Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

30 Ocak 2009 Cuma

Ve bir gün daha

CHP İzmir ilçe belediye başkan aday atamalarını hala yapamadı. Bugün yapması bekleniyor ancak bu bugün de olmayabilir, yarın olabilir, belki hiç olmayabilir. Bakarsınız İzmir olarak sadece parti amblemi altında seçime girer 30 Mart günü kazanan ilçelere atama yaparız.
Böylece ortada kavga da olmaz gürültü de…
Kamuoyunda aday dedikodusu son sınırda… Hatta öyle bir noktaya geldi ki, biri bir taş atıyor kuyuya 10 kişi çıkarmak için uğraşıyor.
İzmir medyasının ise gerçekten analiz altına yatırılması gerekiyor.
Bakıyorsunuz bu kentin tüm gazetecileri Kocaoğlu taraftarı olmuş. Aziz Kocaoğlu’na bu teveccühün nedenlerini anlamakta zorlanıyorum.
Gördüğünüz gibi havanda su dövüyoruz. Dövüyoruz da değişen bir şey oluyor mu?
Kocaoğlu İlknur Denizli ismini Ankara’da masaya getiriyor. Denizli, “Benim bundan haberim yok” diyor. Ankara’ya tekrar soruluyor, “Evet Kocaoğlu bu ismi önerdi” yanıtı alınıyor.
Böyle bir atmosferde doğru bir siyasi analiz nasıl yapılabilir ki?
Dedikodular arasında yön bulmaya, siyaseten yapılan doğruları saptamaya çalışıyorsunuz.
İlçe belediye başkan adayları ise kriz geçirmeye devam ediyorlar. Büyük bölümü Ankara’da…
Orada ne yapıyorlar?
Ankara sokaklarını arşınlıyorlar.
Bu saatte kimi bulup bilgi alacaklar ki… Sadece karar verici mekanizmalara yakın olduklarını hissederek psikolojik açıdan rahatlıyorlar.
Zaten adaylar bugün de açıklanmaz ise gerçekten bu sütundan aday toto oynamaya başlayacağız hep birlikte.
Gördüğünüz gibi yazı bir türlü bitmiyor.
Ben de sıkılıyorum tabii ki.
Her gün aynı şeyi yaz.
Bugün de dükkân kapalı, lütfen yarın uğrayınız…

NOT 1: Hasan Tahsin’in kafası yavaş yavaş şekilleniyor. Kafasındaki sisler dağılmaya başladıkça çevresinde olanlardan haberdar olmaya başladı. Kolay değil 3 yıl göz göre göre bir ismi savunmak hiç de kolay değil.

NOT 2: Bir belediye başkanını hakkında Ankara’da çıkarılan dedikodu Baykal’a bile ulaştı. Ancak Baykal işin gerçeğini öğrendikten sonra ne yapacak, çok merak ediyorum. Böyle bir dedikodu bile olayın geldiği vehameti gösteriyor.

NOT 3: Aday adaylığı sürecine daldık, İTO seçimlerini unuttuk sanmayın. Alaattin Yüksel’in sigortacılık yerine otomotivden seçime gireceğine dair derin söylentiler var. Okyanusa açılmak isterken akarsuda boğulmasın da…
 
YENİGÜN 30 - 01 - 2009

29 Ocak 2009 Perşembe

Genel merkezin hataları

Ne aday belirleme süreciymiş ya… Ben bekliyordum böyle bir çatışma. Ancak tabii ki bu kadarını değil. Hata nerede? Hata Büyükşehir Belediye Başkan adayının bir hafta önce açıklanmasında... Bu hatanın sorumluları da Ankara’da… Aziz Kocaoğlu ile birlikte tüm ilçe belediye başkanlarını açıklayacaklardı, ortada bir sorun kalmayacaktı. Ancak maalesef iş bu noktaya getirildi. Kocaoğlu’nun Konak adayı İlknur Denizli. Hani Büyükşehir baş danışmanı… İstifa ettiğinde hepimizin gözlerinin içine bakarak “aday olmayacağım, Alaattin Yüksel’in İTO başkanlığı çalışmaları için belediyeden ayrıldım” diyen isim. Özfatura’nın eski danışmanı. Yaşı biraz daha fazla olsaydı, Menderes’in danışmanı bile olabilirdi. Şimdi de sosyal demokrat partiye başkan adayı olmak istiyor Kocaoğlu eliyle. Ama çok zor. Konak’ta ibre Kemal Karataş’tan yana hala. Kocaoğlu masaları yumruklasa da, şeker seviyesini en üst noktaya çıkarsa da durumu değiştiremiyor. Baykal’ın kadın aday zaafından yararlanmak mı istiyor Kocaoğlu anlamış değilim bu arada. Bayraklı’da da Ciritoğlu ve Aksünger isimleri tartışıldı gün boyu. Çiğli’deki ismi ise Ali Engin. Alaattin Yüksel’in il başkanlığı döneminde il başkan yardımcılığı görevinde bulunan bir isim Ali Engin. Kocaoğlu’nun Bornova’daki ismi ise Nevzat Kavalar. Karabağlar konusunda Necip Kalkan’ı öneren Kocaoğlu, gerekirse Bush, Papandreu ve Merkel’i de getirtmeyi ve aday yapmayı planlıyormuş. Birlikte açıklansaydı Yine dönüyor aynı tespiti yapıyorum. İşin bu raddeye gelmesinde genel merkezin ve en önemlisi Deniz Baykal’ın suçu büyük. Tüm adayları bir uzlaşma içerisinde hep birlikte açıklayacaktı. O zaman bu tür sorunları yaşamazdı parti. Kocaoğlu’nun medyadaki ayakları da bu projenin hayata geçmesi için çok uğraştı. İki haftadır yayın yapıyor, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yanına kadın adayın daha doğru olacağının altını çiziyorlardı. Sanırım İzmir mason localarında projenin ana hatları çizildi, ardından uygulama için düğmeye basıldı. Düğme tabii ki Aziz Kocaoğlu’nun elinde. Bir sosyal demokrat partiye, ulusalcı olmasıyla övünen bir genel başkana böyle bir projeyi yutturmanın yolu nedir ben de merak ediyorum. Neyse, MYK sert biçimde ayakta duruyor ve bu projenin geçişine izin vermemekte direniyor. Projeye karşı duran herkesi bu çerçevede kutlamak gerekli…

YENİGÜN 29 - 01 - 2009

28 Ocak 2009 Çarşamba

Son gün

CHP MYK bugün karar veriyor İzmir’in ilçelerine…
Gündemde olan isim Konak adayı Kemal Karataş. Konak’ta diğer aday adayların tavrını anlıyorum Karataş’a karşı. Sonuçta bu bir yarıştır. Onlar da aday adayı ve çalışmalarının karşılığını görmek istiyorlar.
Ancak benim anlamadığım Kocaoğlu’nun sergilediği tavır.
İki gündür Ankara’da kamp kuran Kocaoğlu, Karataş’ın Konak adayı olmaması için elinden geleni yapıyor, Muzaffer Tunçağ’ın devam etmesini istiyor.
Neden?
Nedenini kimse bilmiyor. Mutlaka bir nedeni var da bizim anlamamız mümkün değil. Aslında olay parti, seçim, kamuoyu baskısı değil, düpedüz Kocaoğlu’nun bakış açısı, beklentileri, gelecek korkusu vs…
İyi de Deniz Baykal’ın herkes karşı çıkarken Kocaoğlu ısrarı nedendi?
Anketler Kocaoğlu’nu önde gösteriyordu.
Peki Kocaoğlu, Karataş için anket mi yaptırdı, bu kadar emin kendinden.
Yoksa Kocaoğlu’nun işine mi gelmiyor Karataş’ın adaylığı…
Kemal Karataş, Aziz Kocaoğlu kısa pantolon ile İzmir’de dolaşırken, bina üzerine bina satın alıp vergi rekortmeni olurken il başkanlığı yaptı bu kentte… Atanmasının hemen ardından “üç gün sonra görevden alınacak, gelecek hafta gidiyor” tartışmaları arasında partiyi seçime soktu ve devamını getirdi. Hatta bir gazeteci arkadaşım bana karşı bu nedenle iddia bile kaybetti.
Gerektiği yerde kavga etti, gerektiği yerde çatıştı. Ama bunların tümünü partisi için yaptı. Kimse Karataş’ı partisine zarar veriyor diye suçlayamaz. Büyükşehir’de grup başkanı olarak sergilediği tavrın ardında da parti bilinci vardı, rant beklentisi değil. Kemal Karataş’ın bu parti için harcadığı çabayı Aziz Kocaoğlu bu haliyle ancak 100 yıl içinde harcayabilir ki harcamak isteyeceğini pek sanmıyorum. Bunu da herkes biliyor. Ama bilseler bile kendi siyasi gelecekleri için kamuoyu önünde söylemekten çekinirler.
Karataş’ı bugüne kadar koruyan tek isim var. Deniz Baykal.
Baykal olmasaydı iki gün içinde paramparça edilirdi Karataş attığı adımlar nedeniyle. Baykal 1.5 yıldır onca baskıya rağmen Karataş’ı görevde tuttuysa bir bildiği vardır.
Baykal Karataş’ı genel sekreter Önder Bey’in İzmir’deki ekibine karşı korumuşsa bir bildiği vardır. Baykal Karataş’a Konak adaylığını veriyorsa da bir bildiği vardır.
Karataş Konak adayı olursa Kocaoğlu’nu çevreleme harekatının önemli mevzilerinden biri kazanılmış olacak.
Kocaoğlu’nun beklentisi açık. İstediği meclis üyelerini büyükşehire yeniden seçtirmek ve yakın dostu Alaattin Yüksel ile 5 yılı yatarak geçirmek. Ama bunu yapabilmesi için bazı ilçe belediye başkanlıklarına ihtiyacı var. Sağa dönerse Konak, sola dönerse Çiğli, aşağı inerse Urla, yukarı çıkarsa Selçuk, biraz ilerledi Torbalı, hafif döndü Menemen, son adımı attı Karşıyaka, az ilerine Bornova, en son hamle Narlıdere…
İşi zor bu aşamada.
Geriye tek umut kalıyor. Yeni atanacak il başkanı.
Yeni il başkanının da Baykal tarafından atanacağını. Büyük olasılıkla bir sonraki dönem milletvekilliği beklediğinden hareketle CHP’yi öne çıkaracağı ve yeni düzenini bu şekilde kuracağı açık. İl başkanının atanmasından sonra belediye başkan adayları ile birlikte ilçelerin yeniden şekillendirilmesi kaçınılmaz olacaktır.
Hal böyleyken yeni örgütlenme modelinde güçlerin dağılım ilkesi devreye girecek, “İzmir’i bundan böyle ben yöneteceğim” beklentileri içinde olanlar maalesef hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
Bu yapıların medya yansımaları konusunda bir şey söylemek istemiyorum. Onlar nasıl olsa yarın güçlünün yanına çöreklenirler hemen.

YENİGÜN 28 - 01 - 2009

26 Ocak 2009 Pazartesi

Kocaoğlu yeter

CHP’nin ilçe belediye başkan adayları netleşiyor. Bugünden bir şey yazmak doğru olmaz. Önce tüm adaylar netleşsin, genel başkan bu konuda açıklamalarını yapsın, sonra olayın arka planını irdeleyelim.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, karşısında Kemal Karataş’ı Konak Belediye Başkan adayı olarak görünce şaşırmıştır. Hem de Ankara’da Deniz Baykal’a “Kemal Karataş ile kesinlikle olmaz” dedikten sonra. Deniz Baykal’ın Kocaoğlu’na gülerek, “Ne o Aziz... Muzaffer ile mi devam edelim yani” yanıtını vermesinden sonra. Aziz Kocaoğlu ortaya çıkan bu liste konusunda fikir yürütmemeli. Nasıl olsa İzmir halkı onu çok beğeniyor ve seçimde tek başına oylayacak.Kocaoğlu da “Hedef yüzde 51” sloganı ile İzmir’in karşısına çıktığına göre, ilçe belediyelerini de kendi rüzgarı ile taşıyıp götürecektir. Bu aşamada isimlerin ne önemi var ki...
O ki tanrının bizlere sunmuş olduğu bir lütuf... Tanrı gibi adam yani... O başımızda olduğu taktirde CHP’nin İzmir’i kaybetme tehlikesi olur mu hiç.Deniz Baykal da böyle düşünmüş olacak ki, o kadar çok insanın karşı çıkmasına rağmen “Kocaoğlu” dedi, geldi geçti...Şimdi de önüne gelen listeye bakacak, “Budur arkadaşlar” diyecek, basıp geçecektir. O zaman neden karşı çıkılmadı da şimdi karşı çıkılacak...
Deniz Baykal işini bilir. İzmir bunu istiyor diye düşünüyor. Hem kenti uçuracak büyükşehir belediye başkan adayı da var elinde. Daha niye merak etsin ki...Aslında bu liste bu kadar erken kamuoyuna düşmezdi. Ancak ekip ne kadar başarılı olduğunu göstermek ve hala ayakta olduğu mesajını vermek için listeyi biraz erken sızdırdı kamuoyuna. Birilerine mesaj var bu sızdırma işinde... Ben kendime yönelik mesajı aldım, diğerlerini bilemem.
İlçe belediye başkan adaylıkları yarışı birkaç gün daha gündemimizde olacaktır sanırım. Ardından il ve ilçe yönetimlerinin oluşturulması geliyor. Karataş, Konak’tan aday olduğuna ve il yönetimi düştüğüne göre durum ortada. Yeni bir il başkanı ve il yönetimi lazım. İlçe belediye başkanı olarak atanan kişiler şimdiki ilçe yönetimleri ile uyumlu şekilde çalışabilecekler mi?
Bu soruya “evet” diyeceklerin siyaseti gerçekten bildikleri konusunda kuşkuluyum.
Meclis üyelikleri ve il genel meclisi üyelikleri listelerinin oluşturulmasında yaşanacakları daha tartışmıyorum bile. Konak’ta Muzaffer Tunçağ’ın belediye başkan adaylığı döneminde meclis üyeliği listesinin Konak İlçe Başkanlığı tarafından seçim kuruluna, dönemin il başkanı Alaattin Yüksel’in bile haberi olmadan verildiğini unutmayalım bu arada.
Bu seçimde ne ilçelerden aday olacak belediye başkan adayları ne yeni il başkanı ne de genel başkan böyle bir riski göze almayacaktır.Süreç uzun hep birlikte izleyeceğiz.20 günde İzmir şöyle bir havalanacak, kopan toz bulutunun ardından yeni şekillenmeler kendini gösterecek.Bir dostum telefonda “ortak akıl” tanımlaması kullandı. Aslında ilginç bir tanımlama yaşananları irdelediğimizde... Hafta sonuna doğru ortak aklın bileşenlerini ve İzmir siyasetindeki izdüşümlerini birlikte tartışırız.

NOT 1 : Hasan’ın kafası karıştı. Bir taraftan Baykal arıyor, Kocaoğlu konusundaki yaklaşımını konuşuyor, diğer taraftan CHP lideri, Hasan’ın ağabeyini kuşatıyor. Yoksa ortada yeniçeriler var da bizim mi bilgimiz yok. Kapıkullarını zaten biliyoruz. Onların medyadaki yansımalarını da...

NOT 2 : Lodos çok kötü. Serseme çevirdi İzmirlileri.

YENİGÜN 26 - 01 - 2009

23 Ocak 2009 Cuma

Doğal seleksiyon

Belediye başkanı adayı belirlemenin birçok yolu vardır. Adayın partideki başarısı, toplumdaki tanınırlığı, başarıları, duruşu, hayata bakış açısı vs...
Ancak bu seçime kadar hiç doğal seleksiyon yönteminin uygulandığını hiç görmemiştim.
Deniz Baykal’ın Türk siyasetine tanıştırdığı yeni aday belirleme sisteminin mantığı çok basit.
Önce aday adaylarını alıyorsun, tuz ve sirke ile biraz yumuşatıyorsun.
Sonra başlıyorsun bekletmeye. Bugündü yarındı derken, bir bölümü kalp rahatsızlığı, bir bölümü ülser teşhisi, önemli bir bölümü ise tansiyon sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılıyor.
Böylece her ilçede 10’a yakın aday adayı sayısı iki en çok üçe iniyor. Baykal kalan adayları tam teşekküllü bir hastanede son bir “check up”tan geçiriyor ve en sağlıklısını CHP’nin belediye başkan adayı olarak belirliyor.
Bu isimleri topluma sunarken, “Ölenler öldü, kalan sağlar bizimdir” diyerek işine devam ediyor.Bana da çok şık göründü bu sistem. Üstelik doğal, katkı maddesi de yok yani.

***

Son günlerde gazetelerin sayfalarını süslemeye başladı metro haberleri. Ne güzel. Ancak bu haberlerin büyük bölümü nedense Menderes-Aliağa hattı üzerine. Tabii haberler ve fotoğraflar Büyükşehir Belediyesi servisli. Yani birileri gidip olayı yerinde görüntüleyip haberleştiremiyor. Gelen kullanılıyor.
Yine de Üçyol - Üçkuyular hattı üzerine tek bir satır yok. Oraya bir türlü inmeyi de başaramıyoruz. Önümüzdeki günlerde o hat üzerine de bir haber servisi bombardımanı gelir sanırım. Bu kentte 4.5 yıl belediye başkanlığı yapan Kocaoğlu belediye başkan adayı olduğuna göre bizleri önümüzdeki 5 yılın yeni projeleri ile bilgilendirir. “İzmir’i demir ağlarla örüyoruz”, “Ağabey-kardeş-baba-anne” projelerinin dışında tabii ki...

***

Adaylar sonunda belirlenecek. Ancak daha sonra 17 Şubat’a kadar sürecek bir başka mücadele başlıyor. İl Genel Meclisi ve belediye meclis üyelikleri, yeni il yönetimi ve ilçe yönetimleri... O mücadele de başkan adaylıkları mücadelesinden aşağı kalmaz. Gruplar arası iktidar yarışı, genel merkez müdahalesi, belediye başkanının etki alanı, büyükşehrin önemi, geçen dönemden kalanların beklentileri...

NOT 1 : Eski haber kaynağım yeniden hükümsüzdür. Bu kez hükümsüz olmasının nedeni kendisinden kaynaklanmaktadır. Ekibin bu konu ile bir ilgisi yoktur.

NOT 2 : Ekip artık maalesef sadece ekip olarak anılmaktadır. Ekipten kopanı kurtlar da kapmamaktadır.

YENİGÜN 23 - 01 - 2009

21 Ocak 2009 Çarşamba

Keyifsiz bir yazı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı dün Ankara’ya acil olarak çağrıldı. CHP’nin adaylarının bugün MYK’da belli olmasından önce Kocaoğlu’nun Ankara’ya çağrılması İzmir’de spekülasyona neden oldu.
Kulislerde Kocaoğlu’nun ilçe belediye başkan adayları konusunda daha sonra çıkacak arızaların önlenmesi için Ankara’ya çağırıldığı görüşü hâkim görünüyor.
Kocaoğlu’nun ilçe belediyelerinde kendi adayları var. Urla’da, Seferihisar’da, Konak’ta, Bayraklı’da, Menedemen’de ve özellikle Karabağlar’da kendi adaylarını kabul ettirmek için hareket halinde Kocaoğlu… Tabii kapanan belde belediyelerinin başkanlarını da büyükşehir meclis üyesi yapma isteği var İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın… Parti ise özellikle DYP’den gelecek meclis üyelerine ciddi derecede tavırlı.
Deniz Baykal’ın Aziz Kocaoğlu konusunda ne düşündüğünü CHP kamuoyu iyi biliyor…
Şimdi önemli olan ilçe belediye başkanlarının ve büyükşehir meclis üyelerinin seçimi…
Baykal’ın çevirme operasyonu ne kadar etkili olacak bilinmez. Bu çevirme ve çevreleme operasyonunun ne kadar süreceği de bilinmez. Baykal işini sağlama almak için düğmeye basmış da olabilir.
Neyse liste bugün belli olacak ve isyan bayrakları açılacak.
Bugüne kadar aday adaylığı çalışmalarında bulunanların bir bölümü çıkacak listelerden rahatsız olacak.
Her dönem yaşanan gelişmeler bunlar.
Buca’da yaşananların CHP’nin ekmeğine yağ süreceği açık.
Şeboy’un AKP’de büyükşehir belediye başkanı yapılmaması, “anlaştılar” denilirken Cemil Şeboy’un Buca adaylığını kabul etmemesi ve jandarma operasyonu.
Şeboy’un yaptığı açıklamalara bakılırsa Buca’da seçim hayli sert geçecek.
Eğer CHP doğru bir isimle seçime giderse bu ilçeyi alma olasılığı hayli yükselir.
Aynı gelişme Gaziemir’de de yaşanıyor. Son kamuoyu yoklamalarında CHP’nin oyunun gidi biçimde yükseldiği bir ilçe Gaziemir. Bu ilçeye konacak doğru adayın da şansı yüksek olacak.
Güzelbahçe ise gerçekten muamma... Bu ilçede Ertan Avkıran’ın da destekleyeceği bir adayın başarılı olma şansı yüksek.
Urla’da eğilim yoklamasında öne çıkan Mustafa Aras’ın aday gösterilme ihtimali yüksek. Tabii şimdiki belediye başkanı Selçuk Karaosmanoğlu’nun da göstereceği tavır önemli…
Aday listelerinin bir gün sonra açıklanacağı bir günde yazı yazmak ne kadar da zor…

YENİGÜN 21 - 01 - 2009

19 Ocak 2009 Pazartesi

Adaylık sürecine genel bakış

Başbakan Tayyip Erdoğan hafta sonu İzmir adaylarını tanıttı, Buca dışındaki adayları açıkladı. Buca sorunu bana göre AKP’nin İzmir’deki genel sorununu da ortaya koyuyor.
AKP bazı ilçelere devşirme aday koydu. Bazılarında kazanamayacağını bildiği halde… Onlar için önemli olan İzmir’deki makası bu isimler ile daraltabilmek.
Ancak AKP’nin kendi içinden yetişmiş, bazı yapılarla dirsek teması olan isimler ise aslında partiyi yöneten ve yönlendiren isimler.
Herkes bir çerçevede bu mekanizmaya uyuyordu.
İki kişi hariç…
İki Büyükşehir aday adayı… Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy ve İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Yılmaz.
İsmail Yılmaz baştan elendi. Büyükşehir adayı Taha Aksoy olunca Şeboy’un yeniden Buca’dan aday olması istendi. Üç dönem belediye başkanlığı yapan Cemil Şeboy’un AKP’nin gelecekteki İzmir beklentileri konusunda analiz yapabilecek kapasitede olduğu açık.
Sonuçta Şeboy bu görevi kabul etmedi.
Tabii bazı çevrelerden, “Eğer aday olsaydı başı dertteydi” şeklinde spekülasyonlar geliyor da olsa, bana göre işin asıl boyutu siyasette şekillendi.
Şeboy bundan sonra başka partiye gider mi?
Aslında olasılık dâhilinde. DSP’den de DP’den de Büyükşehir adayı olma şansı var Şeboy’un… Bunu tabii ki önümüzdeki süreç gösterecek.
İzmir’deki yerel seçimlere baktığımızda, Türkiye’deki siyasi ve ekonomik gelişmeleri göz önüne aldığımızda 2.5 ay önceden seçim konusunda bir analiz yapmanın mümkün olmadığını görüyoruz. Özellikle küresel krizin etkileri yerel seçimi ciddi şekilde belirleyecek gibi…
Bu nedenle CHP dışındaki diğer partilerin göstereceği dişli adayların İzmir’deki seçimi hayli zorlu kılacağı açık… O nedenle kimse bugünden “Şu aday şanslı, bu aday önde” demek gafletinde bulunmamalı.
Tabii bu arada küskünlerin ne yapacağı merakla bekleniyor.
CHP ise tam bir sessizliğe büründü. Eskiden Eşref Erdem-Önder Sav grupları arasındaki çatışma ve anlaşmalar genel merkezden sızar, CHP’liler de olası belediye başkan adayını önceden öğrenirlerdi. Ancak bu kez ilk defa tek seçici Deniz Baykal… İsimler sadece CHP liderinin kafasında olduğu için bilgi de sızmıyor açıkçası.
CHP Genel Merkezi’nde yöneticilerle görüşen aday adayları da “Çalışmalarınıza devam edin” yorumundan başka bir şey duyamıyorlar.
Genel merkez yöneticileri ne yapsın… Çünkü onlar da Baykal’ın kafasındaki adaydan haberli değiller…
Genel bilgiler CHP adaylarının da bu hafta içerisinde netleşeceği yönünde.
Bakalım torbadan kimler çıkacak?

NOT 1: DSP’den Gaziemir Belediye Başkanlığı’na Hüseyin Şahin’in aday olacağı bilgisi ulaştı elime. Resmi olarak açıklanmış değil henüz. Ancak Hüseyin Şahin’in Gaziemir adaylığı ilçedeki dengeleri etkileyecektir.

NOT 2: Demokrat Parti’den de bazı sürprizler bekliyorum. Yılların deneyimli politikacısı DP İl Başkanı Yıldırım Ulupınar sanırım beni yanıltmayacaktır.

YENİGÜN 19 - 01 - 2001

16 Ocak 2009 Cuma

Geç kalınıyor

Şubat ayına doğru hızla ilerliyoruz. AKP büyükşehir adayını belirledi, ilçe adaylarının büyük bölümü de kesinleşti.
Ya CHP?
Önceki gün yapılan MYK toplantısında ilçe belediye başkan aday adaylarının büyük bölümünün tanımlanacağı belirtilmişti. Ancak beklenen olmadı ve aday açıklaması bir başka bahara kaldı.
Bahar diyorum… Çünkü bazı ilçelerde aday açıklaması Şubat başını bile bulabilir.
“Biraz geç kalınmıyor mu” sorusuna net yanıt verelim.
Evet, hem de çok geç kalınıyor…
Bu insanlar ne zaman çalışacak, sandık görevlileri ne zaman netleşecek, belediye başkan adayları il ve ilçe yönetimleri konusunda adım atacak zaman bulabilecekler mi?
Hiçbir şey belli değil açıkçası…
“Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” gibi bir durum var ortada.
Aday adayları arasında aday olmadıkları zaman küskün tavrı sergileyebilecek hayli isim de var açıkçası. Bu insanlar ne zaman ikna edilecek?
Bakarsınız bir bölümü başka partilerle birlikte harekete geçebilir.
Bu konuda en yakın parti DSP…
DSP’nin İzmir’deki aday profiline baktığımda CHP’den bir miktar oy çalabilecekler gibi görünüyor.
Özellikle büyükşehre doğru bir isim önerirlerse, CHP’nin DSP olgusunu da dikkate alması gerekecek.
İzmir’deki yarış çok kolay geçmeyecek.
Ergenekon ile başlayan şehir efsaneleri insanların kafasını karıştırmaya devam ediyor. Ergenekon’a yapılan Susurluk aşısı ise bazı kesimlerde tutmuş görünüyor. Ekonomik kriz insanları olumsuz yönde etkiliyor. Laik anti-laik çatışması da her zamanki gibi gündemde…
Dolayısıyla insanlar oy verirken sadece adayın kimliğini değil, aday çıktığı partiyi de sorgulayacak, partinin ideolojik temellerine de bakacak.
Bu açıdan DSP’nin İzmir’de oynayacağı rolün hepsinden çok dikkate alınması gerekiyor.
CHP’nin solunda da hareket var. Ortak bir platform üzerinden yürümeyi planlayan sol birliğin adayları da bu anlamda önemli.
Kısacası CHP bu noktada ilçe adaylarını da netleştirerek seçim startı vermek zorunda…
Aday adaylarının durumu hepsinden zor… Genel merkez kapısında bekleyen çok sayıda aday adayı var. Kiminin şekeri yükseliyor, kimi kalp krizi geçirme riski altında.
MYK toplantısı bekliyorlar ama sonuç çıkmıyor. İsimlerin belirlenmemesi, aday adaylarının ve çevresindekilerin belki 1 hafta belki 15 gün daha Ankara sokaklarını arşınlamalarına neden oluyor.
Bu nasıl bir sistemse böyle…
Sonra da “Türkiye demokrasi ile yönetiliyor” diyoruz.
Sanırım bizim demokrasi anlayışımızla dünyanın demokrasi anlayışı birbirinden farklı.
Bizdeki bir miktar “kapıkulu demokrasisi…”

NOT 1: İTO komite seçimleri hareketli başladı. Herkes birbirini arıyor ve destek istiyor. İki büyük grubun dışında bağımsız hareket edenler de var. Tabii komite seçimleri bittikten sonra bu bağımsız gruplar bir aday doğru hareket edebilirler.

NOT 2: Bana gelen ilginç telefonlar artmaya başladı. Bu da bir başka ilginç gelişme. Yıllardır görüşmediğim insanlar arıyor. Ortada bir şeyler dönüyor ya… Yakında öğreneceğiz.

NOT 3: Rivayet odur ki, Eşrefpaşa Hastanesi’nde bilgisayarlı kalp tomografisinden geçen Hasan Tahsin’e chip takılmış. Bundan böyle ağabeyi Hasan’ın kimlerle görüştüğünü ve hangi konular üzerine tartıştığını anında öğrenecekmiş.

YENİGÜN 16 - 01 - 2009

14 Ocak 2009 Çarşamba

Kemeraltı mahkemeye gidiyor

Bugün hem siyasi, hem toplumsal bir konuyu kaleme alalım. Üzerinde tartışacağımız konu aynı zamanda kentsel dönüşümü, kent estetiğini de içeriyor…
Başlığa okuyunca anlamışsınızdır zaten. Konu Kemeraltı Projesi…
Aylardır medyada konuşuluyor… 1 Etap bitti, 2 etap bitmek üzere, 3. etap yolda, 4 etap hazırlık aşamasında, 5. etap hazırlanıyor vs…
Biz de yolumuz düşünce bir uğrayıp hal hatır soralım dedik Kemeraltı esnafına.
Girdiğime, gireceğime pişman oldum…
Herkes dertli. Tabii ki birinci dertleri ekonomik kriz… Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Hangi dükkana girdiysem, bir Allahın kulu müşteri olarak gelmedi. Bende mi kaynaklanıyor diye düşünmedim değil. Ama o kadar dükkan var. Bunların hepsi mi boş olur…
Ekonomik krizin ötesinde önemli bir sorun daha var Kemeraltı’nda…
Kemeraltı Projesi…
Dükkanlar belediyenin belirlediği eksen üzerinde restore ediliyor. Daha doğrusu belediye restore ettiriyor, masrafın bir bölümünü esnaftan talep ediyor.
Buraya kadar son derece normal.
Asıl anormallik bundan sonra başlıyor.
Bir 4 metre eninde, 7 metre boyunda bir ön cephenin restorasyon maliyeti 72 bin lira. Bunun 24 bin lirasını dükkan sahibi ödeyecek, geriye kalanının belediye karşılayacak. Unutmayın belediye karşılayacak demek İzmirliler karşılayacak demektir. Diğer dükkan sahiplerinin ödeyecekleri de buna benzer. O zaman herkes sormaya başlıyor. “Biz bu para ile ev bile yapardık. Zaten caddeyi aydınlatmak için dikilen lambalar otobandan arta kalanlar.”
Bundan sonra ne olacak?
Tabii ki seçim sonrası, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden esnafa restorasyon borçlarını ödemesi gerektiği yönünde bir yazı gidecek. Esnaf bu yazıyı alınca gülecek ve restorasyon maliyetinin çıkarılması için mahkemeye başvurup, bilirkişi isteyecek.
Mahkeme bakacak ve sonra diyecek ki, “Bu kriz döneminde bu fiyatlarla değil ev villa bile yapılır.”
O dönemin belediye başkanı kim olur bilemem. Ancak biz nisan ayından itibaren hep birlikte Kemeraltı esnafı ile büyükşehir arasındaki çatışmayı izleyeceğiz.
NOT 1: Son iki gündür ilginç telefonlar almaya başladım. Uzun süredir görüşmediğim isimlerle görüşüyorum. Bu pek hayra alamet değil ya neyse…

NOT 2: Hasan Tahsin dün bilgisayarlı tomografiden geçti, kalp damarları için. Bildiğiniz gibi bu makineye girmeden önce kana mavi bir sıvı veriliyor. Sonra ne oluyor? Hasan’ın damarını kesince kırmızı yerine mavi akıyor. Dolayısıyla Hasan Tahsin genetik anlamda Yunani oluyor.

NOT 3: CHP’de bugün bazı ilçeler belli olabilir… Konak’ta çok ilginç gelişmeler yaşanabilir.

NOT 4: Aday olamayan aday adayları için rehberlik hizmeti verecek bir merkeze ihtiyaç var. Bu merkezin iş kapasitesi çok yoğun olabilir açıklamadan sonra…

YENİGÜN 14 - 01 - 2009

12 Ocak 2009 Pazartesi

Mantıklı aday

AKP silahını açıkladı: Taha Aksoy… 5 yıl önce Ahmet Piriştina karşısında aday olarak gösterileceğini öğrendiği saatlerde Taha Aksoy ile beraberdim. O günlerde siyasete yeni soyunduğu için çok heyecanlıydı. Aradan yıllar geçti. Taha Aksoy genel seçimlerde milletvekili adayı oldu, ardından milletvekili… Ahmet Piriştina’nın ölümü nedeniyle meclis tarafından belediye başkanı seçilen Kocaoğlu çok büyük bir değişiklik olmaz ise bir dönem önce meydana inen Aksoy ile bu kez Büyükşehir için yarışacak.
Taha Aksoy AKP için mantıklı bir aday. Aslında daha flaş bir isimle de gelebilirdi Erdoğan. Belki bu isimlerden bir bölümü bu yarışa girmek istemedi, bazılarını ise örgüt benimsemedi. Taha Aksoy’da böyle bir sorun yok açıkçası. Hem örgütün tepkisini çekmeyecek hem de AKP’nin İzmir yüzünü bir dereceye kadar yansıtabilecek bir isim. Piriştina’nın karşısına çıktığında da aynı tespitler yapılmıştı Aksoy için.
CHP Aksoy’un adaylığına nasıl bakacak?
Öncelikle Taha Aksoy ismi Kocaoğlu ismini de netleştirdi gibi. Eğer AKP çok flaş bir isim ile gündeme gelseydi, Kocaoğlu ismi yeniden tartışılabilirdi.
Şimdi sırada ilçe belediye başkan adaylıkları var. Konak’ta Ahmet Sarışın iyi bir aday. CHP’nin Sarışın ve Erdal İzgi’ye karşı ne yapacağı çok net değil daha. Ancak Konak seçimi hiç de kolay geçmeyecek. Karşıyaka’da Cenk Karace bence AKP’nin Karşıyaka için bulabileceği en iyi aday. Öncelikle Karşıyakalı… Kimse Karace’ye milli görüşçü diyemez tabii ki… Şansı var mı? Bana göre Karşıyaka nedeniyle en zayıf isim. Ancak AKP’nin alacağı oyun biraz olsun yukarı taşıyabilir.
Asıl bomba eğer doğru ise Bayraklı adayı Selim Gökdemir. Konak’tan meclis üyeliği yapan Gökdemir’in son üç yılda önlenemez yükselişi ortada. Hükümete muhalefet yapan Ciner Grubu’nun yeni gazetesi Haber Türk, Gökdemir’in kiracısı Bayraklı’da. Gökdemir ayrıca Aydın Doğan ile de görüşüyor. Sabah Grubu’nun bu seçimdeki tavrı bir miktar belli… Gökdemir’in 3. İzmir Projesi’nin önemli gökdelenlerini Bayraklı’ya dikmesi için önemli bir fırsatı var. Üstelik Bayraklı’da göstereceği performans Gökdemir’i bir dönem sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na taşıyabilir. Bu ilçede CHP ne yapacak hala bilinmiyor. Buca’da Cemil Şeboy’un yeniden aday olması için ikna edilmeye çalışılıyor. Eğer ikna edilirse Buca’da Şeboy’u devirmek hiç de kolay değil. CHP’nin bu ilçede de adayı hala belli değil.
Sonuçta AKP mantıklı adımlarla ilçe belediye başkan adaylarını belirliyor. CHP’nin neler yapacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

NOT 1: İTO Başkan adayı Alaattin Yüksel, özel görüşmeleri ile ilgili detayların İTO Başkanı Demirtaş’ın haberdar olmasından şüphelenip ofisinde iki kez böcek aratmış. Durum üzerine Alaattin Yüksel’in yakın çevresi “Ekrem Demirtaş’ın elektronik böceklere ihtiyacı yok. Onun canlı böcekleri yeter de artar bile” yorumunda bulunmuş. Bakalım Yüksel kendi çevresindeki canlı böcekleri fark edebilecek mi? Hiç ilgim olmamasına karşılık ben bile biliyorum…

NOT 2: AKP il yönetimi 17 Ocak’ta İzmir’e gelip ilçe belediye başkanlarını açıklayacak olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için salon arıyor. Toplantı için Halkapınar’daki 10 bin kişilik yeni kapalı spor salonunu tahsis eden AKP aynı zamanda Karşıyaka Spor Salonu’nu da istemiş. Ancak aynı gün Karşıyaka-Fenerbahçe basketbol maçı var. AKP gerekirse federasyona başvurup maçın tarihini değiştirmeyi bile düşünmüş. Karşıyaka Belediyesi hem maçın tarihinin değiştirilmesine hem de belediyenin spor salonunun kendilerine rakip adayın açıklanmasının belediye spor salonunda yapılmasına sıcak bakmıyor. Bu konu da haklılar da… Aslında Erdoğan, Kocaoğlu’na bir telefon etse İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı istenilen salonu hemen tahsis ederdi kendilerine…

YENİGÜN 12 - 01 - 2009

9 Ocak 2009 Cuma

Dikkat!

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer dün İzmir’deydi. CHP’de Kocaoğlu ismi netleşmeye başlayınca aday adaylarından biri sanırım DSP’ye dönüyor. “Ben DSP’nin eski bakanlarındanım Sezer niye bana da uğramıyor” diyerek DSP liderini davet etmiş. Ne güzel değil mi?
Önce DSP’den milletvekilliği ve “çok uzun” dönem bakanlık, ardından CHP’den aday adaylığı, olmadı DSP’den Büyükşehir adaylığı…
Bu iş DSP’ye yarar mı?
Aslında çok yaramaz. Ancak DSP’nin İzmir’de CHP oylarını az da olsa bölme ihtimalini unutmamak gerekiyor.
Eğer AKP ile CHP arasındaki fark AKP’nin anket sonuçlarına göre yüzde 6 ise, DSP bir aday çıkarıp CHP’deki küskünleri toplayacağını iddia ediyorsa, sol birlik önceki gün toplantı yapıp aday çıkaracağı yolunda görüş bildiriyorsa, yerel seçimler öncesi İTO seçimleri varsa, AKP gündem değiştirmek için Irak’a girerse, IMF anlaşması yerel seçim sonrasına kalıp hükümet 29 Mart’a kadar para musluklarıyla oynama şansına sahip ise, AKP İzmir’de oy artırabileceği bir adayı seslendirirse, Güzelbahçe gibi kamuoyu önüne yeni tartışma konuları konulursa, kentte sabah ve akşam trafiği İstanbul’u bile sollamışsa, Deniz Baykal’ın “Ne oluyor oralarda” deyip İzmir’e gelip ciddi şekilde bakmasında yarar olduğu kanısındayım.
“Ben her şeyi çok iyi biliyorum, işinize bakın” diyorsa, kendisine iyi bir dalış kıyafeti önermek zorundayım. Kendime de alacağım. Bu havada Rodos’a yüzmemiz öyle kolay olmayacak sanırım. Bir de Yunan hükümetinden oturma izni talep etmemiz gerekecek, 5 yıl geriye dönemeyeceğimize göre…

* * *

Alaattin Yüksel, İTO seçim çalışmalarına önceki akşam düzenlediği kokteyl ile hız verdi. Yıllar sonra “Çalışan Gazeteciler Günü”nü hatırlayan Yüksel’in kokteyline ne kadar gazeteci gitti? Arşive baktım, CHP İzmir il başkanlığından zorunlu olarak ayrıldıktan sonra Çalışan Gazeteciler Günü kutlamamış Yüksel. Seçim nelere kadir… Bu tür günler hemen anımsanıyor işinize gelince…
Kokteyle katılım düşükmüş. Öyle pek bir heyecan da yokmuş ortalarda. Kokteyle katılanların ortak tespiti şu: Alaattin Yüksel’in nev-i şahsına bir destek yok ortada. Yüksel’in arkasına geçilmesinin asıl nedeni İTO Başkanı Ekrem Demirtaş’ın tavrı. Arkasına geçmek ve yanında durmak tanımlamaları anlambilimin ilgilendiği bir konu. Böyle entelektüel bir tartışma, bu yazı için uygun düşmez pek tabii…
Anlaşılan İTO seçimleri Ekrem Demirtaş – Alaattin Yüksel yarışı olarak algılanmıyor. Ekrem Demirtaş yanlıları ile Ekrem Demirtaş karşıtları olarak adlandırmakta yarar var bu seçimi…
Demirtaş cephesi de çalışıyordur herhalde. Tabii ki AKP cephesi de bakıyordur bu seçime. Şimdilik herhangi bir adım yok o cephede. AKP komisyon seçimlerinin sonuçlarını bekliyor. Ondan sonra adım atacak gibi görünüyor.

NOT: Karabağlar ve Bayraklı CHP’ye ilçe başkanları atanmış. CHP Karabağlar’ın yeni ilçe başkanı Swiss Otel’de Kocaoğlu’nu toplantıya almayan dönemin il yöneticisi Birol Ağırbaş. Hani Kocaoğlu’nun kameralar karşısında Türkçesinin kalitesini bozduğu isim… Bir tarafta tüm örgüte rağmen Kocaoğlu’nu destekleyen genel başkan, diğer tarafta Kocaoğlu ile karşı karşıya gelen bir ismi Karabağlar’ın başına atayan genel başkan. Tüm bunların üzerine il başkanı Kemal Karataş da Konak’a aday gösterilir ise şu soruyu sormadan geçemeyeceğim. “Birileri bizle dalga mı geçiyor?”

YENİGÜN 09 - 01 - 2009

7 Ocak 2009 Çarşamba

Bugün sadece notlar yazalım

1 – İzmirli otobüsten vazgeçmiyor başlıklı bir haber yayınlandı İzmir Büyükşehir Belediyesi kaynaklı. Aşağıda metro vızır vızır çalışırken bu İzmirlileri de anlayamadım vallahi. Sanırım otobüs ile aydınlıkta kenti dolaşmayı tercih ediyorlar.
2 – CHP lideri Deniz Baykal’a bir öneri… İzmir adaylarını aşağıda metro inşaatında açıklayın. Böylece inşaatın ne durumda olduğunu hem kendi gözleriyle görür hem de biz bilgi edinmiş oluruz. Zaten açılacak başka yer de kalmadı. Yeni tuvaletler dışında…
3 – Güzelbahçe’deki gelişmelerin seçim öncesine rastlaması ilginç. Bir şey varsa da neden bugünü seçtiler çok anlaşılır değil. Sırada bir ilçe daha varmış bana gelen bilgilere göre…
4 – Alaattin Yüksel, “Çalışan Gazeteciler Günü” dolayısıyla bir kokteyl veriyormuş. Davetiye tabii ki bana gelmedi. Gelmemesi de hiç şaşırtıcı değil. Ancak davet edilenlerden biri tarafından elime ulaştırıldı. Ne de olsa aynı taban üzerindeyiz. Yüksel’in CHP’li işadamlarını ikna etmesi için bizim bölgeden geçmesi gerekiyor. Dikkatli olsun sağda solda çok mayın var.
5 – Son günlerde “Süleyman benim için bir destek yazısı yaz” diyen aday adayları sayısında hayli düşüş yaşanıyor. Kürüm’e verdiğim destek sanırım etkili oldu bu konuda. Ama yineliyorum. Sıtkı Kürüm benim iyi dostumdur. Kimse aramı bozamaz. Kendisinin adaylığının yolu da Ankara’dan geçiyor. Baykal’ın son günlerde aldığı kararlara bakacak olursak, her an her şey olabilir ve CHP lideri bizi şaşırtmaya devam edebilir.
6 – Aday adayı olup kendini gösterdikten sonra meclis üyeliğine fit olan bazı isimler varmış. Önümüzdeki günlerde bu isimler iyice netleşecek.
7 – İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Yılmaz AKP’den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday adayı olduğunu net biçimde ifade ediyor. Sosyal demokrat ruhlu AKP’li olarak tanımlayabileceğim Yılmaz’ın dikkate alınması gerekiyor. İzmir karakterine de uygun bir aday adayı.
8 – Savaş Ay, Takvim Gazetesi’nde Kocaoğlu röportajı yayınlamış. Vallahi ben Kocaoğlu’nun ne demek istediğini pek anlayamadım. Kendini İzmir özürlü ilan eden Savaş Ay’ın durumu bizden kötü. Çünkü o hiçbir şey anlamamış. Buna karşılık AKP İl Başkanı ile yaptığı sohbeti çok iyi anlamış. AKP’nin anket sonuçları İzmir’de zor bir seçimin bizleri beklediğini gösteriyor.
9 – Ankette Bornova, Karabağlar, Gaziemir, Buca, Torbalı, Kemalpaşa, Bayraklı ve Aliağa’da AKP’nin önde olduğu belirtiliyor. Bu ilçelerden bazıları hayli büyük… Eğer bu iddialar doğru ise Kocaoğlu İzmir’i kazansa da meclis üyeliklerinde ciddi sıkıntı doğabilir. Hatta kendisi kilitlenebilir bile… Bunun için herkesin takkesini önüne alıp iyice düşünmesi lazım. Tabii başta Ankara’nın…
10 – Deniz Baykal ne zaman İzmir’e gelecek diye soruyorsanız, Büyükşehir kaynaklarına göre bu hafta sonu, Ankara kaynaklarına göre 17 Ocak sonrası… Ankara kulislerinde Baykal’ın AKP adayını gördükten sonra açıklama yapacağı görüşü ağırlık kazanıyor.
11 – Aday adaylarının açıklanmasından sonra örgüte yeniden şekil verilecekmiş. Biraz geç kalınmıyor mu diye düşünüyor insan. Özellikle örgütü olmayan Bayraklı ve Karabağlar için…
12 – Hasan Tahsin hasta. Kimin onu hasta ettiğini biliyorum da buradan açıklayamam. Adamda tansiyon 16, ateş 40, kolesterol 400, lipit 640… Durum vahim… Birinci vagonda yer ayrılmış gibi…

YENİGÜN 07 - 01 - 2009

5 Ocak 2009 Pazartesi

Aziz Kocaoğlu yüzde 85 ile seçilir

Neden mi?
Yanıtı çok basit... AKP İzmir’de aday çıkarmayacak, Kocaoğlu’na destek verecek.
İktidar partisinin Kocaoğlu’ndan daha iyi bir aday bulma şansı var mı?
İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Yılmaz AKP Büyükşehir Adayı olmak istiyormuş. Yılmaz’ın İl Genel Meclisi’ndeki AKP-CHP koalisyonunun oluşturulmasında sarf ettiği çaba ortada. CHP’lilere de sıcak mesajlar gönderiyor. Ancak maalesef Yılmaz hiçbir zaman Kocaoğlu olamaz.
Kocaoğlu Başbakan’ın kendisine yönelik eleştirilerine önceki gün bir açıklama getirdi ve “Tayyip Bey yanlış yönlendiriliyor. Ona bir dosya hazırladım, göndereceğim” dedi.
Doğru ya... Başbakanın Kocaoğlu’nun yaptığı doğru işler konusunda ikna edilmesi gerekiyor. Ne de olsa AKP Kocaoğlu’nu destekleyecek ise Tayyip Erdoğan’ın İzmir’in yükselen yıldızını daha iyi tanıması gerekiyor.
Ben şahsen buradan yineliyorum. AKP, İzmir’de aday falan aramayı bıraksın, desteklesin Kocaoğlu’nu...

* * *

Ankara’ya gönderilen dosya sayısı boyuma ulaştı neredeyse. Son gönderilen dosya oldukça ilgi çekici. Metro konusunda Kocaoğlu-Bozoğlu ilişkisini gözler önüne seren bu dosya o dönemde Bozoğlu ile yapılan anlaşmaların ve konuşmaların ayrıntılarını içeriyor. Dosyayı kaleme alan şahsın her sayfayı imzaladığı, Genel Başkan Deniz Baykal, Genel Sekreter Önder Sav ve sayıları toplam 12’yi bulan bazı MYK üyeleri ve İzmir milletvekillerine gönderdiği Ankara kulislerinde bugünlerde en çok konuşulan konulardan biri. Baykal’ın bu dosyayı okuduğu kesin. Çünkü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı konusunda yaptığı bazı tespitlerde bu dosyadan alıntılar da yapmış durumda.
Dosyayı daha görmedim. Çok yakında tamamını okuyacağım ama...

* * *

CHP lideri MYK’da ilginç bir tespitte de bulunmuş. CHP eski İl Başkanı Alaattin Yüksel’in kendisini telefon ile aradığını, kamuoyuna yansıyanların tersine kendisinin siyaseti bırakıp sadece İTO seçimlerine odaklandığını söylemiş. Deniz Baykal’dan bu seçimlerde kendisine destek istemiş. Telefon görüşmesini son derece soğuk bir ifade ile sürdüren Baykal’ın verdiği yanıt da çok ilginç: “Tabii ki Alaattin Bey. Siz kurultayda bizi nasıl desteklediyseniz, biz de sizi öyle destekleriz.”
Çok güzel ve içeriğinde çok şey bulunduran bir yanıt bu...

NOT: Ekip darmadağın. Karabağlar konusunda gerçekten büyük tartışma yaşanacak gibi görünüyor.

YENİGÜN 05 - 01 - 2009

2 Ocak 2009 Cuma

Uçtu uçtu paragraf uçtu

Kocaoğlu’nun Ankara’da bir adım önde olduğu kesin. Bunun için davul çalmaya da gerek yok. Siyaset bu 24 saat çok önemli. Deniz Baykal hem İzmir hem kendi siyasi geleceği için karar verecek ise bunu iyi hesaplamak zorunda. Adaylık başvurularının 15 gün daha uzaması Deniz Baykal’ın da düşünmesi için önemli. Baykal’a bu süreçte hayli dosyanın gittiğinden enimin. Bunlar arasında kendisini etkileyecek önemli dosyaların da olduğunu biliyorum.
Mesela Yeni Asır köşe yazarı Erkin Usman’ın 31 Aralık 2008’de internette yayınlanan “Kocaoğlu’na kabir eziyeti çektiren kim?” başlıklı yazısında şu paragraf hayli ilginç:
“Bir başka konu da, pazar sabahı Alaçatı’da kahvaltı yapılırken Alaçatılıların Baykal’ın yanındakileri gözden geçirerek hangi yöneticiye ‘villa hediye edildiğini’ bulmaya çalışmalarıydı. Kısacası, Baykal’ın gelecekte karşılaşacağı zorluklar, bugünleri aratacağına benziyor.”
Böyle bir iddiayı ilk kez duyuyorum. Ancak şaşkınlığımı arttıran nokta aynı paragrafın o gün yayınlanan gazetede olmamasıydı. Bu paragrafın gazetedeki teknik nedenlerle mi yoksa isteğe bağlı teknik bir nedenle mi baskıya geçmediğini bilemem tabii ki…
Bu paragrafı gazetenin internet arşivinden bulabilirsiniz. Tabii ki şu anda okuduğunuz bu yazıdan sonra bazı olası teknik nedenlerle internetteki yazı da uçmaz ise…
Baykal’ın da, Erkin Usman’ın bu iddiasına bir şekilde eğilmesi gerektiği kanısındayım. İzmir’in en çok okunan siyaset köşe yazarlarından biri olan Usman’ın bu iddiası öyle kolay atlanacak gibi görünmüyor.

***

İzmir Ticaret Odası seçimleri hazırlığı başladı. Bu aşamada tabii ki en çok merak edilen sorulardan biri seçimlerin tavrını belirleyecek siyasi açılım. Siyaset bir önceki seçimde odaya sirayet etmeye başlamış, Alaattin Yüksel ve tüm CHP’liler AKP’nin desteklediği Ömer Kaplan’a karşı Ekrem Demirtaş’ın arkasında durmuşlardı.
Bu kez Alaattin Yüksel kendisi oda başkanlığına aday. Gerçi oda seçimlerinde “ben başkanlığa adayım” diyerek çıkılmaz ama Yüksel bu beklentiyi açıklayarak Salihlili olduğu gerçeğini bir kez daha kanıtladı.
Alaattin Yüksel’in beklentisi tüm AKP karşıtlarının kendi çevresinde birleşmesi. Ancak CHP il başkanlığı süresinde ve daha sonra çekildiği muhalefette CHP’li işadamlarının büyük bölümünü kırdığı için CHP içinden kimin Yüksel’in arkasında duracağı şüpheli. Üstelik Yükseliş’te yapılan son toplantıya katılanları da dikkate aldığımda Yüksel’in arkasında bulunanların aynı zamanda Aziz Kocaoğlu’na destek verdiğini görüyorum.
Eğer Alaattin Yüksel bu bakış açısı ile yola çıkıyor, Aziz Kocaoğlu’nun desteğini arkasında hissettiği mesajını veriyorsa, İTO Başkanı Ekrem Demirtaş hangi alanda etkili olacak?
Bunu sanırım şimdilik sadece Demirtaş biliyor. Özellikle komite seçimleri Demirtaş’ın atacağı adımlar konusunda bize bilgi verecektir. Kendisi ve çevresindeki ekibi ile hiçbir dirsek temasım olmadığı için Demirtaş’ın stratejisinden bilgim yok. Ancak Alaattin Yüksel ile aynı tabanı paylaştığımız ve kendi ekibi içerisinde dirsek temasında olduğum o kadar çok insan bulunduğu için attığı her adımdan haberim var.

NOT 1: Murat Atilla’ya başsağlığı diliyorum. Tanrı aileye sabır versin…

NOT 2: Dumlupınar, Savaştape, Anıttepe… Bu üç nokta Kurtuluş Savaşı için çok önemli… Geçen gün Eskişehir dönüşü uğramıştık. Hadi benim gibi bir adam için turistik gezi olarak kabul edilebilir. Ancak İzmir’in baş kuvvacısı Hasan Tahsin’in buraları görmemesi beni çok şaşırttı. Sanırım Hasan’ın Kemalistliği daha çok kütüphane bilgisine dayanıyor.

YENİGÜN 02 - 01 - 2009