Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

29 Mayıs 2009 Cuma

Tesadüfi konuşma

Belediye bürokratlarının büyük bölümünü tanımam. Genel Sekreter Yardımcısı Cengiz Türksoy’un Karabağlar Belediyesi’ne başkan yardımcısı olarak gitmesinin ardından boşalan koltuğa oturan ve yaklaşık 1 yıldır Balçova’da görevini yürüten İzmir’in ilk ve tek bayan ilçe emniyet müdürü, evli ve 3 çocuk annesi Ferda Eser’i de tanımazdım önceki güne kadar…
Tesadüfen bir kafede karşılaştık. Ve tabii konuşma bizi Büyükşehir’e kadar taşıdı.
Öncelikle kendisinin sadece bir polis olarak tanıtılmasından ve belediyecilik yapamayacağı yönündeki eleştirilerden rahatsız… “Ben kamu yönetimi okumuş, üstelik pedagoji formasyonu sahibi biriyim” diye başladı söze…
Kemeraltı konusunda sivil toplum örgütleri, esnaf, kurumlar arası ilişkiler üzerine fotoğraf çektiğini ardından sorunun özüne yönelik tespitlerde bulunacağını belirten Eser, bu konuda en çok İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na güveniyor.657’ye tabii bir devlet görevlisi olarak belediyeciliği benimsediğini de söyleyen Ferda Eser, gerçekten iddialı… Umarım Kocaoğlu da Eser’in bu isteğini sürdürmesini sağlar.Büyükşehir Genel Sekreter Yardımcısı’nın benimle konuştuğu için eksi puan almayacağını da umuyorum.Konuşma sırasında küçük kardeş Hasan Tahsin de vardı, belki Hasan Tahsin isminden dolayı eksi puanın bir bölümü silinebilir.

***

Ferda Eser ile konuştuğumuz sırada bir taksi sürekli korna çalarak yol istiyordu.
Neden?
Çünkü içeride bir çocuk vardı ve taksi şoförü çocuğu Behçet Uz Çocuk Hastanesi Acil Servisi’ne yetiştirmek için olağanüstü efor sarf ediyordu. O bölgenin en büyük sorunu bu. Kim bilir kaç çocuk, kenara park eden araçlar, tren şeklinde uzayan belediye otobüsleri nedeniyle dakikalarca can çekişmek zorunda kalmıştır.
Eser, bu konu üzerine de somut adımlar atıldığını, yakında bölgede yeni düzenleme yapılacağını söyledi. Umarım bu düzenleme de süre açısından metroya benzemez.Ferda Eser ile birlikte Büyükşehir’deki 5 genel sekreter yardımcısından 3’ü bayan olmuş. Kocaoğlu’nun danışmanlarının ve daire başkanlarının büyük bölümünün bayan olduğu düşünülür ise, şehri-eminimizin bir bayan takıntısı olduğu sonucuna varabilir miyim?Bilmiyorum, eğer istatistikler beni yanıltmıyor ise varabilirim. Kocaoğlu’nun seçim öncesi CHP Lideri Deniz Baykal’a, “Konak ve Karşıyaka belediye başkanlarını, Bayraklı ve Karabağlar’a kaydıralım, onların yerlerine bayan adaylar koyalım” önerisinde bulunduğunu da dikkate alırsak bu tespitin doğruluk payı daha da netleşir sanırım.

NOT 1: Son günlerde bazı il yöneticilerinde hararetli çalışmalar görüyorum. Özellikle Büyükşehir ihaleleri ile ilgili olanların sayıları artmaya başlamış.

NOT 2: İzmir Büyükşehir Belediyesi seçim sonrası şirketlerinin olağanüstü genel kurullarını yapıyor. Eğer yeni yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin tam listelerini alabilirsek, önümüzdeki 5 yılın ekibini daha iyi tanıyabileceğiz.

YENİGÜN 29 - 05 - 2009

27 Mayıs 2009 Çarşamba

İzmir metrosu nedir?

Genelde gençlerin ürettiği tanımlamaları internet ortamında İTÜ Sözlük ya da Uludağ Sözlük’ten takip edebilirsiniz. İşte size her iki sözlükte İzmir metrosu üzerine yapılan bazı tespitler. Şehr-i eminimiz Aziz Kocağolu üzerine de hoş tespitler var tabii ki…
1 - İnşaatında İnönü Caddesi olaylarında çökük meydana gelmiş olan, 3 sene öncesine bitiş tarihi verilen, Ankara’daki örneklerine kıyasla çok fazla gürültü çıkaran alet.
2 - 1998 yılında liseden mezun olduğumda ilk kazmayı vurdular, üniversiteye gittim, işimi kurdum üstüne bir de evlendim, şimdi 30 yaşındayım hala Fahrettin Altay’a kadar gelemediler. Üçkuyular’a da gitmem için yine bir vasıtaya binmem gerekiyor. Neyse ona da razıyım.
Hatay semti şimdi Bağdat’tan farksız. Ama olsun Kordon’da rahat rahat rakı içebiliyoruz, gerisi hikaye. Bizim çağdaşlık parametrelerimiz farklı gerçekten.
3 - Bornova, Sanayi, Bölge, Stadyum, Halkapınar, Hilal istasyonları yer seviyesinin üstünde; Basmane, Çankaya, Konak ve Üçyol istasyonları ise altındadır. Konak ve Üçyol istasyonları arasındaki 80 metrelik yükseklik farkı nedeniyle bu arada yüzde 4’lük bir eğim verilmiştir.
4 - Bindikten sonra atacağınız her adım için komut vermeyi ihmal etmeyen metro.
* Tren üçyol yönüne gider…
* Bir sonraki istasyon Konak…
* Son istasyon, lütfen trenden ininiz…
5 – Üçyol’da duran güvenlik görevlilerinin tam olarak mal tanımına uyduğu metrodur. İstanbul metrosundan daha sevecendir. İstasyonun içindeki küpecide güzel küpeler bulunur…
6 - O kadar alakasız yerlerde durur ve öyle konforsuzdur ki, dolmuşun rayda gideni de diyebiliriz. Güzel İzmirimize en az yakışan şeylerden biridir bence…
7 - Bunun Üçyol-Üçkuyular hattı 2007’de bitiyordu. Bi de "Ohoo o zaman kim öle kim kala!" diyorduk. Meğersem 2009 gelmiş de yarılanmış bile. Peki tamam, geç bitmesi bittiği sürece kabul edilebilirdi. Fakat bizimkinde çalışmalar durmuş durumda. Şu an İzmir metrosunun tek işlevi(!) İnönü Caddesi’ndeki yolları labirente çevirmiş olmasıdır.
Hal böyle olunca körüklü otobüsler o dolambaçlı yollardan gidemediği için bu caddeden geçen bütün otobüs hatlarına küçük otobüsler verildi. Bu da ne demek biliyor musun sözlükçü? Ben artık otobüsün numarasını görmek için uzaktan baktığımda ön camda en az iki insanın poposunu da görüyorum her gün. Sonra ayağımın ucu otobüsün basamağına değdiği an uzanıp kentkartımı basıyorum ki şoför indiremesin. Beni o otobüse sığdırmak zorunda kalsın. Sonra turşu kavanozu misali süzülüyoruz girintili çıkıntılı yollarda. Ve emin olun sıkış tepiş olan o otobüslerde "İzmir insanı"nın o sıcaklığından eser kalmıyor.
8 – Tren Üçyol yönüne gider: Ergonomiklikten nasibini almamış tasarımı ile ulaşımı oturarak sağlamak yerine yolcularını ayakta taşımayı amaçlamış olan İzmir metrosunda, zıplayan sinirlerinizi daha da ayaklandıran anons. Anonsu yapan ablamızın sesi ne kadar güzel olsa da, mekanik bir tonda olduğu için insanlar üzerinde ters etkiler yaratmaktadır.

YENİGÜN 27 - 05 - 2009

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Bir haberin ardından

Sonunda olan oldu ve metro işi patladı.
Bu sütunun yazarı uzun süredir böyle bir patlama bekliyordu zaten. Yeni Asır gazetesinin Cumartesi günü “metro krizi” başlıklı manşeti ile gündemi belirledi.
Aslında haberin içeriğine baktığımda bazı ilginç sonuçlara da rastlanıyor.
Manşet metro olunca ve büyükşehir ile Bozoğlu arasındaki sürtüşme gündeme getirilince insan ister istemez bu krizin Üçyol-Üçkuyular hattında olduğunu sanıyor.
Ancak haberi okuduğunuzda krizin Aliağa-Menderes hattından kaynaklandığını öğreniyorsunuz. Bozoğlu’nun ne işi var bu hatta. Bayındır İnşaat bu hattaki istasyonları yapmayıp kaçınca Büyükşehir, Üçyol-Üçkuyular hattı ile Bornova hattı ihalesini alan Bozoğlu firmasını sıkıştırmış ve bu istasyonların bitirilmesini de şart koşmuş. Büyükşehir Belediyesi, şirketin istemeyerek girdiği bu işi zamanında yetiştirmediği gerekçesi ile anlaşmayı fesih etme kararı almış.
Haberin devamında Çiğli’de yapımı süren yine Bozoğlu’nun yaptığı Çiğli’deki vagon atölyesinin de zamanında yetişmediği gerekçesi ile bu firmadan alınacağı belirtiliyor.
Haber devam ediyor bu kez bir yorum ile. Bornova’daki Ege Üniversitesi - EVKA 3 arasındaki hattın zamanında yetişmeyeceği söyleniyor.
Ve son tespit: Üçyol - Üçkuyular metro hattının da Ocak 2009 tarihinde bitirilmesi gerekiyor.
Haberin içeriğinde Bozoğlu firması nişan tahtasına konulmuş gibi geldi bana. Gazetenin bu şirket ile bir sorunu olabilir mi? Kesinlikle hayır. Ya o zaman?
Bu haberin ve veriliş biçiminin sadece Kocaoğlu’na yaradığı kanısındayım. Kocaoğlu, Bozoğlu firmasının iş yapmadığını, o nedenle İzmirlilere verdiği sözü tutamadığını gerekçe göstererek aradan sıyrılmaya çalışacak gibi…
Yenigün gazetesinin Pazar günü çıkan haberinde ise Bozoğlu firmasının Üçyol-Üçkuluyar hattı için tadilat projesini çoktan büyükşehire verdiği ancak projenin hala büyükşehir tarafında onaylanmadığı belirtiliyor. Proje onaylanmadan firma işe başlayamaz ki...
Peki bu tadilat projesi neden gecikiyor?
Sanırım tüm bu soruların yanıtlarını bu hafta içerisinde alacağız.
Ancak görünen o ki, metro konusu yaz ayının en sıcak ve yakıcı konusu olmaya devam edecek.
Ve forumlardaki tartışmalar daha da alevlenecek.
Ben merakla izliyorum bu tartışmalara. Forumların isimlerini şimdilik gizli tutuyorum. Yalnız forum yazarlarına küçük bir eleştirim olacak. İzmir medyasında bu işlere sahip çıkan çok sayıda gazeteci var. Hepsini aynı kefede değerlendirmeyiniz lütfen.

NOT: Yakında büyükşehirde üst-düzey bir istifa olacak.

YENİGÜN 25 - 05 - 2009

22 Mayıs 2009 Cuma

Herkes konuşmaya başladı

İzmir metrosu konusu, İzmir medyası hariç herkes tarafından tartışılıyor. Dost sohbetlerinde, internet ortamında, forumlarda herkes “Bu metro bitecek mi?” sorusu sormaya başlamış. Özellikle bazı forumlarda işi bilen, metro tekniğinden anlayanlar da tespitlerde bulunuyor. İnşaatın fotoğraflarını çekiyor, atılan adımları dikkatle takip ediyorlar.
Ancak genel yargı şu:
“Bu belediye başkanı ile bu metro bitmez.”
Ne Üçyol - Üçkuyular, ne Aliağa - Menderes güney hattı, ne Aliağa - Menderes Kuzey hattı, ne de Bornova hattı inşaatlarında bir gelişme olmadığı açıkça görülüyor.
Bir de yeni bir tartışma var. İzmir Büyükşehir Belediyesi Üçkuyular - Narlıdere metro hattını Güzelbahçe’ye uzatacakmış.
O zaman insana sorarlar… Önce elindeki işi bitir, sonra diğerleri için adım at.
Acaba Büyükşehir’in metro konusunda isteksiz davranması ile İZSU kasasının boşalması arasında bir korelasyon mu var?
Kasa boş değil ise neden Büyükşehir 240 milyon TL borç almak için harekete geçiyor? Paranın bittiğine inanmıyorum ya da inanmak istemiyorum.Ancak metro konusunda yazı yazdıktan sonra belediyenin en ücra köşelerinden gelen maillere baktığımda, maalesef aldığım bilgilerin doğru olduğunu görüyorum.İzmir medyası ise, metro işini arada bir hatırlıyor, bir sorun olarak dikkate almıyor. Neden?
Orasını biz bilemeyiz. Sanırım hepsi Kocaoğlu’nu çok sevdikleri için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı eleştirmek istemiyorlar.
Başka ne diyebilirim ki…

***

İzmir Büyükşehir Belediyesi basın bürosundan her gün 9 -10 arasında haber geçiliyor. Ancak bunların arasında belediye şirketlerinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurullar üzerine bir tane habere rastlamadım. Bu şirketlerin yönetim kurullarına, denetim kurullarına kimler atanıyor? Yapılan ya da yapılması planlanan atamalarda Tayland gezisi etkili olacak mı? Bekleyip göreceğiz… Sanırım gün olur, birileri bu konuda bizi de aydınlatır.

***

Dün akşamüstü bir başka haber iletildi saraydan. “Anadolu buluşmaları için İzmir’e gelen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan ve üyeleri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na görevinde başarılar diledi. Koç Holding CEO’su Bülent Bulgurlu, Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, Kurumsal İletişim ve Bilgi Grubu Başkanı Ali Koç, CEO Vekili ve Otomotiv Grup Başkanı Turgay Durak, Dayanıklı Tüketim Grup Başkanı Gündüz Özdemir ve Enerji Grup Başkanı Erol Memioğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu makamında ziyaret etti.”İzmir Büyükşehir Belediye Başkanını her işadamı ziyaret edebilir. Ancak Koç Grubu’nun ziyareti ve bu ziyaretin haberleştirilmesi bana manidar geldi. Ya size…

YENİGÜN 22 - 05 - 2009

20 Mayıs 2009 Çarşamba

Siyasetçi tavrı

Demokrat Parti Genel Başkanlığı’na Demirel’in desteği ile Hüsamettin Cindoruk seçilince partide diğer adaylara destek veren ekiplerin atacağı adımlar merakla beklenmeye başlandı. İlk adım Demokrat Parti İzmir İl Başkanı Yıldırım Ulupınar’dan geldi. Tansu Çiller ile birlikte Süleyman Soylu’ya destek veren ve bunu kamuoyunda açık ve net ifade eden Ulupınar, Cindoruk seçildikten sonra yeni genel başkanın önünü açmak için il başkanlığından istifa edeceğini duyurdu.
Siyasette çok da görmediğimiz bir tavır bu. Politikacıların büyük bölümü koltuklarını kaybetmek istemedikleri için bir anda dönüp yeni seçileni desteklemeye başlarlar.
Ancak Yıldırım Ulupınar böyle davranmadı. İzmir’de merkez sağ geleneği gerçekten özümseyen birkaç isimden biri. Belediye başkanlığı, milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı yapan Ulupınar, açık ve net davrandı, desteklemediği ekip ile birlikte yürümeyeceği mesajını verdi.
Siyaset terbiyesi bu olmalı bence.
Ulupınar bundan sonra ne yapar?
Öncelikle bekleyecek ve yeni oluşumlarda başı dik yeralacak.
Umarım İzmir’deki siyasetçiler de bu tavırdan ders çıkarır.

* * *

Can Dündar’ın 15 Şubat 2007’de Milliyet Gazetesi’nde Kırmızı Karanfil başlıklı yazısında Mustafa Kemal’in çok az bilinen çok masum bir gönül hikayesinden bahseder. Dilerseniz yazının tamamını http://www.milliyet.com.tr/2007/02/15/yazar/dundar.html adresinde okuyabilirsiniz. Selanik’te geçen ve Mustafa Kemal’in gençliğe adımını attığı sıralarda bir yanlış anlaşılmadan doğan belirsiz bir aşk hikayesi bu. Nadire ve Hatice, Selanik’teki bu olayın kahramanları. Dündar, Mustafa Kemal’in kendi hayatını filme çektirmek istediği sırada gerçeği öğrendiğine dikkat çeker ve Hatice’nin daha sonraları İzmit milletvekili olduğunun altını çizer. Dündar’ın son cümlesi, “Acaba Hatice’nin torunları hala yaşıyor mu” olur.
İki yıl sonra bu soruya yanıt vereyim. Evet, Hatice’nin torunları sağ ve İzmir’de yaşıyorlar…

* * *

Torbalı’da ilginç bir süreç yaşanıyor. Torbalı Belediye Başkanı İsmail Uygur’un belediye başkan yardımcısı olarak bir AKP’liyi seçmesi örgütte rahatsızlık yarattı. Torbalı’da CHP’ye oy verenler, “AKP’ye karşı bu kadar mücadele verdikten sonra neden bir AKP’li belediye başkan yardımcısı olur, anlayamadık” diyorlar. CHP örgütü de bu gelişmelerden rahatsız. İsmail Uygur’un tavrına anlam veremediklerini belirten CHP’liler, “Birilerinin bu konuya el atması ve belediye başkanımız ile görüşmesi gerekiyor” yorumunda bulunuyorlar. CHP İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nun ise konuya nasıl yaklaştığı şimdilik bilinmiyor.
 
YENİGÜN 20 - 05 - 2009

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Büyükşehrin başarısı

İzmir Büyükşehir Belediyesi bir taraftan hata üzerinden hata yapıyor diğer taraftan bazı işlerin de hakkını veriyor. Ancak başarılı işleri de bir türlü kamuoyuna anlatamıyor.
Kocaoğlu ekibinin en başarılı çalışmalarından biri 3 boyutlu kent rehberi programı...
Önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin web sayfasına gidiyorsunuz. Sayfanın sağ tarafında İzmir Kent Haritası tuşuna basarak kent rehberi programını kendi bilgisayarınıza indiriyorsunuz.
Ardından programı çalıştırıyorsunuz. Karşınıza İzmir’in tamamı çıkıyor.
Öncelikle kendi yaşadığınız kenti daha yakından tanıyorsunuz.
İstediğiniz tüm bilgilere de ulaşabiliyorsunuz.
Hava sıcaklığından, deniz suyu sıcaklığına, bölge bölge sudaki arsenik değerinden, deniz suyu kirlilik değerine, kentin tüm binalarının pafta değerlerine, nöbetçi eczanelerden, eğitim, kültür sanat merkezlerine, belediyenin tahsilât veznelerinden, bölgede yaşanan son depremlere kadar tüm bilgiler işlenmiş bu programda.
Bir yerden ev satın almak isterseniz bölgenin genel durumundan tutun da evin tapudaki durumuna kadar öğrenebilirsiniz.
Bir yere gitmek mi istiyorsunuz, açın programı, istediğiniz evin adresini yazın hemen karşınızda. Üstelik numarataj sırasında binanın her yönünden çekilmiş çekilen fotoğraflar da eklenmiş programa...
Taksicilerden, mimarlara, nöbetçi eczane arayanlardan, bir yere gitmek isteyenlere kadar hemen herkesin rahatlıkla kullanacağı ve memnun kalacağı bir program...
İsterseniz bulut durumunu bile öğreniyorsunuz.
Bu kadar reklam yeter mi?
Kesinlikle yetmez...
Program online olarak çalıştığı ve bilgiler sürekli güncellendiği için büyükşehir sunucularına bu program için bağlananların sayısını da görmek mümkün. Hafta için bu programı kullanan sayısı ortalama 300, hafta sonu ise 45 ila 55 arasında.
2.5 milyonluk bir kentte böyle bir avantajı değerlendiren ya da böyle bir avantaj olduğunu bilen kişi sayısı maalesef yukarıdaki rakamlarla sınırlı.
Bu sayfanın yazarının internet ortamında günde 5 ila 6 bin kişi tarafından takip edildiğini düşündüğümüzde Büyükşehrin yaptığı bazı doğru işlerin İzmirlilere ne kadar anlatıldığı da net bir biçimde ortaya çıkıyor açıkçası.
Birkaç ilçe belediye başkanına sordum. Onların bile haberleri yok bu programdan.
Şimdi kalkıp bir şeyler söylesem, her şeyi bilen şehr-i eminimiz, “Bu kul kesinlikle adam olmaz. İşi gücü beni eleştirmek” diyebilir. Tabii bu sütunda yazamayacağım bazı sıfat tamlamalarını da ekleyerek.

NOT 1: Üçyol-Üçkuyular metro hattı tadilat projesinden hala bir haber yok. Acaba yakın zaman içerisinde bu konuda İzmirliler bilgilendirilecek mi?

NOT 2: Önceki gün Sasalı Kent Ormanı açılmış. Başrolde Kocaoğlu... Üçkuyular kent ormanı projesini durdurmak isteyen, Hasan Fehmi Mani’nin “mutlaka yapılmalı” tespitinden sonra projeye gönülsüzce izin veren Kocaoğlu’nun bugünlerde kent ormanı projelerini öne çıkarması da ilginç tabii ki...

YENİGÜN 18 - 05 - 2009

15 Mayıs 2009 Cuma

Aziz Kocaoğlu’na doğrudan sorular

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız metro konusunda arada bir açıklama yapıyor ve hep hallerimizi bir başka bahara bırakmamız gerektiğinin altını çiziyor.
İyi de metro hangi aşamada ve neden son iki yıldır söylenen sözler yerine getirilmiyor…
Kocaoğlu’nun şu sorulara en azından kamuoyu önünde yanıt vermesi gerekmiyor mu?
1 – Neden ikide bir 3 ay sonra 4 ay sonra diyorsunuz? Bunun mantıklı bir süreci yok mu? En azından metro 9 ay sonra hizmete girecek tespitinde bulunun, kimse size sormasın.
2 – Metronun geciktiği açıklamasını yaparken yüreğiniz hiç sızlamıyor mu?
3 – Sizi metro konusunda varsa yanlış yönlendirenleri neden açıklamıyorsunuz? Sayın İzmirliler beni aldatan arkadaşlar işte bunlar demiyorsunuz?
4 – Üçyol – Üçkuyular metro hattında coğrafi sorunlar var. Tüm bu sorunlar diğer hatlarda da yaşanıyor mu? Eğer böyle ise neden bunları tüm veriler ile tartışmıyorsunuz.
5 – Aliağa Menderes hattının kuzey bölümünün açılışının uzayacağı zaten belliydi. Peki, güney hattında hangi sorunlar var?
6 – Metronun sonlandırılamamasında büyükşehir belediyesinin mali sorunları etkili oluyor mu?
7 – Başkanlığınız döneminizdeki tek önemli yatırımın bir türlü bitmemesi nedeniyle siyasi açıdan kendinizi başarılı olarak görebiliyor musunuz?
8 – Hiçbir başka kentten ve ülkeden metro konusundaki başarılarınız nedeniyle sizin deneyimlerinizden yararlanmak isteyen oldu mu?
9 – 5 ay önce metro inşaatını gezerken kendinizden çok emindiniz. Ne oldu da, küçük açıklamalar yaparak bu konuyu gündemde tutmaktan kaçınıyorsunuz?
10 – Üçyol-Üçkuyular tadilat projesinin akıbeti konusunda bir açıklama yapacak mısınız?
11 – Metro konusunda yerel basının üzerinize çok gitmemesini ve eleştirmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yoksa İzmir medyası ile duygusal bir ilişki içinde misiniz?
12 – Metroda aksıyorsanız, nerede doğru gidiyorsunuz? Son yıllarda İzmirlilerin büyük bölümünü etkileyecek metro dışındaki önemli projelerinizi sıralayabilir misiniz?
13 - Yeni ilçe belediye başkanlarına avans verilmesi gerektiğini, eski belediye başkanlarına ise bu avansın verilmemesi tespitini yaptığınızda kendinizi hangi noktaya koyuyorsunuz? İlk kez halk tarafından seçildiğiniz için yeni belediye başkanı olduğunuzu ve bunun için sizin de belli bir oranda avansa gereksiniminiz olduğunu mu düşünüyorsunuz?
14 – İlçe belediye başkanları ile her konuda koordineli çalıştığınızdan emin misiniz?
15 – İzmir Büyükşehir Belediye Binası’nın çürük olduğunu kendiniz açıkladınız. İnsanların çürük sarayda yaşamalarına vicdanınız el veriyor mu?
16 – Önceki sabah CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile telefonda ne konuştunuz? Telefon sonrası yüzünüz neden asıldı?
17 – Tek başınıza kaldığınızda ya da aynaya baktığınızda, günlük hayatınızda sürekli dile getirdiğiniz “Tüm belediye başkanlarından daha başarılıyım” tespitini yapabiliyor musunuz?
Bu soruları isterseniz yanıtlarsınız isterseniz yanıtlamazsınız.
Siz bir şehr-i eminsiniz, bizler de kullarınız…

YENİGÜN 15 - 05 - 2009

13 Mayıs 2009 Çarşamba

İzmir’de yeni roller

Hakikaten karmakarışık bir dönemin içindeyiz.
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Daha önce ekip olanlar dağılıyor, yeni ekipleşmeler oluşmaya başlıyor.
Gaziemir’de yaşananlar, Karabağlar’da gündeme gelenler, Çiğli’deki değişim süreci, Kent A.Ş. işçileri konusu, Aziz Kocaoğlu’nun duruşu, il başkanlığının tavrı, tüzük kurultayının mahkemeye taşınması, tüzüğün bir türlü yürürlüğe girmemesi, CHP’nin iki tüzük sahibi olması, genel merkezde oluşturulmaya çalışılan yeni güç odakları, siyahlaşan ekibin beyazlaşma çabaları, Kemal Karataş’ın rolü…
Tüm bu gelişmelerin patlayacağı yer İzmir…
Bomba İzmir’e kondu ve fitili de çekildi.
Patlamaya ramak kalmış bombanın yapacağı tahribatın kimleri nasıl etkileyeceğini şimdiden bilmek mümkün değil.Kent A.Ş işçiler konusunda Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ne yaptığını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.Dün sabah tüm gazetecilerin mailine Bayraklı – Karşıyaka belediye başkanlarının Bayraklı Belediyesi’nde basın toplantısı yapacağına dair bir haber geçti. Ancak iki saat sonra bu toplantı Aziz Kocaoğlu’nun da katılacağı bir görüşmeye dönüştü ve CHP İzmir İl Başkanlığı’na alındı.
Son dakikadaki bu gelişmenin arka planında ne var?
Bugüne kadar olayın içine girmeyen, “Onlar çözsün, bana ne” diyerek iki belediye başkanının kamuoyu gözünde yıpranmalarını bekleyen Aziz Kocaoğlu hangi gelişmenin ışığında “U” dönüş yaptı.Kocaoğlu bu dönüşü Ankara’daki bazı genel merkez yöneticilerinin “U” dönüşü ile birlikte mi gerçekleştirdi?
Gaziemir’de yaşanan gelişmeler ışığında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı kendisine ait dikensiz bir gül bahçesi mi oluşturmaya çalışıyor?
Yukarıda yazılanlar somut gerçekler ve sorular.
Ancak hepsinden önemlisi İzmir’in yeniden dizayn edilmesinde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal nasıl bir tavır sergileyecek?

NOT: Bu sadece bir bilgidir. Kesin kontrolü önümüzdeki günlerde yapılacaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkez kaynağı olan İZSU’da kalan paranın 28 milyon TL olduğu söyleniyor. Hasan Fehmi Mani’nin yıllarca biriktirdiği ve istifa ettiğinde 400 milyon lirayı aşan bütçenin nerelere kullanıldığını ben de merak ediyorum. Her ne kadar benim bilanço okuyamadığım ve bu konuda yorum yapamayacağım iddia edilse de, çevremde bilanço okuyacak çok sayıda isim var. CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu bunlardan biri mesela.
 
YENİGÜN 13 - 05 - 2009

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Yol ayırımı

CHP biraz Üçyol – Üçkuyular metrosuna benziyor. Yukarıdan baktığınızda sorun yok. Ancak aşağıda sürekli göçükler oluşuyor.
En yeni göçüklerden biri de Gaziemir ilçesinde yaşanıyor.
Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol ile Gaziemir İlçe Başkanı Yüksel Demirsoy’un çok uzun soluklu siyaset yaptıkları biliniyor. Bu ikili uzun süre “ekip” ile birlikte hareket etmiş, hatta Halil İbrahim Şenol’un iki kez CHP’den Gaziemir Belediye Başkanlığı adaylığına bizzat ekibin milletvekili Abdürrezzak Erten öncülük etmişti.
Ekip ile Gaziemir arasındaki kopuş uzun süredir gündemdeydi. Gaziemir İlçe Başkanı Demirsoy’un Tokallılık üzerinden büyükşehir belediye başkanı Kocaoğlu’na yakınlığı ekibi sürekli rahatsız ediyordu. Bu rahatsızlığın ortaya çıkardığı sorunların bazılarına bizzat şahit olduğum için seçim sonrası bir kopuş bekliyordum açıkçası. Ancak bu kadar erken değil.
Cuma akşamı Gaziemir’de verilen bir yemek, ekip ile Gaziemir yapısı arasındaki kopuşu net biçimde ortaya koydu.
Yemeği erken terk eden ekip Gaziemir’in süreç içerisinde büyükşehirden koparak kendilerine yönelmesini talep ediyor.
Buna karşılık Gaziemir yapısı, sorunun Kocaoğlu üzerinden ortaya konulmasının yanlışlığı üzerinde duruyor ve bundan sonra aynı noktaya gelmenin zorluğu konusunda tespitlerde bulunuyor.
Ekibin elinde tutabileceği üç ilçe vardı. Gaziemir, Çiğli ve Karabağlar. En zayıf halka Gaziemir kopmuş durumda. Sırada Çiğli var. Zaten Çiğli’nin genel yapısı da bu süreci çok fazla taşıyamayacak gibi görünüyor.
Dolayısıyla yaz sonuna kadar ekibin elinde sadece Karabağlar kalır. Ancak orada yaşanacak gelişmelerle birlikte genel seçimler öncesi önemli yol ayırımlarına geleceği açık.
Bu gelişmeye paralel olarak Bayraklı – Karşıyaka sorununun çözümü için bizzat Deniz Baykal tarafından Kemal Karataş’ın görevlendirilmesi çok ilginç. Ve tabii Karataş’ın meseleyi bir gün içerisinde çözmesi de… İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı “Tabii ki ağabeylik yaparız”, “Karşıyaka Belediye Başkanı ile görüşemedik”, “Sorunu onlar çözsün” gibi birbirinden tutarsız ve lay lay lom açıklamalar yaparken, Karataş’ın Baykal’ın hassasiyetini dikkate alarak attığı adımları iyi takip etmek gerekiyor.
Bu gelişmelerin önümüzdeki günlerde CHP İzmir’i de derinden etkileyeceği bekleniyor.

NOT : Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın doktora tezi elime ulaştı. “Küreselleşme süreci içerisinde uluslararası sosyal diyalog uygulamaları ve Türkiye” başlıklı tezi henüz okumadık. Okuyunca bir değerlendirme yapacağız. Tezin danışmanı ise Prof. Dr. Fevzi Demir… Tezi PDF formatı ve e-mail ile tarafıma gönderen kişiye de ayrıca teşekkür etmek isterim.

YENİGÜN 11 - 05 - 2009

8 Mayıs 2009 Cuma

İyice karıştı

Çok ilginç şeyler oluyor bugünlerde İzmir CHP’de. Ama bunları yazma sırası değil. Hele bir görelim ortaya çıksın ne olduğu, sonra yorumlarız. Ancak bu gelişmelerin getirdiği bir başka gerçek var. İzmir’de taşlar yeniden oturacak, kartlar yeniden karılacak. Sonunda yine birileri çıkacak, “Ben yaptım, ben ettim” diyecek ama süreci net biçimde izlediğim için onların mı yoksa başkalarının mı iş yaptığını bizzat bu sütundan sizlere aktaracağım.
Sadece net bir tespit yapabilirim. Genel Başkan Deniz Baykal’ın gözleri İzmir’in üzerinde. Son günlerde ortaya çıkan, bazılarının hala dikkate almadığı bir olayı çok ciddi şekilde takip ediyor. Bunun sonucunda birilerine bir şey patlayabilir, dikkatli olmakta yarar görüyorum.

***

Son günlerin olayı Bayraklı Karşıyaka sorunu… Bu konu üzerine kaleme aldığım yazıya bir eleştiri geldi.
Yazınızın bir bölümünde, şahsımla ilgili olarak ortaya atılan bir iddiaya yer vermişsiniz: “Genel Sekreter Kani Beko’nun işgal eylemine, “Bizim arkadaşlar yanlış yapıyor” dediği iddia ediliyor. Eylemin bir iki sendika yöneticisi tarafından körüklendiği tartışmaları noktasında genel merkezin alacağı tavır merakla bekleniyor.”
Köşenizde yer verdiğiniz bu iddianın doğru olmadığını ifade etmek isterim. Bizim İzmir’de, daha evveli de olmak üzere, özellikle 1990’lı yılların başından bu yana verdiğimiz sendikal mücadeleyi bilen tüm arkadaşlarımız böyle bir iddiayı kesinlikle kabul etmeyeceklerdir. İşten atılan üyelerimizin işlerine yeniden dönmek için verdikleri mücadeleyi bizim yanlış bulmamız, haksız görmemiz gibi bir durum asla söz konusu olamaz.
Kani Beko’nun açıklaması böyle. Ancak DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin de İzmir’de olduğu süreçte bu sorun aşılamaz mı?
Aşılır elbet. Onun için dönüp Aziz Kocaoğlu’na bakmak gerekiyor. Tabii bir tespit ile birlikte. “Söz vermek başka şeye benzemez.”

***

Kına Rengiydi Deniz. Hasan Tahsin kına yaksın hakikaten. Eski Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın’ın “Kına Rengiydi Deniz” adlı yeni romanı Şenocak Yayınları’ndan çıktı. Balkan Savaşı sırasında yaşadıkları topraklarda büyük acılar içinde Ege kıyılarına gelen Kosovalı Müslüman bir aile ve onları bağrına basan Yahudi bir kadın. Üç farklı dinin inananları o güne kadar uyum ve huzur içerisinde yaşamışlardı. Ama savaş her şeyi değiştirir. Komşuların artık “öteki” olarak gördüğü ve yıllardır sevdiği dostları için birer düşmandır. İbrahim ve Rum kızı Maria’nın bu acımasız ortamda yeşeren aşları ne olacaktır? İki gencin sevdası, lodoslu dalgalarını aşmaya çalışırken, yörenin bütün kültürleri de bir Bektaşi tekkesinin gizemli dünyasında buluşup kaynaşır. Kurbanlıkların kınayla boyanması gibi insanlar da birbirlerini kanla boyamaya başlarsa bunun sonu nereye varacaktır. Yıllardan beri Ege yöresi üzerine araştırmalar yapan bir yazar Sefa Taşkın. Bu romanında da uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız bir konuyu dantel gibi işliyor, savaş ve aşkın iç içe geçişini ustalıkla anlatıyor.
 
YENİGÜN 08 - 05 2009

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Sorun büyük

Bayraklı ile Karşıyaka arasında bölünme sonrası yaşanan işçi krizi bir başka noktaya taşındı.
Karşıyaka Belediyesi seçim öncesi böyle bir krizin yaşanacağı mesajını defalarca vermişti.
Şimdi neredeyiz?
Karşıyaka Belediyesi: Seçim öncesi de ifade ettiği gibi bölünme nedeniyle Kent AŞ’nin çalışanlarından 273 kişi ile ilişkisini kesti. Toplu sözleşme nedeniyle ihbar tazminatları ve işçilerin normal tazminatlarını ödeyeceğini söyledi. İşçilerin haklarını almalarına karşılık şantiyeyi işgal etmelerine sorunu büyütmemek ve sosyal demokrat duruşu nedeniyle müdahale etmiyor. Bazı sendika yöneticilerinin kendi ikballeri için sorunu büyütmesinden rahatsız… Sorunun kendisi açısından bittiğinin altını çiziyor.
Bayraklı Belediyesi: Seçim sonrası Karşıyaka Belediyesi’nin Kent A.Ş.’ye ortak olması önerisini reddetti. İçten çıkarılan 273 isimden Bayraklı’da yaşayanların bir bölümünü kendi belediyesine alabileceği açıklamasında bulundu. Deniz Baykal’ın Ankara’da kendisinden parti adına işçilerin bir bölümünü işe alması önerisini kabul etti. Dün öğleden sonra Baykal’ın yeniden belediye başkanı Karabağ’ı aradığı ve süreci hızlandırmasını istediği iddia edildi.
DİSK: Genel Başkan Süleyman Çelebi bugün tüm taraflar ile görüşecek. Genel Sekreter Kani Beko’nun işgal eylemine, “Bizim arkadaşlar yanlış yapıyor” dediği iddia ediliyor. Eylemin bir iki sendika yöneticisi tarafından körüklendiği tartışmaları noktasında genel merkezin alacağı tavır merakla bekleniyor. İşten çıkarılan işçilerin özellikle büyükşehir tarafından istihdam edilip edilmeyeceği konusu üzerinde duruluyor.
CHP: Sanki ortada böyle bir sorun yokmuş gibi davranıyor. İl başkanının daha yüksek bir performans çizmesi gerekiyor. Ulusal basının ve AKP’nin bu sorunu nasıl kullanacağı konusunu kavrayan tek kişinin Genel Başkan Deniz Baykal olduğu belirtiliyor. İzmir milletvekilleri bile durumun vehametinin farkında olmadıklarının altı çiziliyor.
Büyükşehir Belediyesi: İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu’nun seçim öncesi sendikacılarla düzenlediği toplantıda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, “Konak ve Karşıyaka’daki işçileri mağdur ettirmem” dediği biliniyor. Ancak aynı Kocaoğlu’nun dün gazetecilere, “Bu konu beni ilgilendirmez” şeklindeki açıklamasının ise hayal kırıklığı yarattığı belirtiliyor.
Bu köşenin yazarı: Kocaoğlu’ndan farklı bir eylem mi bekliyordunuz. Tipik bir Kocaoğlu tavrı bu… Önce söz verir sonra “Ben bilmem” der çeker gider. Sonra birileri araya girer. Kendi siyasi bekası için, “Bir ağabeylik yapayım” der.

NOT 1: Önceki akşam Karşıyaka’da CHP İl Başkanlığı tarafından daha önce il başkanlığı yapmış isimlere bir vefa yemeği verildi. Yemeğe İstanbul’da olduğu gerekçesiyle Alev Coşkun, ameliyat geçirdiği gerekçesiyle Erol Güngör ile “Bizim deneyimlerimizden yararlanılmak istenseydi, seçim öncesi toplanırdık. Bu yemek bir gösterişten öteye gitmez” gerekçesiyle Kemal Karataş katılmadı.

NOT 2: Metroda yaşanan yeni gelişmeler sonrasında Kocaoğlu düğmeye basmak zorunda. Böyle giderse, birileri hayatını kaybedecek ve maalesef bunun sorumlusu kendisi olacak.

YENİGÜN 06 - 05 - 2009

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Dağ gibi sorunlar

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, yıllık olağandışı tatilini bitirerek bugün göreve başladı.Tatile çıkmadan önce Büyükşehir Belediyesi’nde birkaç küçük değişikliğe giden Kocaoğlu’nun karşısında dağ gibi sorunlar var.
1 – Karşıyaka-Bayraklı sorunu nasıl çözülecek? Büyükşehir Belediyesi bu konuda bir adım atmayı planlıyor mu?
2 – Büyükşehir’deki danışman kadrosu nasıl oluşturulacak. Bu kadronun içerisinde tanıdık isimlere rastlanacak mı?
3 – Üçyol-Üçkuyular metro projesindeki tadilat projesi konusunda somut bir adım atıldı mı? Atıldıysa bundan ortaya çıkan sonuç ne? Adım atılmadıysa, adım atılması düşünülüyor mu?
4 – Aliağa – Menderes hattı konusundaki gelişmeler ne alemde? Hattı ikiye böldük sonunda. Menderes – Halkapınar bölümü mayıs ayında olmaz ise Haziran ayında açılacaktı. O da olmaz ise bu hat Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim aylarında da açılabilir mi? Allahın ayı çok tabii ki...
5 – Aynı hattın diğer yarısı olarak belirtilen, Halkapınar – Aliağa kısmının ne zaman açılabileceğine dair somut bilgi var mı? Yoksa bu hat için de, “Allahın ayı çok, açarız elbet” şekline mi dönüşecek?
6 – İTO Meclisi’nde, “Metro yetişmediği için ağlayarak gözlerimden olamam” sözleri bugün için de geçerli mi?
7 – Ege Üniversitesi, Bornova merkez arasında yapılmakta olan ancak bir türlü yapılamayan metrodan haber var mı?
8 – Üçyol – Buca hattına başlanacak mı? Yoksa, “Bir dakika kardeşim, elimizdeki hatları bile bitiremiyoruz. O hattı 22 yüzyıl için kaleme alınan plana kaydettik. Hayırlısıyla, 23. Yüzyılda hattı açmış olacağız” mı denilecek...
9 – Daha önce gizlice gerçekleştirilen “yağmur duası” bugünlerde halka açık şekilde, “yağmur kes” duası olarak gerçekleştirilecek mi?
10 – Sendikalı işçi, memur, sözleşmeli personel sendikasız işçi ücretlerinde bir indirime gidilecek mi?

***

Belediyenin tanıtım faaliyetlerini yürüten şirketinin bir müdürünün eşi sözleşmeli memur olarak göreve başladı mı? Aynı müdürün kardeşi bir başka şirketin sorumluluğu içinde yer alan bir yerde sorumluluk üstlendi mi? Ayrıca iki yeğeninin yine bir başka belediye şirketinde görev aldığı doğru mu?Adnan Saygun Kültür Merkezi’nin Müdürü, belediyede önemli bir görevi yürüten bir ismin kız kardeşi mi? Yine aynı merkezin müdür yardımcısının belediyenin bir başka biriminde üst düzey görev yapan biri ile akraba ilişkisi var mı?Bu iş sadece İzmir Büyükşehir Belediyesi ile sınırlı değil tabii ki...Konak Belediyesi’nde de bankamatik memurları türemiş galiba... Bir önceki belediye başkanına yakın isimlerden bazıları belediyeden uzaklaştırılmış. Ancak maaşlarını almaya devam ediyorlarmış.
İlginç değil mi?

YENİGÜN 04 - 05 - 2009

1 Mayıs 2009 Cuma

Kısa… Kısa…

Konak Belediyesi’nin şirketin en önemli koltuklarından birinde oturan ancak daha yeni belediye başkanı tarafından sonra şoför olarak çalıştırılmaya başlanan, bu arada müdürlük maaşı devam ettiği için İzmir’de en çok maaş alan şoför unvanına sahip olan kişi kimdir?

***

Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan’ın Sosyal Politika, Sosyal Diyalog ve AB Uygulamaları konusundaki doktora tezini gerçekten merak ettim. Acaba bir yerlerden edinip okuma şansımız var mı? Belki bir değerlendirme yapabiliriz…

***

Sayın Kocaoğlu Erbaa’dan Ayvalık’a geçmiş. Bir Ayvalıklı olarak bu güzel ilçede nerede kaldığını merak ettim. Sakın bir villa olmasın? Üstelik İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ayvalıklıların gönlünde taht kurmuş. 5-6 kişiyi aradım. “Bizim belediye başkanımız oralardaymış. Neler yapıyor, beni bilgilendirsenize” diye sordum, “O da kim” yanıtını verdiler.

***

Başkan tatile gidince Hasan Tahsin yalnız kaldı. O nedenle pek ortalıkta görünmüyor. Yoksa o da Ayvalık civarlarında tatile mi çıktı? Tabii ya… Rakı, balık, Ayvalık… Düşünebiliyor musunuz, Cunda’da Bay Nihat adlı restoranda bizim Hasan ve abisi oturmuşlar, Midilli Adası’nı seyrederek İzmir konusunda laga luga ediyorlar…

***

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Altın Portakal’ın düzenleyicisi olan Antalya Kültür ve Sanat Vakfı’nın başkanlığı için İzmirli bir gazeteciye teklif götürmüş. Ancak gazeteci bu teklifi kibarca reddetmiş.

***

Akaydın, genel sekreter yardımcılığı için İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Hasan Fehmi Mani’ye de teklif götürmüş. Mani’nin konuya sıcak baktığı ancak tam yetki ile göreve başlayabileceği belirtiliyor. Gerçi bu koltuğa İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ersu Hızır da adaymış.

***

Uzun süredir bizden uzak olan bir dostumun mektupları ve telefonları kesildi. İyi midir, afiyette midir, kendisini ziyaret edenler var mıdır? Bu ziyaretçilerin bir listesini bana yapabilir mi? Bu listeyi yayınladığımda olay çıkar mı?

***

Kocaoğlu medya tarafından parçalanan tatil öncesi röportajında, “Her ilçe bizim ilçemiz. Ancak Urla, Kemalpaşa ve Bayraklı ilçeleri ile daha çok ilgileneceğiz” demiş. Kocaoğlu pozitif ayrımcılık yaptığının farkında mı acaba?

YENİGÜN 01 - 05 -2009