Planlama Dairesi’nin dosyada olduğu iddia edilen olumsuz görüşü müfettişler tarafından incelendi mi acaba?
Yoksa bu görüş ortadan mı kayboldu?
Bilindiği kadarıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde planlamanın görüşü resmi kayıt altına alınmıyor. Yani görüşün üzerinde ne kayıt numarası var ne de tarih…
Hal böyle olunca bu belgenin dosyadan alınması ve sümen altı yapılması da çok kolay…
Bakalım bu soruşturmadan daha neler çıkacak?

***

CHP İzmir il yönetimi bir türlü oluşturulamıyor.
Birinci sorun eski il yönetiminden 11 kişinin istifa edip etmediği… Bir grup istifalar tamam diyor, diğer grup “Hayır, sadece 6 istifa var” diyor…
Buna rağmen il başkanı Tacettin Bayır liste çalışmalarını sürdürüyor.
Alınan bilgiye göre en büyük sıkıntı Konak’ta yaşanıyor. Tefrişatta sorumlu genel başkan yardımcısı Alaattin Yüksel Konak için isim üzerine isim öneriyor. Bayır ise sıkışmış, adım atmakta zorlanıyor.
Diğer ilçelerde sorunlar aşılmış gibi…
Konak’ın kısa süre içerisinde çözüleceği belirtiliyor.
Bakalım, bu satrançtan kim galip çıkacak?
Ardından ilçe yönetimlerine yönelik operasyonlar başlayacak.
İlk aşamada istifa eden ilçe başkanlarının yerine isimler atanacak, ardından sorunlu olan ilçelere yönelecek il yönetimi.
Hangilerine?
Bucak, Karabağlar ve Konak…
Konak ve Karabağlar’a atanması planlanan isimler kulislerde konuşulmaya başlandı.
Buca için büyük ihtimal ile Belediye Başkanı Ercan Tatı ile mutabakata varılarak atama yapılacak.

NOT: Hasan Tahsin zeytinyağlı dolma istedi hastaneye… Adamın hasta olduğunda bile boğazı durmuyor…

PAUSE HABER: 25 - 01 - 2011

23 Ocak 2011 Pazar

Taşlar oturacak mı, karışacak mı?

CHP’nin yeni İl Başkanı Tacettin Bayır için herkes temkinli…

Kimi iyi tanımıyor, kimi il başkanı seçildikten sonra ortaya koyduğu söylemleri takip ediyor, kimi yakın arkadaşlarından Bayır konusunda bilgi almaya çalışıyor.
Bu göstergelerin ışığında ortaya şu sonuç çıkıyor.
1 – İl Başkanı İzmir örgütünde fazla tanınmıyor.
2 – İl Başkanı'nın söylemlerinden sonuç çıkarmaya çalışanlar bugüne kadar özel bir bilgi edinemediler.
3 – İl Başkanı'nın Genel Başkan ve örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısı hangi düzlemde ilişki kurduğu bilinmiyor.
4 – Her ne kadar yeni İl Başkanı, “Genel Başkan'ın özel olarak gönderdiği aracı ile görüştüm” dese de, Kılıçdaroğlu’nun seçildiği ilk gün Bayır’ın Ankara’ya kendisini tanıtan bir CD gönderdiği, Ticaret Odası ile başkent seyahatinde Genel Başkan'a, “Size bir CD gönderdim, bakarsanız memnun olurum. İl başkanlığına adayım” dediği de konuşuluyor.
5 – İzmir örgütünün bir bölümü, “Tacettin Bayır, Yüksel - Kocaoğlu ikilisinin ikinci adayı idi. Moroğlu olmayınca perde arkasından onu öne sürdüler” tespitinde bulunurken, diğer bölümü, “Bayır’ın Yüksel ile ilişkisi yok. Bu seçim onlara da gol oldu” düşüncesindeler.
6 – Herkes il yönetim kurulunu bekliyor. Bu süreçte il yönetimi il başkanı ve İzmir örgütlenmesinin hangi noktalara gideceğini gösterecektir.
7 – Örgütteki ana eğilim genel seçimlerin kazanılması Kocaoğlu ile mücadeleye girilmesinden yana. Yaptıkları nedeniyle İzmirlilerin gözünden freni patlayan kamyon süratinde düşen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na yapılacak muhalefetin toplumu kucaklama noktasında işe yarayacağı görüşü hâkimiyet kazanıyor.
8 – Aday adayları da yeni il yönetiminin oluşturulma sürecini çekiştiriyor. Bu hafta taşların biraz daha oturması mümkün… Ya da tamamen karışacak…

***

Cuma günü Radyo Pause’un canlı yayını için sabah saat 08.00’de helikopter ile İzmir semalarındaydık. Programı asıl sunacak olan Hasan Tahsin’in ciddi derecede hasta olması nedeniyle (Kendileri şu sıralar çok güvendiği Eşrefpaşa Hastanesi’nde yatıyor. Oda numarası 128) benim sunumumda gerçekleşti. Aslında ben de yukarıda olacak Kocaoğlu’nun kente kazandırdıkları ve kaybettirdiklerini not edecektim. Bir adım daha ileri giderek programı sunmak durumunda kaldım. Yukarıdan İzmir ilginç…
Üç şey dikkati çekiyor.
1 – Kötü yapılaşma…
2 – Yeşil alan azlığı…
3 – Trafik…
Bence kent üzerinde tartışmaya girmek isteyen herkese tavsiye edilir helikopter seyahati…
Aziz Kocaoğlu’nun yatırımları ise ortada… Metro inşaatlarının biteceğini hayal edenler bir de yukarıdan baksınlar.
Tabii ki bitecek. Ancak hangi kış bitecek, onu tanrı biliyor. Hatay trafiğinin Nisan ayında açılacağını iddia edenlere gülüp geçmekten başka yapacak bir şey yok.
Yeşil alan ise gençekten büyük sıkıntı. Sadece Ege Üniversite alanı ve çevresinde yeşil alan var. Bir de Buca’nın arka taraflarında…
Düzen açısından en dikkat çeken ilçe Karşıyaka… Ancak orada da ciddi yeşil alan eksikliği göze çarpıyor.
Kocaoğlu’na tavsiye… Arada bir kenti helikopter ile gezip şehr-i emini olduğu kenti kolaçan etmesinde yarar görüyorum.
Kent elden gidiyor dikkatinize...

PAUSE HABER: 23 - 01 - 2011

16 Ocak 2011 Pazar

Şirketlere gözaltı

Gelir İdaresi Başkanlığı İzmir Vergi Dairesi 213 sayılı kanunun 134. maddesi uyarınca büyükşehir belediyesinin tüm şirketlerinin belgeleri, defterleri, faturaları, senetleri, bordroları, kesilen makbuz ve belgeleri inceleyeceğini bildirdi.

Şirketlerin vergi dairesinden ilgili başvuruyu aldıktan 15 gün içerisinde gerekli tüm belgeleri vergi dairesine teslim etmeleri de istendi.
Büyük ve kapsamlı bir araştırma anlaşılan…
Tabii yevmiye defterlerine ve alışveriş faturalarına özellikle bakılması gerekecek. Neler çıkacaktır neler…
Tüm şirketlerin inceleneceğini düşündüğümüzde hayli ilginç sonuçlar bekliyor bizi…

***

Eşrefpaşa Belediye Hastanesi’nde hummalı bir çalışma vardı geçenlerde… Yok, Hasan Tahsin gelecek diye değil tabii ki… Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu tahlil yaptıracakmış… Bence bu tür yerleri sık sık ziyaret etmeli Kocaoğlu… Böylece oraların yüzü bir miktar temizlik görür değil mi?

***

İzmir il başkanı atanacak, herkes teyakkuz halinde… İzmir’in tek genel başkan yardımcısı, teşrifattan sorumlu Alaattin Yüksel ise İspanya’da… Ya işi bitirdi, gönül rahatlığı ile Akdeniz’in bu güzel ülkesine uçtu, ya da “Ben oynamıyorum” diyerek kaybolmayı tercih etti. İşin ilginç yanı Yüksel’in İspanya’da Aziz Kocaoğlu’nun oğlu ile buluşması… Burada konuşamıyorlar demek. Çareyi İspanya’da sohbet etmekte bulmuşlar…

***

Yılan hikâyesine dönen Üçüncü İzmir Projesi’nde iki gökdelen el değiştirmiş ve Kuveytlilere satılmış. Hem de 100 milyon dolara… Şimdi anlaşıldı mı neden bu kadar önemli 3. İzmir Projesi… İmar planında bir değişiklik yapıyorsunuz, milyon dolarlar havada uçuşuyor. Ancak bu kentin rantiyecilere karşı geliştirdiği bazı savunma mekanizmaları var. Onlar devreye giriyor ve istenilen sonuçlara ulaşılmasını engelliyorlar. İyi ki de varlar… Yoksa bu kent parsel parsel satılmaya başlanmıştı…

***

Büyükşehirden yeşil kart alan Azat Fazla, kendi sendikacı arkadaşlarından sürekli kırmızı kart görüyor… Ben anlamıyorum, kendi çevresinden kırmızı kart gören biri neden büyükşehir koridorlarında elinde yeşil kart ile dolaşıyor. İşçi dostu Aziz Kocaoğlu günün birinde bize bu durumun yarattığı çelişkileri anlatacaktır mutlaka…

***

İl başkanlığı için bazı isimler atakta… Soruna sadece zengin ve paralı olarak bakılacak ise vay bu partinin haline… Biz ne zengin işadamları gördük, ordu marşı ile geldiler, İzmir marşı ile gittiler… Kılıçdaroğlu – Tekin ikilisinin bu konuda daha dikkatli hareket etmeleri gerekiyor. Yoksa İzmir’in başı genel seçimlerde gerçekten belaya girecek…

PAUSE HABER: 16 - 01 - 2011

13 Ocak 2011 Perşembe

600 milyar borç ile nereye…

Rıfat Nalbantoğlu veda etti?

Nereye?
İl başkanlığı koltuğuna…
Bir sürü insan sevinçli…
Bir o kadarı da tedirgin..
Dertleri “Gitti liderimiz” değil…
Sorun “Biz ne yaparız seçim öncesi yol göstericimiz Rıfat’sız” değil tabii ki…
Her gün biri kapımızı çalıyor…
Referandum sürecinde CHP İl Başkanı sıfatıyla yaptığı harcamaları var Rıfat Nalbantoğlu ve arkadaşlarının…
Gazeteler bu konuda kalem oynatamıyor…
Çünkü onlarında alacağı var…
Söyleyemiyor televizyonlar… Çünkü onların da beklentileri var.
Hepsi şaşkın…
Çok şükür astarımız, yüzümüze denk geliyor…
Alt alta toplandığında 600 bin liralık (eski dilde 600 milyar) borç olduğu iddia ediliyor…
Seçim arabalarının yapımından tutun da, digital baskılara kadar; aklınıza ne gelirse listede duruyor…
İnsanlar kan ağlıyor…
Hepsini anladım da yaklaşık 120 bin TL’yi bulan CHP İl Başkanlığı’nın restorasyonu, yenilenmesi işlemini hala anlayabilmiş değilim…
Tanınmış bir reklam firmasına yaptırılmış bu iş…
Başkanlık makamından, diğer servislere kadar, her yer pırıl pırıl… Hakikaten bir holding yönetim binası gibi…
Yakışmıyor mu?
Yakışıyor.
Ama adama sorarlar; ”Paran yoksa neden yaptırdın?” diye…
Ya da "Ödeyemeyeceğin borca niye girdin?"
Şimdi, tek umut; CHP'ye gelen hükümet yardımından alınacak paydan ödeme yapılması…
Oysa istihbaratımıza göre, bu para İzmir, İstanbul, Ankara dışına dağılacak…
Üstelik verilen para ile “Seçim harcaması yapın” denilecek…
Tüm bunlar doğruysa, İzmirli alacaklılar havasını alacak…
CHP İzmir İl Başkanlığı’ndan alacaklı olup, 6 aydır bekleyen küçük şirketler, esnaf ne yapacak?
Hüngür hüngür ağlayan var aralarında…
Dükkanını kapatmak üzere olanlar da bulunuyor…
Şimdi bu kalabalık alacaklı listesinde yer alanlar çıkıp sorarsa;
“Küçük esnafın sırtına basarak nereye gidiyorsun ?”
“Arkanda 600 milyara yakın borç bırakarak nereye gidiyorsun ?”
Hangi yaklaşımla “Dürüstlük ve solculuk üzerine politika kurarak oy isteyeceksin ?”
Peki; Sayın Başkan Kocaoğlu, “Sen ne diyeceksin?
Acaba bu tartışma Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kulağına giderse ne düşünecek?
Tabii ki merak konusu…
Maalesef, gazeteler, televizyonlar sesini bile çıkaramıyor…
Çünkü araştırmalarıma göre her bir küçük televizyon kanalı ve gazetelerin alacakları 2 ila 5 bin lira arasında değişiyor.
Komik değil mi?
Yapacak bir şeyleri yok… Elleri kolları bağlı…
Daha komiği bu borç bütçesine rağmen Nalbantoğlu, göğsünü gere gere milletvekilliği koltuğuna oturursa donup kalacağım…
Ah siyaset, vah siyaset...
Ah koltuk, vah koltuk…
Acırım güven ve sevinçle iş yaptığını zanneden tedarikçilere…
Eğer ödeme yapılmayacaksa, CHP Genel Merkezi'ne bir önerim var;
Yeni yönetim bu isimlerden oluşsun… Nasıl olsa ceplerinden çıktı para…
Otursunlar koltuklara… En azından hakları…
Hakları mı Rıfat Bey?

NOT: Yeni il başkanınız hayırlı olsun… Aman ismini duyduğunuzda bir yere düşmeyin. Bize lazımsınız… Yoksa biz ne yazacağız sonra…

PAUSE HABER: 13 - 01 - 2011

9 Ocak 2011 Pazar

İl başkanlığı sorunu

Her şey dönüp dolaşıp il başkanlığına kilitlendi.
Çünkü Nalbantoğlu’nun istifası ile boşalacak olan koltuğa atanacak olan il başkanı hem partiyi genel seçimlere taşıyacak hem de milletvekili listesinden en azından bir nebze etkili olacak.
Bu nedenle milletvekilleri adayları saptanacak il başkanı için kulis faaliyetlerine başladılar bile…
Üç grup il başkanlığı için mücadele ediyor…
Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından desteklenevek adayın diğerlerine göre bir adım önde olacağı genel kanı…
Ancak Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin’in bu adayı destekleyip desteklemeyeceği bilinmiyor.
Aslında Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir il başkanı istediği tam olarak bilinmiyor…
Bugüne kadar bir atama yapmadığı için istediği il başkanı tipinde soru işaretleri oluşmuş durumda.
Bilinen tek kriter Kılıçdaroğlu’nun gençlere önem verdiği ve 40 – 55 yaş grubu içerisindeki isimleri il başkanı olarak değerlendirmek istediği…
İzmirlilerden oluşan ikinci grup ise Kocaoğlu’nun siyasi anlamda daha fazla büyümesini istemiyor. Bu nedenle farklı isimleri ön plana çıkarıyor.
Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin bu isimlere geçit verecek mi bilinmiyor…
Ancak Kılıçdaroğlu’nun Ve Gürsel Tekin’in farklı arayışlarda olduğu kesin.
Nitekim Kuşadası’nda da bu tür görüşmeler yaptığı da biliniyor Tekin’in ve Tekin ile hareket eden birkaç kişinin…
Tabii bu arada istifa edeceklerin işi zor…
Mesela Rıfat Nalbantoğlu’nun… Mesela Yüksel Demirsoy’un…
Örgütlerden istifa edeceklere bugünden kimsenin söz veremeyeceği biliniyor.
Daha adayların nasıl saptanacağı bile belli olmadı.
Kimi merkez yoklama diyor, kimi ön seçim…
Genel merkezden de bu konuda net bir açıklama yok.
Dolayısıyla riske girip istifa edecek örgüt yöneticileri…
Gerçi istifa etmeseler de ne olacak?
Sonuçta Kılıçdaroğlu, “Ben sizinle çalışmak istemiyorum” diyerek istifalarını da isteyebilir.
Bu hafta içerisinde bazı şeyler netleşecek gibi…
Tabii Gürsel Tekin’e en doğru bilgiyi aktaran, Kılıçdaroğlu ile yakın ilişkide olanlar karlı çıkacak görünüyor.
Aslında atanacak il başkanı tipi İzmir’de Kılıçdaroğlu ekibinin düşündüğü milletvekili tipini de ortaya koyacak.
Ben sürpriz bir isim bekliyorum il başkanlığına…
Belki bir işadamı, belki bir avukat… Mimar da olabilir…
Bu arada ekip tamamen dağılmış durumda…
Yeni arayışlar içine girdiler tabii ki… Gün Kılıçdaroğlu günü olunca bir bölümü kaydı bile o tarafa… Varsa yoksa “En büyük Kılıçdaroğlu” diyorlar…
İki ay öncesine kadar “en büyük dede” idi ya neyse…
Gerçi yarın Kılıçdaroğlu olmasa yeni bir kapı bulur bazıları… Hiç utandan kalkıp, “Aslında dede de yanlıştı, Kılıçdaroğlu da” diyebilirler.
Neyse ki, her şey o kadar kısa süre içinde oldu ki, kimin nerede durduğu, ne zaman sıvıştığı çok net görüldü.
Bu saatten sonra bir sağa, bir sola gidenlere, ne bu örgüt ne de bu genel merkez olumlu bakar…
Tabii Deniz Baykal’ın bu süreç içerisinde partinin neresinde olacağı da önemli… İşin ilginç yanı Kılıçdaroğlu geçtiğimiz hafta öyle bir açıklama yaptı ki, herkesin bunu iyi okuması gerekiyor.
Ne dedi CHP lideri?
Kimse bulunduğu koltuğu koruyacağını düşünmesin. Genel seçimlerde bir tek kişinin yeri garanti. O da Antalya milletvekili Deniz Baykal’ın…
Bu açıklamadan sonra herkesin durup düşünmesi gerekiyor bence…
Bu hafta hayli hareketli geçecek…

PAUSE HABER: 09 - 01 - 2011