Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Temmuz 2009 Cuma

Saint Kocaoğlu ve Feng Shui

Saint Kocaoğlu buyurmuş: “Metro konusunda basında dahil herkes pozitif olmalı. İzmir’e yatırım yapacak kişilerin öncelikle morale ihtiyacı var…”
Bana yapılacak en son tespittir, negatif enerji yaydığım iddiası.
Belki de beni kastetmiyordur İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı.
Kim bilir hiç okumuyordur yazdıklarımı.
İyi de büyükşehir belediyesini kim eleştiriyor ki
Açın bakın son bir yılın yerel gazetelerine, ulusal gazetelerin eklerine… Haberlerine, özellikle köşe yazılarına… Ya da yerel TV’lerde yayınlanan programlara… Zeytinyağı fiyatlarının neden yükseldiğini daha iyi anlarsınız.
Herkes bir pozitif, bir pozitifti…
Son bir yılda bu kadar pozitif olundu da ne oldu?
Ne yani, bu saatten sonra Feng Shui mi öğreneceğiz?
İzmir’in değişik noktalarına aynalar asalım bari.
Ya da mavi-yeşil ile kahverengi-kırmızı kombinasyonu tüller saralım elektrik direklerine.
Neden?
Gelecek yatırımcıya pozitif elektrik vereceğiz ya.
Gerçi büyükşehir belediyesi bu işe el atarsa ne olur bilinmez.
Pozitif elektrik vereceğim diye 220 voltu dayar yatırımcıya.
Yatırımcı ne olur?
Morto… (Köşe yazarının notu: Morto, Esperanto dilinde ölüm demektir.)
Biz de çok abarttık canım.
Saint Kocaoğlu kentte pozitif enerji yaymak istiyor. Aslında başardı da…
Karabağlar metropolitan aktivite merkezi, 3. İzmir Projesi, Özgörkey Tower, Vestel Tower…
Ama hukuk yok mu o hukuk… Pozitif enerjinin yayılmasına izin vermiyor bir türlü.
Ne sonuç çıkarıyoruz buradan.
Aslında hukuk negatif enerji yayıyormuş da bizim haberimiz yokmuş.
Bir de metro olayı var tabii ki…
Ancak metroyu Feng Shui ile çözmek kolay değil. Çinliler gelip baksalar, olayı anlamaya çalışsalar, “Bunu altından değil Feng Shui, Mao Zedung bile kalkamazdı” derlerdi.

NOT 1: CHP’li iki il yöneticisinin Ahmet Türk ile havaalanında görüşmeleri olay olmuş durumda. CHP yöneticilerine buradan duyurulur. Birey olarak istediğinizi yapabilirsiniz. Ancak bir partinin yöneticileri iseniz, partinizin genel merkez bazında bazı konularda belirli bir görüşü var ise ve parti üyelerinin hatta partiye oy verenlerin bu konuda hassasiyeti ciddi ise davranış kalıplarınızı ona göre ayarlamanız gerekir. Atılan her bağımsız adım, diğer parti yöneticilerini de zor durumda bırakıyor.

NOT 2: İnternette yayınlanan yazılarıma gelen yorumları okuduğumda, şaşırmıyor değilim. Bazıları üslubumu beğenmiyor, bazıları da büyükşehire yönelik eleştirilerimi… İzmir yerel medyasında bir çuval köşe yazan adam var… Her gün beni okumak zorunda değilsiniz. Başka köşe yazarlarını da okuyun ki, hem okuduğunuz yazarların reytingleri yükselsin, hem de aradaki farkı iyi anlayın. CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu bile algılamış durumu… Ama o da neden çok okunduğumu çözmüş değil. Biraz daha zaman verelim kendisine, İzmirlileri ve CHP’lileri anlaması için… Bu bilgiler milletvekili olunca da lazım olacak ona.

YENİGÜN 31 - 07 - 2009

29 Temmuz 2009 Çarşamba

En iyi çözümler bende saklı

Ertan Sayın bugün yazmış metroda ışık söndü diye.
Yooo… Kesinlikle sönmedi.
İşte İzmir metrosunu kurtaracak öneriler:
1 – Zonguldak’taki madencilerden bir grup oluşturulacak ve 6 ay içerisinde kazma işleri bitirilecek.
2 – Hasan Tahsin’den yardım istenecek. Bosna Başbakanı İzmir’e davet edilecek, gerekirse tünelin kazma operasyonu kendisine verilecek.
3 – Metro Hıfzısıhha’da bitirilecek, “Bunun gerisi nerede?” diye soranlara, “Ya metro projesi buraya kadardı, Siz bir şey bilmiyorsunuz, her şeyi en iyi ben bilirim” denilecek.
4 - Aliağa – Menderes hattında yapımı bitirilmeyen istasyonların yerine ip merdivenler asılacak. Bu merdivenleri kullanan İzmirliler hem spor yapacak hem de çok sağlıklı olacak.
5 – Bornova – EVKA 3 arasındaki tünel bitirilmeyecek. Ankara yoluna kadar metro ile gelinecek. Oradan inilecek Ankara asfaltı yürüyerek geçilecek ardından yine metroya binilecek.
6 – Bir zamanlar lunaparkların vazgeçilmez oyuncağı olan bugi bugi trenleri sistemi İzmir metrosuna adapte edilecek. Bir yeraltına inilecek, bir yerüstüne çıkılacak. Böylece İzmirlilere her gün lunapark nostaljisi yaşatılacak.
7 – Metronun aslında çağdışı bir ulaşım aracı olduğu iddia edilecek. Bunun için gerekirse uluslar arası bir sempozyum düzenlenecek. Metroya alternatif hava metrosu sisteminin İzmir’e getirilmesi hedeflenecek. Projenin Aziz Kocaoğlu önderliğinde önümüzdeki yüzyılda gerçekleştirilmesi konusunda meclis kararı alınacak.
8 – Metronun şu ana kadar kazılmış olan bölümüne gerekirse 85 ve 86 hat numaralı otobüsler çalıştırılacak. Suyun yoğun olduğu yerlerde uzun süredir kullanılmayan İzmir kayıkları devreye girecek.
9 – Tünelin içi tamamen yeşillendirilecek. “Karanlıkta ağaç yetişir mi?” sorusu soracaklar için Çin’deki Pekin Üniversitesi’nden yeşil tünel danışmanı getirtilecek.
10 – Ünlü Türk büyüğü bir gazetecinin Aziz Bey Abisi’nin ne olacağı konusu bu gazetecinin önümüzdeki günlerde yapacağı Arjantin, Bolivya, El Salvador, Brezilya tatil turunda da tartışılacak.

NOT 1: Büyükşehir Belediyesi başdanışmanını önümüzdeki mecliste atıyor. Kocaoğlu’nun en yakın arkadaşı Bilgin Erünal artık başdanışmanımız olarak görev yapacak. Bir Ayvalıklı’nın böyle bir görevde beni çok gururlandıracak!

NOT 2: Önümüzdeki günlerde İzmir’de en çok tartışılacak ilçe Çiğli olacak. Benden söylemesi.

NOT 3: Narbel konusunda fısıltılar giderek artıyor. Belediye başkanı umarım bu soruna kısa süre içerisinde çare bulur.

YENİGÜN 29 - 07 - 2009

28 Temmuz 2009 Salı

Git, kendin kaz, kardeşim

Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Abdi Karagözoğlu’ndan nefret ediyorum. Yazımın olmadığı bir günde metro haberini manşet yapıyor ve telefonda şöyle diyor: “Süleyman, metroyu manşet yapıyoruz, metro uzmanı köşe yazarı olarak bir iki çiziktir sen de…”
Ne çiziktireceğim.
Olay ortada.
Bunun ismi düpedüz başarısızlıktır. Başka söze hacet yoktur.
Üçyol - Üçkuyular tıkandı, Bornova bitmiyor, Aliağa – Menderes başka bahara kaldı.
Hepsinde suç bunu yapan firmalarda da, büyükşehir sütten çıkmış ak kaşık mı?
Bu kent Bozoğlu’na oy vermedi.
İzmir, Kocaoğlu’nun kendi deyimi ile güvendiği için Kocaoğlu’na oy verdi.
Hesabını da Kocaoğlu’ndan soracaktır.
Yok öyle ikide bir, “Napalım, metro bitmeyecek diye ağlayıp gözlerimi mi akıtayım” demek.
Madem aday oldu, kazandın, o zaman sözünü tutacaksın, bitireceksin…
Gerekirse al kazmayı ve kazmaları, git kendin kaz…
Nasıl gideceksin ki metro inşaatlarının yanına… İzmirliler seni orada bekliyor alacak…
Ne diyeceksin?
“Vallahi ben suçsuzum. Firmalar suçlu.”
İyi de bu firmaları İzmirliler bulmadı ki… Sen buldun.

YENİGÜN 28 - 07 - 2009

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Ziyaretin arkasından


CHP Genel Sekreteri Önder Sav, geldi ve gitti…
Geriye ne kaldı?
“Yürüyecek önderimiz denize bakar yolumuz” şeklindeki bir slogan ve aşağıdaki iki resim…
Söylenecek söz çok ancak şimdiden bir tespiti yapamadan geçemeyeceğim.
Kongre sürecinde Aziz Kocaoğlu ile Önder Sav ekibi birlikte hareket edecek.
Bunun sinyalini iki ünlük gezide verdi Sav… Kocaoğlu da bu sinyali almış durumda. Ve hayatından çok memnun…

Sav yaptığı konuşmalarda Kocaoğlu’na oldukça destek verdi:
“Sokrat, (iktidarı hevesli olmayanlara vereceksin) der. O süreçte Sayın Kocaoğlu da başkanlık için hevesli değildi. Ama arkadaşlarımız kendisini tercih etti. Herkes bu durumu geçici bir dönem zannetti. Ama Sayın Kocaoğlu, mütevazı, hoşgörülü kişiliğinin yanı sıra işe yarayan ve sonuç alıcı çalışmalar yaptı ve başarıya ulaştı. İzmir tarihinde görülmemiş bir oy oranı ile seçildi. Yüzde 56 oy oranı, yüksek bir çıta. Dileğim, önümüzdeki genel seçimlerde İzmir’de bu oranı aşmak. Metropoldeki 30 ilçeden 28’ni kazandık. 30 ilçede il genel meclisi oylarımız da yüzde 50’ye yükseldi. İnanıyorum ki başkanlarımız, Aziz Kocaoğlu’nun koordinatörlüğünde ilçe belediye başkanlarımız ile birlikte İzmir’de iyi işler yapacaklardır. Hatasız kul olmaz, iş yapan, icraat yapan hata da yapar. Ama başkanlarımız İzmir’i iyi bir yere taşıyacaklardır.
Böyle bir birlikteliğin il başkanı adayı kim o zaman?
Genel Sekreter Önder Sav’ın son dakikaya kadar desteklediği, Kocaoğlu’nun yakın arkadaşı, kadim dostu eski il başkanı Alaattin Yüksel mi?
Yoksa Kocaoğlu’nun yakın çalışma arkadaşı, Önder Sav’ın İzmir’de en güveneceği isimlerden biri olan şimdiki İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu mu?
Ortada bir gerçek var ama…
Sav’ın İzmir ekibinin ayırımcı politikaları…
Genel Sekreter’in belediye ziyaretlerinin bir bölümünde Sav ekibi vardı.
Ancak Kemal Karataş’ın atattığı belediye başkanları ziyaretine katılmadı Sav ekibi.
Karşıyaka ziyaretine bile son dakikada teşrif ettiler. Yani kahve faslına.















NOT 1: İzmir il yönetiminden iki ismin havaalanında DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile olan samimi ilişkileri bazı CHP’lileri kızdırdı. Telefon üzerine telefon aldım bu konuda. Her iki ismin de siyaset anlamında daha dikkatli olmaları gerekiyor.

NOT 2: Bizim Gazino’daki yemek hayli kalabalıkmış. Gelen partililerin yoğunluğu nedeniyle masalar gruplara bölünerek, “yiyen kalksın, yerine yenileri otursun” sloganı geliştirilmiş.

NOT 3: Narbel’de işçi ücretleri konusunda hayli problem olduğu söyleniyor. Başkanın dikkatine. Önümüzdeki günlerde bu sorun ciddi biçimde gündeme gelebilir.

YENİGÜN 27 - 07 - 2009

24 Temmuz 2009 Cuma

Herkes yemeğe

CHP Genel Sekreteri Önder Sav’ın bugün başlayacak olan İzmir ziyareti Eylülde start alacak kongre süreci için önemli ipuçları verecek.
Bir belediye binasının açılışından daha önemli konuları İzmir’de tartışmak için iki günlük ziyaret yapıyor.Genel sekreterin İzmir’i sıkça ziyaret etmediğini görürsünüz daha önceki programlarına baktığınızda…
Sav’ın programını hep birlikte izleyecek ve İzmir’e vermek istediği mesajları birlikte tartışacağız.
Bu arada Cuma akşamı Bizim Gazino’da yapılacak yemeğe İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da davet edilmiş. Bu ilginç bir gelişme.
CHP Genel Sekreteri Önder Sav cumartesi günü öğleyin Karşıyaka da, belediyenin sosyal tesisi olan Deniz Kent’te yemek yiyecek.
Aslında bu daha da ilginç bir gelişme.
Tabii ki Önder Sav ile görüşmek isteyen, kendi bakış açılarını genel sekretere izah etmek isteyenlerin her iki yemekte de hazır olmaları gerekiyor.
Genel sekreterin bu tür yemeklerde CHP’lileri dinlediğini, onların görüşlerine değer verdiğini, hatta bazı notlar aldığını unutulmamalı.
Eğer restoran kapılarında size sorun çıkarılır ise sadece şunu söyleyin: Bizler bu partideniz ve kazanması için çok çalıştık. Tabii ki bu yemeğe katılmak herkes gibi bizim de hakkımız.

***

İZSU ilginç ihalelere imza atıyor.
Bunlardan biri de iki gün önce karar verilen motorlu araçlar kiralama ihalesi.
Neden bu ihaleyi öne çıkardın diye sormayın. Ancak yukarıdan baktığınızda ilginç gelişmeler var ihalenin mantığında.
İSZU 2007 yılında yine böyle bir ihaleye çıkmış, binek araç, doblo, pikap ve minibüs kiralama sistemine gitmişti. Yılı tekrar ediyorum 2007. O yıl yapılan ihale şartnamesinde araçların tamamının 0 kilometre yani yeni olması istenmişti.Bu normal bir durum… İSZU’nun ihaleye çıkarken tabii ki yeni araçları tercih etmesi doğal.
Ancak iki gün önce yapılan ihalede ise nedense 0 kilometre yeni araçlardan vazgeçilmiş yerine 2007 yapımı ve daha yeni araçlar ibaresi konulmuş.
“Her dönem 0 kilometre ihalesi yapılırken bu kez neden 2 yaşındaki araçlar da ihaleye girmiş, anlamak kolay değil” derseniz IQ testi yapmanızı öneririm. Bu soruyu soranların IQ test sonuçlarının 70’in altında çıkacağı açık gibi…
Büyükşehrin ihalelerinde son günlerde yaşananlar beni gerçekten düşündürmeye başladı.
ESHOT ihalesi konusu ise nedense gündemden düştü.
Birileri devreye girip olayı mı kapatıyor yoksa yine birileri olayın büyütülmemesi için taraflara baskı mı uyguluyor? Basında yazılanlar nedeniyle, “şunu mahkemeye vereceğim, bununla hesaplaşacağım” diyen belediye bürokratımız bu adımları atıyor mu yoksa çark mı etti?
Çark etti ise bunun nedenlerini de kamuoyunda tartışması gerekiyor.
ESHOT ihalesini başkaları kaleme almış olabilir. Ancak başkalarının kaleme aldıkları bizi yine de ilgilendiriyor. Dolayısıyla bu ihalenin geldi noktayı kamuoyunda yeniden tartışacağımızı da bildirmek isterim.

NOT: Hasan Tahsin Balkan neden anılarını yazmıyor? Biz bir iki not kaleme aldık diye mi?

YENİGÜN 24 - 07 - 2009

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Sav’ın İzmir ziyareti

CHP Genel Sekreteri Önder Sav cuma ve cumartesi günü İzmir’de olacak. Karabağlar Belediyesi’nin açılışı için İzmir’e gelecek olan Sav’ın tabii ki başka bir ajandası var.10 gün önce kaleme aldığım Ağustos formülü konusunda siyasi araştırma yapacak Sav İzmir’de.
Öyle ya da böyle İzmir CHP’nin kongre süreci içerisinde çok önemli… İzmir’de iktidar olacak yapının Ankara’da da etkili olacağı kesin.Önder Sav’ı iyi izlemek gerekiyor. Özellikle yemeklerde kişilere yönelik yapacağı tespitler, genel sekreterin bundan böyle kimlerle yürüyeceğini, daha doğrusu yürümek istediğini ortaya koyacaktır. CHP Genel Sekreteri’nin imalı sözlerine ise ayrıca dikkat etmek gerekir.
Şimdiden haber vereyim. Genel Sekreter Önder Sav Cuma akşamı İzmir’de kalacak ve yemeği Narlıdere’de Bizim Gazino’da yiyecek.Bizim Gazino CHP Genel Sekreteri’nin ikinci mekanı gibi. Bakalım bu yemeğe kimler katılacak?Ekibin tamamı orada olacaktır. Ancak ekip dışından kimlerin davet edileceği ise ayrı soru işareti. Organizasyonu CHP İzmir İl Başkanlığı yapıyor olmasına rağmen, yemeğe katılacakları genel sekreter bizzat belirleyecektir. Zaten bu yemeğe davet edilmeyenlerin Sav’ın yanında olmaları mümkün değil. Cuma yemeği bize Ağustos formülünün ipuçlarını da verecektir.
Bence bu yemeğin en önemli ipucu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yemeğe katılıp katılmayacağı… Katılacak ise Kocaoğlu’nun eski ekibi ile yeniden örtüşmeye başladığını gösterecektir. Katılmayacak ise Kocaoğlu Sav ekibine karşı yeni bir il başkanı çıkarabilir tahmini daha yaygın tartışılmaya başlanacaktır.Tabii ki yemeğin Narlıdere sınırları içerisinde yapılıyor olması Narlidere Belediye Başkanı Abdül Batur’un ekip ile ilişkilerinde bir düzelme olup olmadığı konusunu da akla getiriyor.Cuma ve cumartesi günü bu geziyi değişik kanallar üzerinden takip edip, ortaya çıkan durumu sizler ile tabii ki paylaşacağım.

Hasan’ın Balkan maceraları (3)
Hasan Tahsin, Hırvatistan, Karadağ turundan sonra yeniden Bosna’ya geçti. Karadağ’dan Bosna’ya dönerken ekip yolda kayboldu. Genç bir kızın kullandığı arabayı çevirip sordular, “Bosna’ya nasıl gideriz” diye… Kız kendilerini takip etmelerini istedi. Aradan 3 saat geçince ekibi bir korku aldı. Acaba başka bir yere mi götürülüyorlardı. Bir yol ayırımında kız arabasını durdurdu. Burada bir başka araba daha vardı. İçinden 1.95 boyunda 160 kiloluk dev bir Sırp indi iki arkadaşıyla birlikte. Adı ünlü Sırp kasabı Dragan ile aynı olan adam, Hasan ve arkadaşlarının içinde bulunduğu arabaya yaklaştı. Hasan’ın aşağıya inmesi için işaret etti. Tabii Hasan’ın psikolojik durumunu tahmin edebiliyorsunuzdur. Arabadaki Türklerin kendisi hakkındaki yorumlarından habersiz olan adam Hasan’a yolu tarif etti. Hasan Tahsin yeniden arabaya bindi, Tito zamanında yapılan, toplam 60 tüneli içeren çok güzel bir vadiden Bosna’ya döndüler. Hasan Tahsin 40 yıl önce yapılan 60 tünelden çok etkilenmişti, İzmir’de bir tane tüneli bile bitiremeyen abisine burayı mutlaka göstermesi gerektiğini söyledi. 60 sayısının Tokat’ın plakası olması ise sadece bir rastlantı. Altında bir şey aramayınız lütfen.

NOT 1 : Bir gazetecinin bir başka gazetecinin gezisini kaleme alması Türk basınında öyle çok rastlanan bir durum değildir.

NOT 2 : Ekrem Demirtaş’ın Başkanlar Kurulu’ndan ayrılması son derece doğru. Başkanlar Kurulu ne yaptı ki bugüne kadar. Demirtaş’ın kararını değiştirmek için hareket edeceklerine, İzmir’in geriye gidişindeki paylarını sorgulasınlar.

NOT 3 : MHP eski il başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan bir messenger mesajı. Kendileri messenger arkadaşım olur da… “Aziz Bey Atlas Oteli’ne neden deve resmi astı ki. Kendi resmi çok daha iyiydi.”

NOT 4 : Önceki gece bazı gazeteciler Tike Restoran’da görülmüş. Hani Efes Swiss’in yanındaki restoranda.

YENİGÜN 22 - 07 - 2009

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Hasan’ın Balkan maceraları (2)

Gazetemizin değerli kalemi, köşe yazarı, ulu insan Hasan Tahsin, Mostar ve Saraybosna’yı gezerken, savaş zamanında kazılan ünlü tünelleri de ziyaret etmiş. Sırplar’dan habersiz kazılan tünellerin uzunluğu 800 metre… Boşnaklar bu tüneli elle kazarak, 4 ay 4 gün içerisinde bitirmişler. Hasan Tahsin, tünel fikrini ortaya atan ve bizzat yapımını üstlenen kişiyi, abisi Kocaoğlu’na metro konusunda danışmanlık yapmak için İzmir’e davet etmek istemiş. Yani Nejat Brankoviç’i… Brankoviç bu teklifi kibarca reddetmiş, “Sayın Tahsin, ben Bosna Hersek Federasyonu’nun başbakanıyım, görevlerimi bırakarak İzmir’e gelmem mümkün değil. Hem 4 milyonluk bir kentte bu işi yapacak danışman bulamamış mı sayın Topoğlu?” önerisinde bulunmuş. Hasan da, “Abimin ismi Aziz Kocaoğlu” diye düzeltmiş. Brankoviç yanıtlamış: “Çin gazetelerinde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Sait Topoğlu yazıyordu. Oradan okudum.”
Kıssadan hisse: Tünel kazmayı başaranlar başbakan bile oluyormuş. Kazamayanları nasıl bir son bekliyor, onu bugün için tahmin edemiyorum.Bu arada savaş zamanı Bosna’daki tünelin yıkılması için Sırplar, Saraybosna Havaalanı’nı sürekli sulamışlar. Buradan Hatay esnafına duyurulur. Dükkanlarınızın önünü sularsanız, metro karmaşasına kesin çözüm bulabilirsiniz. Bakın gördüğünüz gibi tarih bilgisi işe yarıyor ve ne demişler: “Tarih tekerrürden ibarettir.”

***

Ünlü Türk büyüğü Hasan Tahsin’in Balkan maceralarına devam ediyoruz tabii ki... O kadar yürüyüş ve eski eser ziyaretinden sonra yorulmuş Hasan Tahsin.
“Bir Kemalist yorulur mu” diye sormayın. Yorulmuş işte.
Rehberi evine gönderip, bir kafeye oturmuş arkadaşlarıyla akşam vakti. Garson masaya gelmiş ve Boşnakça bir şeyler söylemiş. Herkes birbirine bakmış.
Hasan soda isteyecek… İsteyecek de nasıl anlatacak.
“I want soda” demiş.
Garson bön bön bakmış.
Hasan baktı ki olmuyor, ortada bir iletişim problemi var. Kendisi iletişimci ve aynı zamanda televizyoncu ya…
Elini ağzına götürmüş, şişeyi diker gibi yapmış. Midesini sıvazlarken de “water, water” demiş.Garson, “Bu da mı Tokatlı” diye düşünmüş ama fazla renk vermek istememiş.
Neyse ki devreye gruptan başkası girip “mineral water” deyince garson rahatlamış. Yoksa sabaha kadar karşısında garip hareketlerle soda isteyen birini izlemek zorunda kalacakmış.
Gerçi Hasan Tahsin bu… Baktı ki olmuyor, başlardı söylenmeye:
“Biz Osmanlı’nın torunlarıyız. Bu topraklarda yüzyıllarca hüküm sürdük. Siz hala Türkçe bilmiyorsunuz. Tez elden bu ülkeleri yeniden topraklarımıza katalım. Bu insanlara Türkçe öğretelim. Biz de rahat rahat içeceğimizi, isteyelim.”

NOT 1: Üçyol – Üçkuyular metro hattı durmuş. Menderes Aliağa zaten durmuştu. Karayollarından izin alınmaz ise Bornova da duracak. Büyükşehir Belediyesi yıkama yağlama haber geçeceğine kapsamlı bir metro açıklaması yapmak zorunda.

NOT 2: Üçüncü İzmir projesine de hukuk “dur” demiş. Birileri kendine dönüp, “Biz ne yapıyoruz” diyor mu acaba.
 
YENİGÜN 20 - 07 - 2009

17 Temmuz 2009 Cuma

Pes doğrusu

Biz mi yanlış algılıyoruz, yanlış yazıyoruz yoksa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı kendisinin eleştirilmesinden zevk mi alıyor anlayamadım. Gerçekten benim bir iki danışmana ihtiyacım var. Bir psikolog ve bir psikiyatrist.
Onlarla her gün bir araya gelip şehrin emininin attığı adımların bireysel arka planlarını masaya yatırmak gerekiyor.
Konu, Montrö ile Lozan arasının yani Şair Eşref Bulvarı’nın yeniden kazılması.
Bundan 1 yıl önce Şair Eşref Bulvarı’nın düzenleme çalışmalarına başlamıştı İzmir Büyükşehir Belediyesi.
Yeni kaldırımlar yapılmış bulvarın orta kesimi tekrar yeşillendirilmişti.
Tam iş bitti denilirken Gediz Elektrik yapılan yeşil alanı yeniden kazmaya başladı. Halk isyanlardaydı. Bu nasıl bir koordinasyondur diye.
Hatta Aziz Kocaoğlu’nun o dönemdeki başdanışmanı İlknur Denizli bile, “Bu kadarına da pes doğrusu” demişti, yeniden kazılan alanları gördüğünde.
Gediz Elektrik işini bitirdi. Yeşil alan hala toprak olarak duruyor. Yeşillendirme faaliyetleri de askıda.
Önceki günden itibaren bu kez İzmirgaz yolun tamamını yeniden kazmaya başladı. Halk iyice şaşkın ve kızgın.
Kentin tam göbeğinde trafiğin büyük bölümünü üstlenen bir bulvarda arka arkaya üç tane kazı olur mu?
Kazmaya bu kadar meraklı iseniz, alın elinize kazmayı gidin metroyu kazın. Bugüne kadar bitirmiş olurdunuz. Agora’da da kazma faaliyetleri var. Orayı böyle kazsaydınız, antik tiyatronun tamamını ortaya çıkarabilirdiniz. Yoksa Şair Eşref’te bizim bilmediğimiz bir gömü mü var.
Anlaşılan Aziz Kocaoğlu Şair Eşref Bulvarı’nı çok sevdi ve bu yoldan çıkmak istemiyor.
Belki kendisi de şair olmaya karar verdi. Bulvarda ne kadar çalışırsam bana da şairlik bulaşır mı diye düşünüyor acaba.
Kocaoğlu’na bir danışman daha gerekli. Kaldırımlardan ve kazmalardan sorumlu… Belki yeni atadığı üç danışmandan birine bu görevi verecektir.

Hasan’ın Batı Balkan maceraları (1)

Kendini resetlemek için Bosna’ya giden Hasan Tahsin Saraybosna’daki ünlü Baş Çarşı’da Osmanlı eserlerini inceliyordu. Ortalık ana baba günü, mahşeri bir kalabalık var. Bu arada iki genç arkadan Hasan Tahsin ve maiyetine yaklaşıp, “Pardon siz Hasan Tahsin misiniz” diye sordular. Maiyet şaşkınlıktan yerlerde tabii ki… Meğerse Bosna’daki Türk taburunda subay olan iki genç İzmirliymiş. Hasan Tahsin’i de İzmir TV’deki programından tanıyorlarmış. Pes doğrusu bu kadar yurtdışına gidip geldim, bir kez bile birileri beni durdurup, Siz Süleyman Gençel misiniz” diye sormadı. Meğer Hasan Tahsin uluslararası şöhrete sahipmiş de biz bilmiyormuşuz. Bunu Türkiye’ye döndükten sonra 100 kez başıma kakacağından eminim…

YENİGÜN 17 - 07 - 2009

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Hukuk devrede

Bir önceki yazımızda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı bir kararın İzmir 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini duydurmuş ve konu ile ilgili belgeleri bu yazımızda kaleme alacağımızı belirtmiştik.
Davacı: TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi
Davalı: İzmir Büyükşehir Belediyesi
Müdahil: Akmerkez Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Pazarlama, İhracat, İthalat San ve Tic A. Ş. (Diğer bir ifade ile Topçu’nun sokağında Vestel’in satın aldığı Orkide)
İzmir 2. İdare Mahkemesi 1/5000 ölçekli nazım planı önerisinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığına karar vermiştir.
Gördüğünüz gibi hukuk bile “yeter yahu, bu kentte neler oluyor” deme durumuna gelmiş.
Büyükşehrin 30 katlı gökdelen için aldığı kararın 1 hafta içerisinde çıkarıldığını da buradan belirtmeden geçemeyeceğim.
Zaten büyükşehirde her şey şöyle işliyor:
Bir değişiklik komisyonlara getiriliyor. Orada oy birliği ile karar alınıyor. Daha sonra bu karar Büyükşehir Meclisi’ne indiriliyor. Büyükşehir Meclisi’nde meclis üyelerinin konu hakkında konuşmaları mümkün değil.
Kararlar 1. maddeden 15. maddeye kadar oylanıyor. Padişah, “kabul edenler, etmeyenler” şeklindeki söylemine başlayıp şöyle devam ediyor. “Oy birliği ile kabul edilmiştir.”
30 katlı gökdelen 1 hafta içinde Büyükşehir’den çıkarken, Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak Karşıyaka Belediyesi hizmet binasının yapımında Kocaoğlu’ndan sadece bir kat fazla istedi. Kocaoğlu’nun yanıtı “Olmaz, emsal teşkil eder” şeklindeydi.
Belediyenin hizmet binasına bir kat fazla verme, 30 katlı ticari gökdeleni süpersonik hızla geçir.
Dürüst başkan dediğin böyle olur.
Tabii buradan şu tespiti de yapmadan geçemeyeceğim. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeleri “kaldır – indir” operasyonundan başka ne işe yararlar?
Kapalı kapılar arkasında Kocaoğlu hakkında atıp tutanlar, mecliste kamuoyu önünde muhalefet yapmaktan neden çekiniyorlar?
Bu eleştirilerim Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi olan ilçe belediye başkanları için özellikle geçerlidir. Erken öttükleri için kafalarının kopacağından mı ürküyorlar yoksa…

NOT 1: İzmir’deki iki belediye başkanı dünür oluyor. Çocukları nişanlanan ancak nedense kamuoyundan saklanan bu mutlu günün taraflarını ben de merak ettim.

NOT 2: İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP’nin görevden alınan eski il başkanı ve İTO başkanlık seçimini kaybeden Alaattin Yüksel ile artist Rutkay Aziz, Konak’ta birlikte görülmüşler. Bu üçlünün birlikte olması ilginç de nedense herkes Yüksel’in pantolon rengine takmış.

NOT 3: Hasan Tahsin kendisini resetleyeceğini, bu nedenle yazılarına bir hafta ara vereceğini belirtmiş. Hasan’a reset yerine format gerekiyor ya neyse. Zaten bu reset işini duyduğum kadarıyla Bosna, Karadağ ve Hırvatistan’ı kapsayan bir gezide yapacakmış. Hasan oralara gittiğine göre yakında bu ülkeleri kendi topraklarımıza katacağızdır.

YENİGÜN 15 - 07 - 2009

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Fermuarı yırtmayalım lütfen

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, komisyonlar kurulurken özellikle imar komisyonuna mimar ve şehir plancısı almadı. Gerekçesi de, “Bu insanlar dışarıya iş yapıyorlar. Bu noktada çok objektif olamazlar” şeklindeydi.
İlk bakışta, “Ne dürüst başkan” dedirten bir bakış açısı.
Ancak nedense hiçbir belediye başkanının yapmadığını yapıyor Kocaoğlu. Bizzat kendisi bazı dosyaları izliyor.
Karabağlar’daki aktivite merkezi konusundaki atılımlarını sağır sultan bile duydu. Neyse ki, Karabağlar Belediyesi bu konuda gerekli duruşunu gösterdi. Ancak yeni belediye olduğu için göbekten bağlı Büyükşehir’e. Aldıkları kararın büyükşehir ile ilişkilerinde sorun yaratacağını iddia edenlerin sayısı hayli yüksek. Korku imparatorluğu yaratılmış gibi…
Konak Belediyesi yine Büyükşehrin isteği doğrultusunda tartışmalı meclisten sonra Özgörkeyler’in gökdelenini geçirdi. Ancak bu ülkede hukuk var. Bu kararın belediye meclislerinden geçtikten sonra idare mahkemesi tarafından yürütmeyi durdurma kararı ile engelleneceği gün gibi ortada. Dava açmaya hazırlanan sayısı öyle bir elin parmakları kadar da değil açıkçası.
Hukuk, büyükşehrin aldığı bazı kararların yanlışlığını gözler önüne seriyor. Vestel’in patronu tarafından satın alınan Orkide Alışveriş Merkezi’nin önüne yapılması planlanan gökdelen konusunda da “yapılamaz” kararı aldı. Bölge İdare Mahkemesi’nin aldığı kararı ve nedenlerini önümüzdeki yazıda tartışacağız. Belge bugün elimize ulaşacak çünkü.
Giraud’ların Buca’daki arazisi de benzer bir gelişme ile karşı karşıya kalacak gibi. Bu arazi üzerinde de Kocaoğlu’nun önemli istekleri ve beklentileri var tabii ki…
Tamam kentin önünü açalım da, kentin önünü açarken fermuarı yırtmayalım lütfen
Listeye baktığımızda ne kadar hısım akraba, eş dost, eski patron yeni patron varsa hepsini görüyoruz.
Buna karşılık metroda Hatay esnafı için ne yapıldı?
Hiç…
Metro bitecek mi?
Bilmiyoruz.
Tramvay ne zaman başlayacak?
O ne, öyle bir söz mü verdik. Neden özel otomobilleri ile gitmiyorlar işlerine. Ne? Bazı İzmirlilerin özel otoları mı yok. Allah Allah, nasıl olur bu devirde evi, otomobili olmayan olur mu ya…

NOT: Bir turizmci, üstelik Kocaoğlu ile aynı sivil toplum örgütünün üyesi Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in ilçesinin turizm potansiyeli ve yapacakları konusundaki girişimlerini medyadan takip ediyoruz. Ancak söylemlerle pratikler hiç de üst üste örtüşmüyor. Seferihisar kumsalları hafta sonları Vizigot ve Ostrogot işgali altında. Millet bir daha gayret etse denizin içinde mangal yapacak, çadır kuracak. Tabii sayın Soyer, “Bir CHP’li belediye başkanı olarak halk da kim, beni halka açık alanlar ilgilendirmez, benim için turizm 5 yıldızlı otellerin kumsalları ile sınırlıdır” diyor ise, eleştirilerimizin tamamını geri alıyoruz.

YENİGÜN 13 - 07 - 2009

10 Temmuz 2009 Cuma

Ne olacak şimdi?

İzmir için önemli adımlar atmaya hazırlandık, Çin’i komşu kapısı yaptık, ünlü Çin firmalarının İzmir’de yatırım yapacağı haberleriyle halkı heyecanlandırdık.Vali bir yandan, belediye başkanı bir yandan, İTO başkanı diğer yandan… Ünlü işadamlarımız ve köşe yazarlarımız bile yere göğe sığdıramadılar Çin’i…
Şimdi de nerede Çinli görsek kaçacak delik arayacak durumdayız. Milletvekilleri Türkiye-Çin Dostluk Grubu’ndan istifa ediyorlar. Türkiye sert nota vermeye hazırlanıyor.
Bakalım bizimkiler ne yapacak?
“Nereye elimizi atsak kuruyor” derler ya… Bizimki o iş…
Neyse daha sırada bir sürü ülke var.
Çin olmaz ise Brezilya açılımı yaparız, olmadı Güney Afrika bizi bekliyor.
Avustralya ve Yeni Zelanda da fena değil aslında.
Ben olsam Kongolu yatırımcıları İzmir’e davet ederim. 10 – 15 milyar dolarlık yatırım yaparlar, kentimizi uçururlar.
Çin işinden yırtan Kocaoğlu oldu aslında. Nasılsa Çinliler Sait Topoğlu’nu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tanıyorlar.

***

Yazılarımızdan rahatsız olan bazı Büyükşehir bürokratları sorgulama sürecine girmişler. İşin kolay yanı var aslında. Açarsın telefonu sorarsın. Tabii bunu çok tavsiye etmeyeceğim. Çünkü yapacakları bir tespite karşılık 10 değişik tespit ile karşı karşıya kalabilirler. Çünkü o kadar çok iddia ve belge var elde ki, bunların altından kalkmak her bürokratın harcı değil. Kendileri istedikleri kadar Ankara’daki ağabeylerine güvensinler. O ağabeyler kendilerini tehlikede gördükleri an şimdiye kadar ilişkide oldukları isimlerle ilgilerini “şak” diye keserler. Bir bürokrat için dünyada en kötü şey, sırtını dayadığı ağabeylerinin desteklerini çekmeleridir. Çünkü öyle bir ortada kalırsınız ki, hedef tahtası olarak kalbura dönersiniz.
Ben şimdiden uyarayım da, daha sonra “Ben uyarmıştım” deme şansım olsun.

NOT 1: Önceki gün bir mektup aldım, yakın bir dostumdan… En geç 2,5 ay sonra Gümüş Balık’ta yemek yiyeceğimizi söylüyor ve ekliyor: “Çiçekli Köy’de hangi gazeteci bir belediye başkanına servis yapıyor. Kuşadası’nda bir başka gazeteci yine bir belediye başkanına servis yapıyor. Daha önce kanlı bıçaklı olanlar bir araya geliyor.” İlginç... Sevgili dostuma buradan bir not ileteyim. Sen hala benim en iyi dostlarımdan birisin. İzmir’e döneceğin zamanlarda kongre süreci de başlamış olacak. Umarın bu kez yanlış tahtaya basmaz, gerçek dostlarına destek olursun.
NOT 2: Konak Belediyesi Meclis üyelerimizden biri Konak Belediyesi’ndeki tüm müdürlerin değiştirilmesini istemiş. Sanırım bu meclis üyemiz kendini belediye başkanı sanmaya başladı…

YENİGÜN 10 - 07 - 2009

8 Temmuz 2009 Çarşamba

Karabağlar’a tebrikler

Birkaç haftadır yazıyorduk, Karabağlar Metropolitan Aktivite Merkezi’ni…
Hani büyükşehirden 5000’liklere işlenerek Karabağlar Belediyesi’ne gelen ve burada 1000’liklere işlenmesi gereken merkezi…
Bu işin içinde bir iş olduğunu tahmin ediyor, bunu yazılarımızda vurgulamaya çalışıyorduk.
Tabii ki siyasi kararı Karabağlar Belediyesi verecekti. Karabağlar imar komisyonu önceki gün sabah toplandı ve 5-0 ile dosyanın reddine karar verdi.
İş bununla bitmezdi tabii ki. Aynı gün akşamüstü toplanan belediye meclisi oybirliği ile dosyanın reddine karar verdi.
Bundan sonra ne olacak?
Merkezin yapılması için büyükşehirden gelen baskı sürecektir.
Ancak Karabağlar Belediye Meclisi oy birliği ile dosyanın reddine karar verdiği için bu konu hakkında başka bir karar alma eğiliminde değil.
Tabii ki burada bazı sivil toplum örgütlerinin devreye girmesi gerekiyor.
Özellikle de Metropolitan Aktivite Merkezi içerisinde yapılması planlanan alışveriş merkezine yönelik.
Esnaf Birliği esnafın hakkını savunuyor da, İzmir esnafı sadece Kemeraltı’ndan oluşmuyor. Eskiizmir’de de esnaf var ve onlar kentin tam göbeğine yapılacak bir alışveriş merkezinden büyük sıkıntı çekecekler. Esnaf Birliği yetkilileri kafalarını kaldırırlar ise bu büyük sorunu kısa zamanda kavrayacaklardır.
Bütün bunların üzerinde Karabağlar Belediyesi’nin siyasi çerçevede verdiği karar dolayısıyla tebriki hak ettiğini yinelemem gerekiyor.

***

Deniz Baykal’ın İzmir için ne düşündüğünü bilemiyoruz. Yine de milletvekili olmak isteyenlere özel bilgiler verelim. Yukarıda hareket fazla. Baykal ile Sevigen ilişkisi en alt düzeyde. Eski genel sekreter yardımcısının İzmir diyalogları ise giderek artıyor. Alaattin Yüksel bu isimlerden biri. Genel Sekreter Ersu Hızır’ı da unutmamak gerekiyor.
Birinci adam ikinci adam ilişkisi ise patlamaya hazır saatli bomba gibi. Pimin ne zaman çekileceği bilinmiyor. Belki Eylül’de. Birinci adamın İzmir konusundaki en büyük sorunu kentte kendisinin desteklediği bir acentasının olmaması. Karataş bu görevi il başkanlığı sürecinde yaptı. Bundan sonra da devam etmek istiyor. Ancak Karataş acenta patronu olacak ve bu acenta güçlü, sağlam görünmek istiyor ise acentanın ortaklarının da güçlü ve güvenilir olması gerekiyor.

NOT 1 : İzmir metrosu tamamlanamadı ama yeni bir geyik karşımızda. İzmir tramvayı… Saint Kocaoğlu (Aziz’in İngilizce’deki tanımlaması Saint, yani Saint George gibi) İzmir’i demir tramvay ağlarıyla örecekmiş. 5 yıllık geyik malzemesi hazırlanmış ve karşımızda duruyor.

NOT 2 : Aya Kocaoğlu (Aziz’in Yunanca’daki tanımlaması Aya, yani Aya İrini gibi) basına görünmeyen yatırımlarını da anlatmaya başladı. Durum kötü. Görünen yatırımlar bir türlü bitmeyince biten ancak görünemeyen yatırımlar öne çıkarılıyor.

YENİGÜN 08 - 07 - 2009

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Yine metro

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Yeniasır TV’den önemli açıklamalarda bulundu ve metro konusunun önümüzdeki aylarda İzmir’in gündemi olacağını belirledi.
Kocaoğlu tespit yaparken yine kendini bu işten sıyırmayı planladı ve işi bir başkasının başarısızlığı üzerine kurdu.
Kim?
İnşaatı yapan Bozoğlu...
Ekşi Sözlük’te Kocaoğlu için güzel bir tespit var:
Kendisi 2 kilometrelik metroyu görevde olduğu 4 (yazıyla dört) sene boyunca bitirememiştir. (Hatay-Üçkuyular) İşte İzmir’in aydınlık yüzü. Halkının hep güneş görmesini, yeraltına girmemesini istemeyen büyük başkan! Sırf insanları aydınlık olsun diye Hatay’da trafik dört seneden beri tıkanıktır.
İnternette İzmir metrosu üzerine çok ciddi bir forum var. Her gün yinelenen forumun üyeleri Ege Üniversitesi-EVKA ile Üçyol-Üçkuyular metrosu üzerine günlük tartışmalarını sürdürüyorlar.
Bornova metrosunun 3 ay içerisinde bitirilebileceğini, Üçyol-Üçkuyular metrosunda ise önemli gelişmelerin yaşandığını belirten forum üyeleri bile Kocaoğlu’nun son iki gündür yaptığı açıklamalardan şaşkın.
Forumun kaçırdığı bir nokta var. İşin Kocaoğlu tarafı...
Daha doğrusu Aziz Kocaoğlu belediyesinden yaşananlar.
Onlar Kocaoğlu’nu normal bir belediye başkanı olarak değerlendiriyorlar.
Ancak belediye içerisinde yaşanan gerginlikler, iktidar mücadelelerinden habersizler.
Son bir haftadır ESHOT üzerinde yapılan tartışmaları düşündüğümüzde, Genel Sekreter Ersu Hızır ile eski Genel Sekreter Yardımcısı, ESHOT Genel Müdürü Gül Şener arasında yıllardır yaşanan husumetin gündeme geldiğini göremiyorlar.
Gül ile Hızır nedense silahlarını medyanın üzerinden çektiler.
Medyada tetikçi olmaya hazır o kadar fazla köşe yazarı olunca bu ikilinin fazla arama yapmalarına da gerek yoktu açıkçası.
Tabii Ersu Hızır’ın metronun hangi noktasında durduğu, büyükşehir bürokrasisinin yeniden düzenlendiği dönemde oynadığı rolü iyi ölçmek gerekiyor.

NOT 1 : Ağustos formülünü çözen de var, çözemeyen de... Ben de çözemeyenlere yardımcı olayım. X: İzmir CHP’nin bir numarası, A: Türkiye CHP’nin bir numarası, B: Türkiye’nin iki numarası, K: İzmir’in bütçesini elinde bulunduran şahıs, Z: Ekibin İzmir’deki bir numarası.

NOT 2 : Ağustos formülü her şeyi çözmeyecek tabii ki. Formülün uygulanmasından sonra İzmir CHP’nin önemli isimlerinin nerede ve nasıl duracakları da kurultay sürecini belirleyecek. Özellikle bazı milletvekilleri ile bir kaç ilçe belediye başkanı kongrenin dizayn edilmesinde etkin güç olacaklardır. O isimleri de daha sora tartışırız.

NOT 3 : İzmir’den özellikle ikinci bölgeden milletvekili olmayı planlayanlara duyurulur. CHP MYK üyesi Ağrılı Savcı Sayan İzmir’den milletvekili olmaya çalışıyor. Dikkatinize ve bilgilerinize.

YENİGÜN 06 - 07 - 2009

3 Temmuz 2009 Cuma

Ağustos formülü

CHP’de Eylül ayında kurultay sürecinin başlayacağı haberi ortalığı karıştırmış görünüyor. Son süreçte darbe yiyenler, yerel seçimlerde listelerde yer bulamayanlar şimdiden mahalle delege seçimlerinde, ilçe kongrelerinde ve il kongresinde takınacakları tavırlar üzerine tartışmaya başladılar bile.
Ancak asıl beklenilen CHP İzmir’deki bir ismin atacağı adımlar.
Bunu bir formül ile özetleyelim:
Bu isme X diyelim. Peki, X ne yapacak?
B ile anlaşıp Z’nin örgütlenmesine karşı yeni bir örgütlenme modeli mi uygulayacak?
B’nin siyasi gücü, K’nın mali gücünü birleştirerek milletvekilliğini mi garantileyecek?
B’yi terk edip A ile yürümeyi mi tercih edecek?
A ile yürüdüğü takdirde A’nın yanındaki isimlerle nasıl bir bağlantı kuracak?
Yoksa “Buradan bir cacık olmaz” diyerek havlu mu atacak?
X’in atacağı adımlara İzmir CHP’nin önemli şahsiyetleri ne diyecek?
Tüm bunların yanıtlarını Ağustos ayının başında alacağız. Eylül demiyorum. Çünkü çok geç. Eğer X nerede duracağını Ağustos başında netleştirir ve gerekli düğmelere basarsa, yeni ve ilginç bir İzmir ile karşı karşıya kalabiliriz.
Hep birlikte izleyeceğiz…

* * *

Çinlilere göre Topoğlu, bize göre Kocaoğlu (Başkanımızın ismini değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. 1.5 milyarlık Çin’in bile) yüzde 50’nin üzerinde oy ile yeniden başkan seçildi. Ancak medyadaki göreceli avantajını kaybetmeye başladı gibi geliyor bana. Önceleri bir kişiydi. Şimdi bakıyorum, biri sağdan biri soldan Kocaoğlu’na yüklenmeye başladılar.
Farklı nedenleri olabilir medyadaki bu dönüşün…
* İZSU kasasının boş olması.
* Beklentilerin karşılanamaması.
* Büyükşehirin “en büyük benim, size ne oluyor” tavrı.
* Mason locaları arasındaki sürtüşme.
* Gazetecilerin kış uykularından uyanmaları…
Yukarıdaki maddelerden hangilerinin ya da hangisinin öne çıktığını sanırım en iyi Kocaoğlu biliyor. Bir gün açıklaması dileği ile.

NOT 1: Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm aradı, “Metropolitan Aktivite Merkezi konusunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu bana bir şey söylemedi” dedi. Ben de inandım. O büyük bir belediye başkanı… Başkanlar, politikacılar hiç yalan söyler mi?

NOT 2: Eskiden gazeteciler politikacıları öttürürdü. Bakıyorum şimdi iş tersine dönmüş. Politikacılar, gazetecileri “ötmez iseniz özel haber yok” diyerek öttürüyorlar. Hem de rakı masalarında… Öttürme fiili burada şarkı söyletmek fiili yerine kullanılmıştır. İzmir’de köşe yazarları arasında da özel haber için ötmeye meyilli çok adam var. Muhabirleri öttürenler bir dahaki sefere onları denesinler.

YENİGÜN 03 - 07 - 2009

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Bir kınama

CHP İzmir İl Başkanlığı’nı şiddetle kınıyorum. Neden diye soracaksınız tabii ki...
Ortada olay yok, bilgi yok, kulis yok...
İl Başkanı Nalbantoğlu odasında oturuyor.
“Nedir son durum” diye soruyorum, “Vallahi bir şey yok” yanıtını veriyor.
CHP’de olay olmaz mı hiç.
O ise bana 4 Temmuz Cumartesi günü Fuar Açıkhava’da Sivas katliamının yıldönümü nedeniyle Dostlar Tiyatrosu’nun Sivas ’93 Belgesel Oyun konulu davetiyesini veriyor. Bir tane de vermiyor. Beni kurye olarak kullanıp gazetedeki arkadaşların davetiyesini de benim dağıtmamı istiyor. Neyse ki yapılan iş anlamlı olduğu için pek sesimi çıkarmadım.
Biz gelmişiz “nedir son durum”u öğrenmeye, il başkanı başka havada...
CHP İl Başkanı’na yakışan şu olmalı aslında. “Süleyman iyi ki geldin, bir yerde kısa süreli oturup, sohbet edelim.”Gerçi dün bunu yapma şansı yoktu. CHP’nin emektar görevlisi Hatice Abla’nın oğlunun düğünü vardı. Buradan özellikle sayısını benim de unuttuğum il başkanı ile çalışan Hatice Abla’ya kucak dolusu sevgi gönderiyorum.

***

CHP ilde bir şey yok da ekipte bir çatırtı var. Ekibin beyaz yüzü, Karabağlar’ın kazanılmasında önemli çalışmalar yapan, birinci sıra meclis üyesi Uğur Yelekli’nin ekip ile koptuğu bilgisi ulaştı elime. Seçim öncesi ekibin İzmir’deki lideri milletvekilinden Karabağlar Siyasi İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı yapılacağına yönelik söz alan Yelekli’nin seçim sonrası ekip liderinin yan çizmesi nedeniyle ipleri kopardığı konuşuluyor. Siyasi İşler Başkan Yardımcılığı görevinin Nazmi Marangoz’a verilmesi ile Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm ile arası açılan Yelekli’nin belediyeye pek uğramadığı da gelen haberler arasında. Söz Karabağlar’dan açılmışken metropolitan aktivite merkezi konusunda imar komisyonunun dosyayı neden incelemediği de merak konusu. Her ne kadar Sıtkı Kürüm’ün, “Ya, bu işi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı da istiyor” demesine karşılık, imar komisyonunun dosyayı bekletmesi de ilginç bir durum...

***

Eylül ayında başlayacak kurultay takvimi için hazırlıklar şimdiden başladı. Bugüne kadar çevrede görülmeyen pek çok milletvekili İzmir’de boy gösteriyorlar. Eylül ile birlikte herkes güç gösterisine girişecek. Bir tarafta genel merkez grupları, diğer tarafta belediye başkanları, öte yanda il yönetimi, beri yanda ilçe yönetimleri, sol tarafta milletvekilliğine hazırlananlar... 28 ilçenin CHP’li belediye olduğu düşünüldüğünde bu sürecin hayli tartışmalı, çatışmalı ve dahi kanlı geçeceği açık gibi... Bu mücadeleden sağlam çıkmayı başaranlar ileride Türkiye’yi yönetebilirler.

NOT: CHP İzmir İl Başkanlığı için eski il başkanı Alaattin Yüksel’in de hazırlandığı bilgisi ulaştı elime. “Burası CHP, her şey olabilir” diyor ve ekliyorum: “Yenilen pehlivan güreşe doymazmış.”

YENİGÜN 01 - 07 - 2009