Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

29 Haziran 2007 Cuma

Θεοδωράκεια: Βήμα ειρήνης!

Τα «Θεοδωράκεια» ένας θεσμός που ξεκίνησε πριν τρία χρόνια με πρωτοβουλία του δημάρχου Χίου, Μάρκου Μενή, αποκτούν πλέον άλλη διάσταση.
Ο δήμαρχος Χίου, οι νομάρχες Λέσβου και Σάμου, εκπρόσωποι ΟΤΑ του βορείου Αιγαίου αλλά και Τούρκοι εκπρόσωποι ΟΤΑ όπως οι Ismail Aynur δήμαρχος Altinolouk και Cevat Durak δήμαρχος Κορδελιού Σμύρνης, πήραν χθες μέρος σε συνέντευξη τύπου στην Αθήνα για τις πολιτιστικές εκδηλώσεις «Θεοδωράκεια 2007» που θα πραγματοποιηθούν το καλοκαίρι σε παραλιακές περιοχές του Αιγαίου στην Ελλάδα και την Τουρκία.
Στόχος όπως είπαν της πρωτοβουλίας είναι «να στηρίξουμε και διευρύνουμε το θεσμό και να τον μετατρέψουμε σε ένα βήμα διαλόγου και συνεργασίας με τους γείτονες των απέναντι ακτών». Παρών στη συνέντευξη τύπου και ο ίδιος ο Μίκης Θεοδωράκης.
Ο Μίκης όπως είναι γνωστό γεννήθηκε στη Χίο, πέρασε τα πρώτα παιδικά του χρόνια στη Μυτιλήνη, βρέθηκε εξόριστος τα δύσκολα χρόνια του εμφυλίου στην Ικαρία, δηλαδή με δύο λόγια «όργωσε» τα νησιά του βορείου Αιγαίου τα οποία τον θεωρούν πολίτη τους. Σε όλη του τη διαδρομή, ιδιαίτερα τα τελευταία 30 χρόνια, κατέβαλε μεγάλες προσπάθειες, ανέλαβε πρωτοβουλίες, δημιούργησε τις προϋποθέσεις για την ανάπτυξη και εδραίωση καλών σχέσεων μεταξύ των λαών της Ελλάδας και της Τουρκίας.
«Αυτή την προσπάθεια, είπε ο Παύλος Βογιατζής, φιλοδοξούμε με τη δική του αρωγή, στήριξη και συμπόρευση να συνεχίσουμε με την πρωτοβουλία μας αυτή.».

Οι εκδηλώσεις

Ήδη ο δήμος Χίου στις 14 έως 16 Ιουλίου, οργανώνει μια σειρά από εκδηλώσεις στο πλαίσιο των «Θεοδωρακείων» σε συνεργασία με το δήμο του Cesme στην απέναντι ακτή. Η Σάμος σχεδιάζει τη διοργάνωση μιας συνάντησης με θέμα το ρόλο που μπορούν να παίξουν τα ΜΜΕ στην ανάπτυξη των ελληνοτουρκικών σχέσεων, στην αλληλογνωριμία και αλληλοκατανόηση μεταξύ των λαών μας.
Η Λέσβος ανέλαβε την πρωτοβουλία για τη διοργάνωση ενός forum δημάρχων και εκλεγμένων δημοτικών συμβούλων από τις δύο πλευρές, για την εδραίωση μιας τακτικής συνεργασίας και επικοινωνίας, και κοντά σε όλα αυτά η μουσική του μεγάλου Έλληνα συνθέτη που θα ακουστεί και στις δύο πλευρές του Αιγαίου στο πλαίσιο των εκδηλώσεων. «Για φέτος, είπε ο κ. Βογιατζής, στο πλαίσιο των εκδηλώσεων για τα “Θεοδωράκεια” εμείς αναλάβαμε να διοργανώσουμε μια συνάντηση των εκλεγμένων στην Τοπική Αυτοδιοίκηση από την τούρκικη ακτή, καθώς και των δημάρχων και νομαρχών από τα νησιά του Β. Αιγαίου, θέλοντας να συζητήσουμε το ρόλο που πρέπει να διαδραματίσουμε στις νέες συνθήκες που διαμορφώνονται σήμερα».

Και στη Λέσβο

Σύμφωνα πάντα με τον κ. Βογιατζή, «με τους Τούρκους δε γνωριζόμαστε όσο θα έπρεπε ή έστω τόσο, ώστε να μπορούμε να συνεννοούμαστε και να συνεργαζόμαστε χωρίς εμπόδια. Ένα τέτοιο πλαίσιο θα είναι τα «Θεοδωράκεια» από εδώ και μπρος, που θα στηρίζει τις πρωτοβουλίες που θα αναλαμβάνουμε και από τις δύο πλευρές, είτε εμείς, είτε οι Τούρκοι φίλοι και συνεργάτες.
Ο Μίκης Θεοδωράκης πέρασε τα πρώτα του παιδικά χρόνια στη Μυτιλήνη, άρα ο νομός Λέσβου δε θα μπορούσε να απουσιάζει από το προσκλητήριο αυτό. Ο πατέρας του μάλιστα, εργαζόταν στη νομαρχία, στο ίδιο ακριβώς κτήριο που και σήμερα στεγάζεται η Νομαρχιακή Αυτοδιοίκηση Λέσβου.
Η Τουρκία, υποψήφια για ένταξη στην Ευρωπαϊκή Ένωση, προχωράει άλλοτε με σταθερά βήματα και άλλοτε με καθυστερήσεις, ενώ η ελληνική κυβέρνηση δηλώνει –μέχρι και προχθές ακόμη– δια στόματος πρωθυπουργού ότι στηρίζει την ενταξιακή πορεία της γειτονικής χώρας.
Πιστεύω και υποστηρίζω ότι οι αυτοδιοικητικοί θεσμοί έχουν πολύ σημαντικό ρόλο να διαδραματίσουν προς την κατεύθυνση αυτή».
Ας σημειωθεί ότι δεν έχει ακόμα προσδιοριστεί η οριστική ημερομηνία των εκδηλώσεων στη Λέσβο, λόγω του ότι η Τουρκία βρίσκεται σε έντονη προεκλογική περίοδο, στην οποία συμμετέχουν φυσικά και οι εκλεγμένοι στην Τοπική Αυτοδιοίκηση. Πάντως, σύμφωνα με τους πρώτους υπολογισμούς θα πραγματοποιηθεί τέλη Αυγούστου με αρχές Σεπτεμβρίου.
Από αριστερά, οι Suleyman Gencel (δημοσιογράφος συντονιστής), Μανώλης Κάρλας (νομάρχης Σάμου), Μιχάλης Τριανταφυλλίδης, Παύλος Βογιατζής (νομάρχης Λέσβου ), Μίκης Θεοδωράκης, Δημήτρης Μάντικας (αντιδήμαρχος Χίου), Ismail Aynur (δήμαρχος Altinolouk) και Cevat Durak (δήμαρχος Κορδελιού Σμύρνης) πήραν μέρος σε συνέντευξη τύπου για τις πολιτιστικές εκδηλώσεις «Θεοδωράκεια 2007», που θα πραγματοποιηθούν το καλοκαίρι σε παραλιακές περιοχές του Αιγαίου στην Ελλάδα και την Τουρκία.

ΕΜΠΡΟΣ 29 - 6 - 2007

26 Haziran 2007 Salı

Damlar plase, valeler sürpriz

AS ve papazların koordinasyonunda yürüyen kart karma operasyonunda etkili olacak kartların başında geliyor damlar ve valeler. Her iki kağıdın önemli destek özellikleri var. Bu kağıtlar AS ve papazın daha güçlü olmasını sağlarken diğer taraftan tek başlarına etkin bir yapı oluşturabiliyor. Ama ben bu operasyonda valelerin önemine dikkat çekmek istiyorum.
Vale hareketli kağıttır, kendisinden aşağıda olan numaralı kağıtlarla yukarıdaki güçler arasındaki dengeyi sağlar.
Vale gücü elinde tutabildiği oranda papaz kadar değerli olabilir, dama asist yapabilir.
Bu nedenle kartların karılmasında vale sıfatını alacak isimler önümüzdeki sürecin belirleyici isimleri olabileceklerdir.
CHP’de bazı isimler kart karma konusunda kendilerinin ikili olarak değerlendirilmesinden rahatsız olduklarını belirttiler.
Evet, 2’li en küçük karttır. Ancak son elde bile oyunun seyrini değiştirebilecek bir özelliğe sahiptir. Dolayısıyla 2’li olmak bir oyunda dezavantaj iken diğer oyunda avantaj olarak değerlendirilebilir.

***

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun, Deniz Baykal’ın Tokat mitingini takip etmesi ve Baykal konuşurken platformda yeralması İzmir’de ilginç tespitlere neden oldu. Bir grup Kocaoğlu’nun Deniz Baykal ile ilişkilerini geliştirmek için çaba sarfettiğini belirtirken ağırlıklı bir grup ise İzmir’den umudunu kesen Kocaoğlu’nun 2009 yerel seçimlerinde Tokat’ın Erbaa ilçesini gözüne kestirdiğini, bunun için Deniz Baykal ile yakınlaşmaya çalıştığını iddia ediyor. Bakarsınız Kocaoğlu’nun bahtına Çemişgezek ilçesi de çıkabilir.

***

CHP’de seçim öncesi koordinasyon eksikliği devam ediyor. Her ne kadar Ankara’nın atadığı 4 milletvekili adayı, birinci ve ikinci bölgelerdeki milletvekilleri adaylarının toplu olarak İzmirlileri ziyaret etmelerine yönelik bir program hazırlamış olsalar da, çalışmaların çok eksik olduğu tüm partililer tarafından kabul ediliyor. Ortada ne sivil toplum örgütleri ziyareti var, ne de hemşeri dernekleri ile yakın temas. Adaylar tek tabanca gibi dolaşıyor, halkla birebir ilişki kurmaya çalışıyorlar. Sadece Ankara’dan yeni gelen ve İzmir’i hiç tanımayan vekil adayları birkaç partili ile birlikte İzmir’i turluyorlar.

***

Deniz Baykal bugün İzmir’de… Karşıyaka ve Bornova’da açılışlar yapacak, temel atma törenlerine katılacak olan Baykal’ın yarın yapılacak MYK öncesi İzmir’in nabzını tutacağı ve MYK’da İzmir il başkanlığına bir atama yapacağı konuşuluyor. İl başkanlığı için aday sayısı çok. Ancak Deniz Baykal’ın kendisine çok yakın bir ismi tercih edeceği belirtiliyor kulislerde.

http://www.suleymangencel.com/ 26 - 06 - 2007

25 Haziran 2007 Pazartesi

AS’ın gücü, papazın özelliği

CHP’de kartları tarif ederken, buna benzer bir yazı cumartesi günü Yenigün Gazetesi’nde İzmir’de son dönemin belki de tek politika muhabiri ve editörü Ümit Yaldız’dan geldi. Yaldız, CHP İzmir’i 4 kart tipinden yola çıkarak değerlendirmiş. Kartların gücüne göre grupları da isimlendiren Yaldız’ın bir iki küçük hata dışında yaptığı tespitler ve gruplamalar son derece doğru. Küçük hatalar da kartların yeniden karışmasından kaynaklanıyor.
Biz dönelim, yine kartlar üzerinden CHP’yi tanımlamaya çalışalım.
Cuma günkü joker tanımlamasından sonra kartların önemini vurgulayan AS’a geçelim.
AS bir liderlik göstergesidir. Diğer kartlara göre önemli bir üstünlüğü vardır. Ancak bu kartın takım oyunu oynamak dışında kendine benzer kartlarla birlikte hareket etmesi de mümkündür. Dolayısıyla kart hem takım oyununu oynar hem de kendi gücündeki kartlarla ortak hareket edebilir.
Partide AS sayısı belli… AS’ların ortaya koydukları tavırlar da… Ancak belirli olmayan listelerin oluşturulma sürecinde AS’ların hangi oyunu oynadıkları.
Takıma uygun renk hareketini mi yoksa güç dengelerini mi?
Bu soru netleştiği zaman CHP’de karılan kartların gizemi daha netleşecektir.
AS’ın sağ kolu papazlar da oynanan oyunun farkında. Ancak onlar daha fazla takım oyununa yatkın oldukları için şimdilik bir açıklamada bulunmuyorlar, oynanan sistem üzerine.
Belki onlar da sorguluyordur gelişmeleri. Ancak bu konuda sessiz kalmayı ve sürecin olgunlaşmasını bekliyor olabilirler.
Kartların yeniden karılma sürecinde AS’ların gücü önemli. Ancak papazların performansı belirleyecek önümüzdeki süreci. Bakalım Papazlar lokomotif olma özelliklerini ne kadar taşıyabilecekler?

***

Sinek ikili bazı oyunların açılış kartıdır. Daha doğrusu bu kartla oyunun seyrini oluşturabilirsiniz. Sinek ikili Çarşamba günü belli oluyor. Aslında Çarşamba günü ismi açıklanacak sinek ikili İzmir’deki güç dengesinin nasıl kurulacağına yönelik önemli bir mesaj verecektir CHP’lilere. Bu kartta simgelenecek olan isim bir sonraki dönemin belirleyici konumunda olabilecek ayrıca. Ve AS’lar sinek ikilinin açılımına göre bir pozisyon alacak, papazlar da bu açılımı iyi okuyarak harekete geçeceklerdir.
Jokerin bu oyundaki önemi çok büyük. Bakalım joker ne için ve hangi amaçla kullanılacak?
Dam ve valeleri yarınki yazıda ele alacağız. Oradaki dengeler de çok önemli.

NOT 1 : CHP İzmir il örgütünün acilen Med-line ile bir anlaşma yapması gerekiyor. 45 derece sıcaklıkta sabahtan akşama kadar koşturan milletvekili adaylarından birkaçı fire verebilir bu organizasyon ile.

NOT 2 : İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Kocaoğlu’nun CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Tokat mitingine İzmir’den katılması son derece ilginçti. Kocaoğlu’nun yönettiği kentteki CHP organizasyonlarına soğuk bakarken, kendi memleketi Tokat’taki CHP mitingine katılması farklı yorumlara neden oldu. Bu yorumlar arasında öne çıkan yorum ise şu: “Kocaoğlu Deniz Baykal’ın kendisini silebileceği ihtimalini yeni görmeye başladı. Yaklaşan yerel seçimleri de dikkate alarak Genel merkez ve genel başkan ile ilişkilerini düzeltmek istiyor.”

http://www.suleymangencel.com/ 25 - 06 - 2007

22 Haziran 2007 Cuma

Birinci kart joker

CHP’de kartlar yeniden karılıyor son günlerin en popüler tanımlamalarından biri oldu. Kartlar yeniden karılıyor da bu karma çerçevesinde kim nerede olacak, yeni yapılanma nasıl oluşacak.
Maça ası önümüzdeki süreçte hangi kartlarla dokunacak
Kupa papazı gücü ölçüsünde sistemi yeniden kurgulayabilecek mi?
Karo valesi beklentilerine karşılık alacak mı?
Sinek damı, kendisinden talep edilen her şeye yanıt verecek mi?
Joker hangi oyun sistemi için kullanılacak.
Açılışın simgesi sinek ikili kendisine biçilen rolü gerçekleştirecek mi?
Tüm bu soruların yanıtlarını alabildiğimiz gün CHP İzmir’de kartların yeniden nasıl karıldığını anlamış olacağız.
Biz bugün itibarıyla jokerden başlayalım.
Destenin önemli kartlarından biri. Kendisine her noktada her şekilde görev verilebilir, istenilen noktada kullanılabilir. Kartın gücünü kimse yadsımıyor. Ancak joker tek başına bir şey ifade etmez. Bu nedenle bir takımın içerisinde olmak ve hareket alanını genişletmek zorundadır.
Jokerin bir işi sonuçlandırmada gücünün üzerinde hareket etme olasılığı da yüksektir. Ancak bu gücü yüksek kartlarla oynaması halinde yaratabilir.
Jokerin en zayıf özelliği bir kez kullanılabilir olmasıdır. Kendisine verilen görevi yerine getirdikten, kartların dağılımında etkili olduktan sonra bir kenara konabilir.
CHP İzmir’in bu dönemdeki jokeri kim olabilir?
Kartların yerleri netleştikçe jokeri tanımlamak daha kolaylaşacaktır.

***

EXPO konusunda Paris grubu ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf sunumun başarılı geçtiğini, İzmir’in bu konuda önemli adımlar attığını, Milano’ya karşı avantajlı olduğunu savunuyor.
İkinci grup ise atı alanın çoktan Üsküdar’ı geçtiğini, Milano’yu yakalamamızın mümkün olmadığı yorumunda bulunuyor.
İki gün içerisinde birbirinden farklı iki bakış açısının geliştirilmesi akla bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor tabii ki… Ancak bunları burada tartışmanın bir faydası yok. Sonuçta çıkar ilişkileri her alanda var.
Önümüzdeki günlerde gerçek EXPO’culardan iki kent arasındaki farkın neler olduğunu, İzmir’in avantaj ve dezavantajlarını daha iyi öğrenecek, EXPO kunusunu doğru noktaya çekmeye çalışacağız.
Ancak burada bir iki saptama yapmak gerekiyor:
1 – EXPO konusunda güçler çatışması hala sürüyor. Bu aşamada İzmir’in bu yarışı önde bitirmesi mümkün değil.
2 – Hükümet de dahil olmak üzere aslında kimse EXPO’yu Türkiye’ye istemiyor. Ancak yarışı mağlubiyetle bitirmenin sorumluluğunu üstlenmekten de kaçıyor.

http://www.suleymangencel.com/ 22 - 06 - 2007

21 Haziran 2007 Perşembe

Milletvekilleri adaylarının halka sundukları vaatler

1 – Herkese İzmir’de yaşayabilmeyi başarabildikleri için ayda 400 YTL maaş bağlayacağız.
2 – Böyle bir dönemde çocuk yetiştirme riskine girenlere 300 YTL vereceğiz.
3 – Konak-Karşıyaka arasına köprü yaptıracak, bir bölümüne vatandaşlar yorulmasın diye yürüyen yol inşa edeceğiz.
4 – Hemşeri derneklerine destek vereceğiz, İzmir’de her ilin, ilçenin hatta köyün hemşeri derneği açmasına yardımcı olacağız.
5 – 45 dereceye varan sıcaklar nedeniyle kentin üzerini branda ile kaplayacak, vatandaşlarımızı ve tabii kendimizi güneşten korumuş olacağız.
6 – Yapılması planlanan 6 baraja 10 baraj da biz ekleyeceğiz. Baraj yapacak nehir bulamazsak yeni nehirler yaratacağız.
7 – Ankara-İzmir, İzmir-İstanbul, Çanakkale-İzmir otoyollarını 4 yıl içerisinde bitireceğiz. Bodrum, Marmaris ve Antalya istikametine de otoyol yapacağız.
8 – İzmir’e 8 yeni üniversite kuracak, bu bilim yuvalarında öğrencilerimize Lehçe, Letonca, Sırpça ve Bulgarca eğitimi vereceğiz.
9 – Gece barlardan restoranlardan evlerine dönen vatandaşlarımıza yardımcı olacak, gerekirse kendimiz taşıyacağız.
10 – Konak Karaburun arasına tünel yapacak, bu güzel bölgemize gidişi 10 dakikaya düşüreceğiz.
11 – Ev ve apartmanların hepsini boyayacak gerekirse iç dekorasyonlarını bizzat biz üstleneceğiz.
12 – “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşından yola çıkarak tüm dağlara çiçek ekeceğiz.
13 – İzmir’in kızları güzeldir tespitini tüm dünyaya yayacak, çeşitli ülkelerde kızlarımızın ne kadar güzel olduğunu vurgulayacak, böylece damat turizmi başlatacağız.
14 – EXPO alanının Konak olmasına çalışacağız.
15 – Fuarı değiştirecek, otoyol bitiş noktası haline getireceğiz. İzmir’in fuarlar kenti olması için Menemen’e ele atacağız. Menemen testilerini fuar için kullanacağız.
16 – Yeni İzmir kitapları bastıracak, kentimizi tanıtanlara madalya ve bröve vereceğiz.
17 – Kent tarihini iyi bilenlere İzmir’in delileri, İzmir’in akıllıları, İzmir’in sertleri ve yumuşakları adlı kitaplar yazdıracağız.
18 – Efes ve Meryem Ana’ya gidişi kolaylaştırmak için helikopter seferleri başlatacağız.
19 – Kentin sivil toplum örgütleriyle eleele çalışacak, bu durumun şüphe çekmesi halinde yan yana duracağız.
20 – Kent içinde mazotu bedava dağıtacak, ancak bu mazotun dışarı çıkışını yasaklayacağız.
21 – İzmir’e rakip olan kentlerin bulundukları ülkeleri gözden geçirecek, gerekirse topyekün savaş kararı alacağız. Bu kentleri ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapacağız.

http://www.suleymangencel.com/ 21 - 06 - 2007

20 Haziran 2007 Çarşamba

Birlikte hareket etmek gerekiyor

EXPO sunumları Paris’te gerçekleştirildi. Daha önce medyaya Tayland rezaleti ile yansıyan EXPO turu bu kez makul sayıda katılımcı ile gerçekleştirilince ortada kullanılacak malzeme kalmadı.
Ben şahsen Paris’e de 300 kişilik bir heyet ile gidilmesini tavsiye ederdim. Kocaoğlu öyle hatalar yapacak ki, yazacak malzeme olsun.
Şimdi ne yazalım?
Giden sayısı sınırlı, yapılan iş bir önceki sunuma göre çok daha iyi, başkanlar arasındaki “Kim bu işin patronu” şeklindeki sürtüşme devlet devreye girince ortadan kalkmış…
İş rutine girince yazacak fazla bir şey olmuyor ki…
Ama benim bildiğim Aziz Kocaoğlu bu konu üzerine İzmir’e döndükten sonra birkaç kelam eder ve ortalık yeniden toz duman içerisinde kalır.
Kocaoğlu EXPO konusundaki liderliğini devlete devretti.
Genel seçim öncesi listeler hazırlanırken genel merkeze bir aday belirtti, o da listelerde yer bulamadı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, genel merkezin adayına yer bulamamasını seçim öncesi yapılan toplantılarda açıkça dile getiriyor ve Ankara’ya kırgın olduğunu vurguluyor.
Bu kırgınlığın seçim sürecinde devam etmesi halinde CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden umudunu kesmesi gerekiyor.
Zaten seçim çalışmaları öyle bir noktaya geldi ki şaşırmamak elde değil.
Milletvekillerinin arkasında toplasanız 10 kişi var. İl yönetiminin bir bölümü çalışmalara katılmıyor, ilçelerin bir bölümü ise çalışmaların hiçbirinde yok.
Bu kadar düzensiz bir çalışmadan ortaya ne çıkacak herkes tarafından merakla bekleniyor.
Tabii bu çalışmaların ne kadar oya tahvil edileceği de bir başka merak konusu.
Kimse İzmir’in sosyal demokrat kimliğine ya da Gündoğdu’da gerçekleştirilen Cumhuriyet Mitinginin kalabalığına bakarak aldanmasın.
Orada vurgulanan bakış açısı farklıydı. Bu bakış açısının sandığa tahvili ise tamamen ayrı bir şey.
İkisini birbirine kırıştırmamak gerekiyor.
Seçimlerde bağımsızların alacağı oy da önem kazandı. DTP bu konuda ciddi bir taktik izliyor. Hatta bir adım daha ileri gidiyor ve İzmir’den de bir bağımsız adayın kazanabileceği ihtimalini dile getiriyor.
Kimin kazanacağını bilemeyiz. Ancak bağımsız bir adayın İzmir’den kazanma ihtimali bile oyların sandıktaki çapraşık durumunu yeterince ifade ediyor.
Genç Parti’nin yüzde 10 barajını aşma ihtimali olursa işte o zaman İzmir’deki tüm taşlar oynayacaktır. Gerçi bu ihtimalin çok zayıf olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ama yine de dikkatli olunması şart.
CHP’nin seçim sloganlarında sadece laiklik üzerine oynaması da bir sonuç vermiyor. Laiklik karın doyurmuyor. Toplum daha iyi yaşam şartları, daha iyi iş imkanları, daha iyi eğitim olanakları arıyor. Bunları öne çıkaranlar toplumu daha fazla etkiliyor.
O nedenle herkesin yeniden düşünmesi ve olası bir sürprize karşı hazırlanması şart.

http://www.suleymangencel.com/ 20 - 06 - 2007

19 Haziran 2007 Salı

TSK + parti + STK = İktidar

Yenigün Gazetesi politika editörü ve hatta köşe yazarı Ümit Yaldız’ın bugün kaleme aldığı yazıya katılmamak mümkün değil. Sanki bir yerlerde benimle konuşmuş gibi bir düşünceye katıldım, uzun süredir görmesem bile.
CHP milletvekilleri analizi de birçok gerçeği yansıtıyor. Üçüncü bölge adayları tanımlamasıyla İzmir yerel siyasetine bir kavram sokan Ümit Yaldız bu kez yeni bir kavram üretmek istemiş ama kavramı ortaya net biçimde koymamış.
Zincirin zayıf halkası…
“O da kim” diye sormayın. Ümit Yaldız’ın bugünkü yazısını okuyun, zincirin zayıf halkasını bulmak daha kolay olacaktır.
Ortada bir seçim var ama kimse seçimle ilgilenmiyor. Ulusal kanalların bölgelere gönderdiği birkaç canlı yayın arabasını görmesek bu ülkede seçim olacağına da inanmayacağız.
CHP’li milletvekilleri dün hep beraber Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk koyarken çevrelerindeki CHP’lileri sayınca seçimin zor geçeceği bir kez daha ortaya çıkıyor. Belediye başkanları ve kerhen orada bulanan ilçe başkanları dışında kimse yoktu milletvekili adaylarının meydanlara toplu olarak indiği saatlerde.
Bazı adayların ordu komutanlarıyla yemeğe katılmaları ise daha ilginç bir durum.
TSK + parti + STK = İktidar
Bu formülün ne kadar işe yarayacağını 23 Temmuz sabahı göreceğiz ya da göremeyeceğiz.
Adaylık başvurusu yaptığı halde listelere giremeyen CHP’li bazı aday adaylarının bu süreçte alacakları pozisyonları da merak ediyordum.
Bir bölümü “umut bir başka bahara, yerel seçimlere” diyerek seçim çalışmalarına destek vermeye başladı. Bakalım bir başka bahardaki umutlar ne kadar yeşerecek. Zaten o baharda da umut olmaz, ışık alınmazsa adaylık düşünen eski aday adaylarının sonları hiç de iyi görünmüyor.
Bir bölüm aday adayı ise beklemede. Onlar için önemli olan partide bir dönem görünmek, ismi dolaştırmak, ardından gelecek olan olası iktidarda bir yer edinmekti. Şimdi bekliyorlar 23 Temmuz’u…
Bir grup ise işine döndü. Hatta kendilerini listelere koymayan genel merkez yöneticilerini şiddetle eleştirerek.
Bir bölümü ise 23 Temmuz’u bekliyor yüksek sesle konuşmak için. 23 Temmuz’un olası sonuçlarına göre bu haykırış ya çok şiddetli olacak ya da yumuşak. Ama bir çerçevede haykıracak insanlar.
CHP il başkanlığı makamı ise sorun olmaya devam ediyor. Çarşamba günü yapılacak toplantıda da bir sonuç alınmazsa bu yönetim ile seçime gidilecek.
İl binasında dün yapılan toplantıda bir seçim komitesi saptandı. Bu komitede CHP’de yıllarca siyaset yapmış bir çok isim bulunuyor. Aday adaylarından bir bölümü de bu komitenin içerisinde.
Bakalım bu komite seçim sürecini ne kadar taşıyabilecek?

http://www.suleymangencel.com/ 19 - 06 - 2007

18 Haziran 2007 Pazartesi

Seçim coşkusu yok

Seçime 22 Temmuz’da. Ancak Türkiye hala seçim atmosferine girmedi. Liderler televizyonlarda konuşuyor, adaylar turlar düzenliyor ama nedense sıcak seçim havası hala hissedilmiş değil.
Cumhuriyet mitinglerindeki coşku da yok ortada. Bu mitingleri oya çevirmeyi planlayan CHP de lideri dışında suskunları oynuyor.
İzmir’in yerel gazetelerine bakıyorsunuz, politika adına fazla bir şey yok. Bir iki aday haberi, araya serpiştirilmiş birkaç açılış fotoğrafı ve yine birkaç köşe yazarının kendilerine gönderilen açıklamaları aynen kaleme aldığı köşeler.
İzmir’de nasıl bir değişim var? Kimse bilmiyor.
Bir grup CHP’nin 9’u aşıp her bölgeden 10’ar milletvekili çıkaracağını iddia ediyor. Diğer grup ise AKP’nin ikinci parti olacağın ancak milletvekili sayısını ciddi derecede artıracağını belirtiyor. Rakam da her bölgede 6…
DP ve MHP de suskun İzmir’de… DP’nin lokomotif adayı Özfatura’nın ağzından dökülen birkaç inci dışında Demokrat Parti’nin de ağırlığı yok kentte. Özfatura’nın geçmiş 4 yılı iyi incelendiğinde ne kadar inandırıcı olur, o da ayrı mesele… Aynı tespitler Işılay Saygın için de geçerli.
MHP’nin birinci sıralarında yeralan isimlerin 4.5 yıldır hareket etmedikleri bir kentte ne kadar coşku yaratacakları da tartışılıyor.
Biz gelelim CHP’ye.
CHP’de bugüne kadar görülmemiş bir sessizlik var. Partideki sıkıntı yüzeye çıkmıyor ama herkes kendi içinden konuşuyor, eleştiriyor. Bu süreç 22 Temmuz’a kadar devam edecek.
İl başkanlığı sorununun çözülememesi, adayların çalışmaları konusundaki dağınıklık, yerel yönetimlerin isteksizliği, gruplar arası mücadeleden yorulanlar vs…
Tüm bu nedenler CHP’de bir atalete neden olmuş durumda.
Tabii ki seçim bildirgesinde yer alan bazı tespitlerin sosyal demokrasi ile ne kadar uyuşabildiği konusu da CHP’lilerin kafasını karıştırıyor bu aşamada.
CHP İzmir il başkanlığı için iki gündür internette Nurettin Tekindor ismi geçiyor. Bir kurumun başında kimse olmaz ise kurumun tartışılmaya açılması son derece doğaldır. CHP Genel Merkezi’nin bu konuda acil bir karar vermesi şart. Ya “Biz, aynı yönetimle devam ediyoruz” açıklaması yapacaklar ya da “Yeni il başkanı ve yönetimi şu isimlerden oluşuyor” tebligatı.
İl yönetimine de hak vermek gerekiyor. Her gün geleceği tartışılan bir yönetimde görev alanlar seçim için ne kadar çalışabilir ileriye yönelik hangi kararları alabilirler ki.
CHP adayları arasında en hareketli olanı Mehmet Ali Susam. Susam hem iddialı hem de arkasında geniş bir örgüt ağına sahip. Bu örgüt seçime kadar Susam’ı taşır.

http://www.suleymangencel.com/ 18 - 06 - 2007

15 Haziran 2007 Cuma

Durum iyi görünmüyor

Muhalefetteki partilerin büyük bölümü oy patlaması yapacaklarını, AKP’yi iktidardan düşüreceklerini iddia ediyor, koalisyon döneminin başlayacağının sinyallerini veriyorlar.
Ancak dün akşam ATV’de yayınlanan bir programa katılan kamuoyu araştırma şirketlerinin temsilcilerinin büyük bölümü rakam vermeseler de AKP’nin birinci sırada çıkacağını, hatta tek başına iktidara gelme olasılığının fazla olduğunun altını çizdiler.
Bazen İzmir’den bakarak Türkiye’yi yorumlamak hataya neden oluyor. Cumhuriyet mitinginde Gündoğdu’yu görenlerin, “Türkiye başka bir yöne gidiyor” tespitleri sanırım ülke geneli için geçerli değil.
Biz yine akşam dile getirilen iddialara geri dönelim.
Programa katılanlar rakam saklasalar da bugün için ortak görüşleri şu noktada.
AKP yüzde 38, CHP yüzde 22, MHP yüzde 12… Bağımsızlar ise 30 civarında milletvekili alacaklar.
Bu tabloya bakıldığında siyasetin Türkiye’de en az iki yıl daha normalleşmesi mümkün görünmüyor. Daha doğrusu krizin bu seçimle çözülmesi beklenmiyor.
Katılımcıların bir bölümü DP ve Genç Parti’nin de barajı geçebileceklerini belirtirken, AKP’nin ekonomik dengeler nedeniyle diğer partilere göre daha avantajlı olduğunun altını çizdiler.
Seçimler öncesi meydana gelen önemli değişimlerin seçmenin oy tercihini çok fazla etkilemediklerini belirten şirket yöneticileri, ekonomik istikrar unsurunun hala Türkiye toplumunda önemli olduğunu da vurguladılar.
İzmir’de de bazı anketler yapılmaya başlandı. Konuya gerçekçi yaklaşmak gerekirse İzmir’deki anket sonuçları da çok iç açıcı değil.
Bağımsızların bir milletvekili çıkaracakları beklenen İzmir’de CHP birinci parti. Ancak CHP’nin çıkaracağı milletvekili sayısı 12. AKP’nin 8, MHP’nin 3 milletvekili çıkarması bekleniyor İzmir’de.
DP’nin barajı aşması halinde AKP milletvekili sayısında bir azalma olurken, Genç Parti’nin barajı geçmesi CHP’yi vuruyor.
İki partili bir sistemde ise CHP 13, AKP 9, bağımsızlar da bir milletvekili çıkarıyor.
Tabii ki seçime daha 40 gün var. Bu tablolar değişebilir.
Ancak İzmir’de CHP’nin oy oranını daha da artırması için ciddi ve nitelikli bir çalışmaya ihtiyaç var.
Milletvekili adayları birbirlerinden kopuk tek başlarına seçim çalışmaları götürüyor. Ancak seçim bildirgeleri netleşmediği için her birinin ayrı telden çaldığı kesin.
Birinin ak dediğine, bir gün sonra bir başka milletvekili adayı kara diyebiliyor. Bir bölümü ise zaten İzmir’i ve İzmirlileri tanımadığı için yanlış tespitlerde bulunabiliyor.
İşin ilginç yanı CHP içerisinde herkes bu konudan şikayetçi olsa da, doğru bir seçim çalışması yapılmadığını söylese de ortaya net bir çözüm önerisi konulamıyor.
Ankara’da yapılacak aday tanıtımı bu aşamada önemli. Herkes Ankara toplantısı sonrası CHP’de düğmeye basılacağını bekliyor.
Olabilir.
Ancak Ankara’nın bu konu üzerine ne kadar çalıştığı ve seçime yönelik hangi stratejileri saptadığı henüz bilinmiyor.
Beklemekten başka çare yok bu aşamada.

http://www.suleymangencel.com/ 15 - 06 - 2007

14 Haziran 2007 Perşembe

Bu iş doğru gitmiyor

CHP iktidara alternatif, 22 Temmuz sonrası Türkiye’yi yönetmek istiyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal her fırsatta Türkiye toplumunun AKP’den vazgeçeceğini, iktidar şansını bu kez CHP’ye vereceğini belirtiyor.İzmir’de ise kamuoyu yoklamalarına bakılarak, Cumhuriyet mitingi göz önüne alınarak her bölgeden 8 belki 9 hatta 10 milletvekili çıkarılacağı iddia ediliyor Doğru olabilir.
Ancak çalışmadan bu rakamlara ulaşmak hiç de kolay değil.
Bu konuda garip bir rehavet var CHP üzerinde.
Sadece İzmir’de değil genel merkezde de aynı rehavet hakim.
Önce adayların üç büyük kentte Genel Başkan tarafından kamuoyuna tanıtılacağı belirtildi, ardından karar değişti ve tüm adayların cumartesi günü Ankara’ya çağırılması ve tanıtımın genel merkezde yapılması kabul edildi.
Ama seçim süreci işliyor ve CHP adayları hala Türkiye kamuoyuna tanıtılmış değil.
Üstelik adaylar hangi sloganları kullanacaklarını bile bilmiyor. Daha doğrusu ortada bir seçim stratejisi bile yok.
İzmir’de ise durum daha garip.
Adaylar ne yapacaklarını bilmiyor, bireysel çözüm yolları arıyor. İl yönetimi yarınını bile göremediği için konuya ne kadar sahip çıkabileceğini hesaplayamıyor, büyükşehir belediye başkanı maaşımı vermek dışında elimden bir şey gelmez diyor, ilçe belediyelerin bir bölümü ise olayın farkında bile değil.
Böyle bir ortamda İzmir’den toplam 18 ya da 20 milletvekili çıkarmak hesabı tutacakmış gibi görünmüyor.
AKP seçim sloganını buldu otobüslerine, tırlarına bile işledi. Durmak yok yola devam.
Genç Parti, aylardır seçim sloganlarını televizyon reklamlarıyla halkın beynine kazımış durumda.
Ama CHP’nin hangi sloganlarla seçime hazırlanacağı belli değil.
İzmir’de ciddi bir çalışmaya ihtiyaç var.
Genç partiye oy vereceklerin CHP’ye kaydırılması gerekiyor, DP dışındaki merkez sağın önemli isimlerinin, kanaat önderlerinin CHP’ye oy vermeleri konusunda ikna edilmeleri gerekiyor.
Köylünün sıkıntısının iyi saptanması ve bu kesimle diyalogların geliştirilmesi gerekiyor.
Ama gelin görün ki, CHP milletvekillerinin büyük bölümü nereden başlayacaklarını bile bilmiyor.
Bu konuda tecrübeli olan birkaç isim bireysel olarak çalışmalarına başladı.
Ancak bireysel çalışma toplum gözünde ne kadar tatmin edici olabilir ki?
Şimdi çalışma zamanı.
İlçe belediye başkanlarının bazıları durumun vehametinin farkında ve ellerindeki tüm olanakları kullanarak milletvekili adaylarına gerekli lojistik desteği sağlamaya çalışıyorlar.
Ama yetmez.
Bu işin ortak bir noktadan başlaması ve geliştirilmesi şart.

NOT: CHP MKYK dün İzmir il başkanlığı konusunda bir karar almadı. Kararın alınmamasında son iki gündür ortaya atılan isimler konusunda genel merkeze ve genel başkana akan faks trafiğinin etkili olduğu belirtildi. Deniz Baykal’ın faks yağmurundan sonra bu konuda vereceği kararı ertelediği konuşuluyor kulislerde.

http://www.suleymangencel.com/ 14 - 06 - 2007

13 Haziran 2007 Çarşamba

İki görüş

Bugün Çarşamba... Akşam saatlerinde CHP MKYK toplanacak ve İzmir üzerine bir karar verecek. İl yönetimini görevden alacak, seçim öncesi yeni bir düzenlemeye gidecek. Atama ismin Kemal Karataş olduğu sağır sultan tarafından biliniyor artık.
İzmir örgütü bu işe nasıl bakıyor?
İki görüş hakim bu konuda…
1 – Geçtiğimiz kongrede ortaya çıkan il yönetimi büyük bir kavganın üzerine kurulmuştu. Bu kavganın taraflarının büyük bölümü yeni listelerde yer almadı. Genel merkez ile il yönetimi arasında bazen artan bazen azalan ancak süreklilik gösteren bir gerginlik politikası vardı. İl başkanının milletvekili olmak için istifasından sonra yönetim zafiyeti arttı. Bu nedenle il yönetimindeki değişim kaçınılmazdır.
2 – Genel merkez milletvekili adaylarını merkez yoklama ile belirledi, böylece kongreler sürecinde listelere yazılan ön seçim delegeleri bir tarafa atıldı. Eğer il yönetimi ve bazı ilçe yönetimleri görevden alınacak ise CHP neden kongre yapıyor ki? Parti genel merkezi iki yılda bir kendine yakın isimleri atasın ile ve ilçe yönetimlerine.
Dışarıdan bakıldığında iki görüş de kendi içerisinde tutarlı. Birbirine zıt olan iki görüşün kendi içlerinde tutarlı olması ise bir başka soru işaretini beraberinde getiriyor.
Bundan sonra ne olacak?
Daha önceki yazılarımda da değindiğim gibi seçime kadar kimse eleştiri yapmayacak. Ancak seçim sonrası ortaya çıkacak tabloya göre büyük bir tufan bile yaşanabilir.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu seçim sürecinde belediye başkanı olarak sadece maaşını partiye verebileceğini, ancak bunun dışında hiçbir destek sözünde bulunamayacağını beyan etmiş. Kocaoğlu bu açıklamayı kalabalık bir yerde olduğu için mi yaptı bilinmez. Ancak CHP’li bir belediye başkanının, “Alın maaşımı, siz çalışın” demesi siyaseti ne kadar algıladığının bir göstergesidir sanırım. Tabii iki yıl sonra yapılacak yerel seçim öncesi parti genel merkezinin önünde “Beni tekrar aday yapın” dediğinde, parti genel merkezinin, “Arkadaştan aldığımız maaşlarını geri verin, Bize de bizim için çalışacak birini bulun” yanıtı kaçınılmaz olur herhalde.

NOT 1: CHP’de kartlar karılmaya başlandı. Bu kez desteler büyük tutuluyor. Hem toparlayıcı hem yerel seçimi hedefleyici bir kart karılma yöntemi uygulanıyor. Kırgınlar barışıyor, barış içinde yaşayanlar kırılıyor. Seçim sonrası karılma bitip kartlar teker teker masaya açıldığında ilginç isimleri yan yana görmek çok olası.

NOT 2: İzmirli işadamları paramparça. Esnaf CHP’den yana, Ticaret Odası, EGİAD ise DP’den. Ticaret Borsası, adayı AKP’li olduğu için AKP’yi destekliyor. EBSO’nun ne yapacağı ise bilinmiyor.

NOT 3: Habercilikten yorumculuğa geçmem gerektiği konusunda son günlerde aldığım eleştirileri bu sütundan kabul ediyor ve bundan sonra yoruma daha ağırlık vereceğimi net biçimde bildiriyorum.

http://www.suleymangencel.com/ 13 - 06 - 2007

12 Haziran 2007 Salı

Bir toplantının ardından

CHP İzmir il başkanını belirliyor. MYK toplanacak ve yeni il başkanı ile il yönetiminin atanması konusunda karar alacak. Kulislerde öne çıkan bazı isimler söz konusu. Ancak bunların bir bölümü milletvekili ve yasa gereği milletvekilinin il başkanlığı görevine getirilmesi mümkün değil.
CHP’nin seçime hazırlandığı şu dönemde, örgütte sorun yaratacak bir ismi taşımak da kolay görünmüyor. Bir ağabey formülü geliştirilecek bu aşamada.
Bu nedenle Kemal Karataş ismi öne çıkıyor.
Daha önceki dönemlerde de il başkanlığı görevini üstlenen Karataş’ın CHP’yi seçime taşıması muhtemel.
Karataş ismine bugünlerde karşı çıkacak CHP’li de bulunmuyor sanırım.
Tabii seçim sonrası oluşacak manzara ve 2008 kurultayı, CHP’nin 2009 yerel seçim stratejisini de belirleyecek.
Hafta sonu Deniz Baykal’ın İzmir’de olacağını da dikkate aldığımızda yeni il yönetiminin bugün oluşturulacağı ve Deniz Baykal’ın ziyaretine kadar tüm operasyonu tamamlayacağı tahmin ediliyor CHP kulislerinde.
İlin görevden alınmasından sonra Konak ilçede de benzer bir gelişmenin gündeme gelmesi muhtemel. İzmir birinci bölge milletvekillerinin büyük bölümünün Konak ilçe örgütü ile aralarının soğuk olduğunu da dikkate aldığımızda il yönetimi sonrası Konak ilçe örgütünde de bir operasyonun gerçekleştirilmesi kaçınılmaz…
Konak’ın başına kim gelir bilinmez. Konak ilçe başkanlığı için hareket eden birçok isim de var. Bakalım genel merkez bu konuda hangi parametrelerle hareket edecek. Çünkü o kadar çok parametre var ki ortada…
CHP İzmir milletvekili adayları dün bir araya geldiler ve İzmirli CHP’liler ile tanıştılar. Bu tanışmada en dikkat çeken nokta İzmir milletvekilleri Bülent Baratalı ile Abdürrezzak Erten’in yaklaşık bir saat boyunca birlikte sohbet etmeleriydi. Ayrı kamplarda bulunan iki milletvekilinin bu samimiyeti, kartların yeniden karılmasına başlandı şeklinde değerlendirildi. Tabii ki bu görüşmenin perde arkasını daha sonra bu sütunda ele alacağım.
İzmir kamuoyunun desteğini de arkasına alan Mehmet Ali Susam ilk toplantıda etkin olmayı başardı. Arkasındaki esnaf örgütünün desteğini net biçimde ortaya koyan Susam’ın Ankara ile ilişkilerinin de son derece sıkı olduğu görüldü. Bu noktada Susam’ın seçim döneminde en etkin çalışan aday olması muhtemel.
Toplantıda tüm dikkatler yeni adaylar üzerine idi. Ancak en ilginç nokta CHP’lilerin DSP’li milletvekillerine kendi milletvekilleri gibi davranmamaları… Sanki bir dönem parti çatısında kalacak, daha sonra kopup gidecekler şeklinde değerlendiriliyor DSP milletvekilleri. Bu nedenle CHP örgütü biraz uzak duruyor bu isimlerden.

http://www.suleymangencel.com/ 12 - 06 - 2007

11 Haziran 2007 Pazartesi

Herkes bekliyor

CHP’de her şey askıya alındı. Bu bir örgüt talimatı değil. Sanki ortak aklın getirdiği bir sonuç gibi partideki tüm sorunlar hasır altı edildi, genel seçimler sonuna saklandı.
CHP’de öncelik genel seçim. Ardından alınacak sonuçlara göre harekete geçilecek.
Buna göre olası senaryolar şöyle:
1 – CHP’nin yeterli oy alması ve koalisyon ile iktidara gelmesi halinde, iktidarın yapıştırıcılığı süreci devam ettirilecek. İktidar olmanın getirdiği avantajlar nedeniyle parti içi mücadele daha sonraki bir tarihe atılacak.
2 – CHP’nin yeterli oy almasına karşılık muhalefette kalması halinde parti içi mücadele başlatılacak, ekipler arasında yerel seçimlere yönelik kıyasıya bir mücadele yaşanacak. Bu mücadele özellikle 2008 yılında yapılacak kurultayda öne çıkacak.
3 – CHP’nin yeterli oy alamaması ve Meclis’te küçük bir grupla temsil edilmesi halinde genel merkez sorgulanacak, yine kurultay sürecinde bu kez genel merkez kadrolarının değiştirilmesi yönünde hareket edilecek.Bu üç senaryo dışında şu an görünen bir başka senaryo yok.
Bu senaryoda eski ve yeni milletvekillerinin nasıl pozisyon alacakları, varolan belediye başkanlarının nerede duracakları seçim sonrası kendini belli etmeye başlayacak.
Son günlerde çok sık rastlıyoruz CHP kulislerinde kartların yeniden karılacağı tespitlerine.
Ancak bugünden kartın kimin ya da kimlerin tarafından nasıl karılacağı henüz net değil.
Birileri devreye girecek ve kartların yeniden karılmasına zemin hazırlayacak.
Belki bu kez desteleri daha geniş tutarlar ve karılma sürecine daha geniş yapı ile hazırlanırlar.
CHP’nin 2. bölge 4. sıra adayı Mehmet Ali Susam ile bir röportaj var Milliyet’in Ege ilavesinde. Susam 4. sırada olmanın nedenlerini net biçimde açıklamış, partinin iç dinamiklerine ve ilişki ağına bağlamış. Daha doğrusu gazetecinin çok tehlikeli sonuçlara neden olacak sorusunu doğru bir açılım ile çözmüş.
Susam’ın dikkat çekici bir başka mesajı ise Ankara’da İzmir’in önderi olma konusu. İşte bu tespit, derin ve tehlikeli sularda hareket alanı yaratılmasına neden oluyor ki, bu tür mesajların parti kamuoyu tarafından nasıl algılanacağı çok önemli.
Unutmamak gerekiyor ki, yukarıda yazılan senaryolar geçerli ve bu senaryolar uygulanmaya konulduğu zaman ortaya çıkacak olan kaotik ortam çok kişinin siyasi geleceğini de etkileyecektir.
Bugünlerde gündemde olan il başkanı arayışını da bu sürece bağlamak gerekiyor. Genel merkez ile yerel yönetim arasındaki korelasyonun nasıl bir il başkanı modelini İzmir CHP’ye sunacağı bilinmez. Ancak bu modelin seçim sonrası oluşacak senaryolarda etkili olacağının da altını çizmek gerekiyor.
Demokrat Parti hiç rahat değil. 2. Bölge ikinci sıra adayı Necip Kalkan da aynı düşüncede. Bulunduğu sıra nedeniyle seçilme derdi olmadığını, ancak asıl problemin partinin baraj sorunu olduğunu dile getiren Kalkan, birleşme konusunda yaşananların partiyi yıprattığını ileri sürüyor.
DP’nin baraj sorunu olduğu çok açık. Politika ile ilgili çok isim Meclis’e bağımsızlar dışında üç partinin girebileceğini belirtiyor ve ekliyorlar: “Demokrat parti birleşme sürecindeki olumlu gidişi sürdürebilseydi, bugün belki de üçüncü büyük parti olarak Meclis’e girebilecekti. Ancak yaşanan onca olumsuz deneyimden sonra Ağar’ın bu partiyi yeniden sırtlaması hiç de kolay görünmüyor.”

http://www.suleymangencel.com/ 11 - 06 - 2007

7 Haziran 2007 Perşembe

Listeler üzerine

İzmir’de Mardinli olmak önemlidir. Kentin oy depolarından biri olarak da kabul edilir. CHP 2002 seçimlerinde Abdürrezzak Erten’i İzmir’e gönderirken Mardin oylarını hesaba katmıştı. 2007 genel seçimlerinden önce de Mardin kökenli adaylar ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri eski İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu’nun ikinci böge birinci sıradan aday olacağı iddia edildi. Nehrozoğlu bir Mardinli idi. Ardından Dilara Sürgü Ersözlü birinci bölgeden aday oldu. Ersözlü’nün de bir kolu Mardin’e uzanıyordu. Herkes bu iki ismin aday olacağını beklerken Güldal Mumcu birinci bölge birinci sıraya getirildi.
Uğur Mumcu’nun eşi olması nedeniyle İzmir’de hayli etkili olacağı belirtilen Güldal Mumcu’nun özgeçmişine kimse bakmadı bu nedenle.
Ancak bize ulaşan bilgi Güldal Mumcu’nun babasının Mardinli olduğu yönünde.
Mumcu’nun Mardin bağlantısı İzmir’de yeni bir tartışmaya neden olur mu bilinmez. Ancak Mardin-İzmir hattının siyasette net biçimde varlığı bu aşamadan sonra herkes tarafından kabul edilmeli sanırım.
CHP’nin üç bilinmez adayı daha var. DSP kontenjanından gelenler. Kimse de bu isimleri ciddiye almıyor gördüğüm kadarıyla. Herkes, seçim sonrası DSP’nin ayrılacağı ve kendi başına hareket edeceğini bekliyor. Belki olası bir iktidar durumunda DSP, CHP içerisindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
Yenigün Gazetesi politika muhabiri Ümit Yaldız sıralamada yer bulamayan milletvekilleri adayları için “üçüncü bölge” adayları tanımlaması yapmış, 2002’de Haber Ekspres’te biz de bu adaylara “İzmir’in mor listesi” tanımlaması yapmıştık. 3. bölge adayları tanımlaması siyaseten hoş bir tanımlama.
Listelere konulmayan aday adaylarının büyük bölümü psikolojik travmayı atlatmaya çalışıyor. Bazılarının listelerde olmamaları kentin dinamiklerinden ve parti içerisindeki çekişmelerden kaynaklanıyor.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun olmazları vardı Ankara’ya gittiğinde. Genel merkeze aday adaylıkları konusunda bilgi verirken iki ismin kesinlikle milletvekili olmaması yönünde tavır sergiledi Kocaoğlu.
Parti içi gruplar arası mücadele nedeniyle de her grubun olmazları vardı. Bu isimler masaya getirildiğinde karşı taraf bu isimlere karşı çıktı, karşı taraf başka isimleri gündeme getirdiğinde de diğer taraf tavır koydu.
Dolayısıyla grupların olmazları listelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Bundan sonra ne olacak?
İzmir’de hummalı bir çalışma başladı. Selçuk Ayhan’ın boşalttığı il başkanlmığı koltuğuna kim oturacak?
Kulislerde iki isim öne çıkıyor. Birincisi milletvekili listelerine konulmayan Türkan Miçooğulları…
Türkan Miçooğulları bu adımla hem kaybettiği prestiji yeniden kazanacak hem de önümüzdeki kurultay sürecini belirleyerek yerel seçimlerde etkili isimlerden biri olacak.
Miçooğulları’nın yanısıra Yücel Özen de il başkanlığı için çalışıyor. Ancak Özen atama il başkanlığı yerine seçimler sonrası başlayacak kurultay sürecinde seçimle iş başına gelen il başkanı olmak istiyor.
Sav grubunda da il başkanlığı bekleyen isimler var. Ancak metropol grubu yediği küçük darbe nedeniyle biraz beklemeyi tercih ediyor.

http://www.suleymangencel.com/ 07 - 06 - 2007

6 Haziran 2007 Çarşamba

Mumcu da Mardinli

İzmir’de Mardinli olmak önemlidir. Kentin oy depolarından biri olarak da kabul edilir. CHP 2002 seçimlerinde Abdürrezzak Erten’i İzmir’e gönderirken Mardin oylarını hesaba katmıştı. 2007 genel seçimlerinden önce de Mardin kökenli adaylar ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri eski İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu’nun ikinci böge birinci sıradan aday olacağı iddia edildi. Nehrozoğlu bir Mardinli idi. Ardından Dilara Sürgü Ersözlü birinci bölgeden aday oldu. Ersözlü’nün de bir kolu Mardin’e uzanıyordu. Herkes bu iki ismin aday olacağını beklerken Güldal Mumcu birinci bölge birinci sıraya getirildi.
Uğur Mumcu’nun eşi olması nedeniyle İzmir’de hayli etkili olacağı belirtilen Güldal Mumcu’nun özgeçmişine kimse bakmadı bu nedenle.
Ancak bize ulaşan bilgi Güldal Mumcu’nun babasının Mardinli olduğu yönünde.
Mumcu’nun Mardin bağlantısı İzmir’de yeni bir tartışmaya neden olur mu bilinmez. Ancak Mardin-İzmir hattının siyasette net biçimde varlığı bu aşamadan sonra herkes tarafından kabul edilmeli sanırım.
CHP’nin üç bilinmez adayı daha var. DSP kontenjanından gelenler. Kimse de bu isimleri ciddiye almıyor gördüğüm kadarıyla. Herkes, seçim sonrası DSP’nin ayrılacağı ve kendi başına hareket edeceğini bekliyor. Belki olası bir iktidar durumunda DSP, CHP içerisindeki varlığını sürdürmeye devam eder.
Yenigün Gazetesi politika muhabiri Ümit Yaldız sıralamada yer bulamayan milletvekilleri adayları için “üçüncü bölge” adayları tanımlaması yapmış, 2002’de Haber Ekspres’te biz de bu adaylara “İzmir’in mor listesi” tanımlaması yapmıştık. 3. bölge adayları tanımlaması siyaseten hoş bir tanımlama.
Listelere konulmayan aday adaylarının büyük bölümü psikolojik travmayı atlatmaya çalışıyor. Bazılarının listelerde olmamaları kentin dinamiklerinden ve parti içerisindeki çekişmelerden kaynaklanıyor.
Örneğin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun olmazları vardı Ankara’ya gittiğinde. Genel merkeze aday adaylıkları konusunda bilgi verirken iki ismin kesinlikle milletvekili olmaması yönünde tavır sergiledi Kocaoğlu.
Parti içi gruplar arası mücadele nedeniyle de her grubun olmazları vardı. Bu isimler masaya getirildiğinde karşı taraf bu isimlere karşı çıktı, karşı taraf başka isimleri gündeme getirdiğinde de diğer taraf tavır koydu.
Dolayısıyla grupların olmazları listelerin belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Bundan sonra ne olacak?
İzmir’de hummalı bir çalışma başladı. Selçuk Ayhan’ın boşalttığı il başkanlmığı koltuğuna kim oturacak?
Kulislerde iki isim öne çıkıyor. Birincisi milletvekili listelerine konulmayan Türkan Miçooğulları…
Türkan Miçooğulları bu adımla hem kaybettiği prestiji yeniden kazanacak hem de önümüzdeki kurultay sürecini belirleyerek yerel seçimlerde etkili isimlerden biri olacak.
Miçooğulları’nın yanısıra Yücel Özen de il başkanlığı için çalışıyor. Ancak Özen atama il başkanlığı yerine seçimler sonrası başlayacak kurultay sürecinde seçimle iş başına gelen il başkanı olmak istiyor.
Sav grubunda da il başkanlığı bekleyen isimler var. Ancak metropol grubu yediği küçük darbe nedeniyle biraz beklemeyi tercih ediyor.

http://www.suleymangencel.com/ 06 - 06 - 2007

5 Haziran 2007 Salı

CHP’de sükunet hakim

CHP’nin listelerinin belli olmasından sonra büyük tartışmalar yaşanır, istifalar birbirini izlerdi. Ancak bu kez böyle bir gelişme yok partide. Neden?
1 – Listenin dengeli olması, her kesimden en az bir ismin gösterilmesi.
2 – Dışarıdan atanan ismin sadece bir olması.
3 – Örgütten gelenlerin yer bulabilmeleri.
4 – Parti üyelerinin eskiden olduğu gibi medya gazına fazla gelmemeleri.
5 – CHP’den olası iktidar beklentisi…
6 – Alternatif sosyal demokrat partinin olmaması.
Tabii ki kendisini listelerde görmeyen ve bu nedenle istifa eşiğine gelen bir iki aday adayı olacaktır. Bu da son derece normaldir.
Listenin doyurucu olup olmadığı ayrı bir konu.
Bir grup CHP’li bu listenin Meclis’te iş yapma olasılığının düşük olduğu eleştirisinde bulunuyor. Haklı da olabilirler. Ancak çıkan sonuç ortada. Sonucu değiştirmek bu aşamadan sonra mümkün değil.
Şimdi herkesin gözü il başkanlığında. Kesin listelerin oluşturulmasına kadar beklenecek ardından yeni il başkanı ile seçim çalışmalarına başlanacak.
Ankara’nın seçeceği ismin seçimlerden sonra kurultay sürecini de yöneteceğini ve bu sürecin CHP’yi yerel seçimlere taşıyacağını unutmamak gerekiyor. Bu durum da atanacak il yönetiminin etki alanının çok geniş olacağını bir kez daha gösteriyor.
İl başkanlığı için bazı isimlerin çalışmaya başladığı net. Ancak bu isimler arasında kimlerin öne çıkacağı önümüzdeki hafta içerisinde netleşecek.
Merkez sağdaki tartışmanın ve bölünmenin en çok CHP’ye yarayacağı açık İzmir’de. DP’nin barajı aşamaması halinde CHP’nin bir milletvekili daha fazla çıkarması çok olası. Dolayısıyla 6 ve 7. sıralar meclise gidebilme şansına sahip. Eğer seçime kadar büyük gelişmeler yaşanırsa 8. sıraların bile şansı olabilir partide.Merkez sağdaki durum ise çok daha vahim. DYP-Anavatan kavgası en çok AKP’ye yarıyor. Ancak şunun altını net biçimde çizmek gerekiyor, AKP’nin listesi hiç de kenara atılacak bir liste değil.
AKP kendisine yeni bir çıkış arıyor. Bu listelerle de bu çıkışı bulabileceği işaretini veriyor.

http://www.suleymangencel.com/ 05 - 06 - 2007

4 Haziran 2007 Pazartesi

İlahi denge ve milli mutabakat listesi…

CHP’nin aday listeleri diğer partilere göre bir gün önce belli oldu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başbakan olmak için AKP karşıtlığı çerçevesinde oluşan mantığı CHP’de toplamaya çalıştı, bunun için Süleyman Demirel’den bile destek aldı. Listenin içeriğini tartışacak değilim. Beni ilgilendiren İzmir’in listesi…
Deniz Baykal İzmir’de herkesi memnun etmek istemiş. Bu açıkça belli.
Güldal Mumcu birinci bölgeden ilk sırada.
Cumhuriyet mitinglerinde milyonları Gündoğdu’ya toplayan İzmir’e sol bir yaklaşım Güldal Mumcu…
Güldal Mumcu’nun hemen arkasında DSP kontenjanı var. Onları 3. ve 4. sıralarda Abdürrezzak Erten ile Bülent Baratalı takip ediyor. Burada Sav-Erdem dengesi dikkate alınmış. 5. sıradaki Ahmet Ersin, Alevi dengesi çerçevesinde yeniden milletvekili. Ersin’in yeniden seçilmesinde daha önce önerilen Murat Bakan’ın CHP’de tepki toplaması büyük rol oynadı.
6. sırada Baykal’ın her zaman göreve çağırdığında yanında olan bir isim var. Eski il başkanı Ekrem Bulgun. İkinci bölgenin 6. sırasında da şimdiki il başkanı var Selçuk Ayhan… Böylece örgüte mesaj verilmiş bu isimlerle... Hem de aynı sıralara oturtularak. Birinci bölgenin 7. sırası Erdal Karademir’e ait. Son aylarda yalnız hareket etmeye başlayan Karademir’i önümüzdeki günlerde tartışırız. 8. sırada Rıfat Nalbantoğlu var. İlginç. 9. sıra ise yine Baykal’a bağlılığı ile bilinen bir isme ait Fahrettin Demir. Baykal’ın siyasette çıkışa geçtiği dönemde Bingöl il başkanı olan Demir, çok koyu bir Baykalcı olarak biliniyor. 10. sıra Hüseyin Mutlu Akpınar, 11. Özcan Özcan 12. Umut Orkun Uğraş...
Gelelim ikinci bölgeye.
İlk üçte herkesin beklediği isimler var. Oğuz Oyan ve Kemal Anadol ve tabii DSP kontenjanı… Baykal 4. sırayı ise Mehmet Ali Susam’a ayırmış. Hem İzmir kamuoyunu memnun etmek, hem de güçlü bir sivil toplum örgütünü arkasına almak istemiş CHP Genel Başkanı.
Susam’ın yerine alternatif olarak Ekrem Demirtaş ve Hakan Tartan isimleri gündeme gelince CHP örgütü kararını çok kısa süre içerisinde vermiş.
5 sırada Canan Arıtman var. Arıtman’ın yeniden tercihi herkes için sürpriz oldu.
6. sıra il başkanları dengesi nedeniyle Selçuk Ayhan’a ait.
7. sıra ise Karşıyaka eski başkanı Ertam Özen’e… Sav’ın metropol grubunun ikinci adayı Özen.
8. sırada Rahmi Şen görünüyor. 9. sıra Cenap Börühan'ın. Foça İlçe Başkanı Osman Mert 10. sırada... Murat Bakan 11, Bornovalı Songül Gök 12. sırada...
Listeye karşıdan bakıldığında ve aday yapılmayan isimler dikkate alındığında şu sonuçları yazmak gerekiyor:
1 – Denge en üst seviyede dikkate alınmış.
2 – Genel Sekreter Önder Sav’ın hem bir, hem de ikinci bölge listelerinde önemli etkisi var. Bu tespitime birçok eleştiri alabilirim ama durum gerçekten böyle.
3 – Önder Sav’ın metropol grubu cezalandırılmış… İkinci bölge 7. sıra ile bu gruba az da olsa nefes alma şansı sağlanmış.
4 – Eşref Erdem de bir kulpundan yakalamış İzmir’i. Uzun süre tutabilir mi? Onu zaman gösterecek.
5 – Susam ismi ile İzmir medyası ve kamuoyunun olası eleştirileri de göğüslenmiş.
6 – Listenin gerçekten tek dayak yiyen ekibi Sedat Uzunbay grubu olmuş. Zaten bir beklentileri de yoktu son gelişmelerden sonra…
7 - Kocaoğlu'na da dur denilmiş listelerde. Belki olmazlarını koydurtmayarak iş yapmış olabilir Kocaoğlu.
Kentteki dengelerin yeniden oluşturulduğu, kartların yeniden karıldığı bir dönemde il ve ilçe yönetimlerine atanacak olanlar da dengenin seyrini ortaya koyacaklar. Şimdi asıl beklenen il başkanının kimliği...
Listeye giremeyen aday adaylarının nedenlerini ise önümüzdeki günlerde tartışmaya açacağım.

http://www.suleymangencel.com/ 04 - 06 - 2007

1 Haziran 2007 Cuma

Bir programın ardından

Ege TV’de dün akşam yayınlanan Haftalık adlı programda en çok tartışılan konu CHP’deki adaylardı. Kentimizin üç önemli gazetecisi CHP konusunda görüşlerini açıkladılar, listelerdeki olası adayları yorumladılar. Üç gazeteci bu kentte yıllardır mesleklerini icra ediyorlar. Ancak CHP konusunda bilgi birikimlerinin çok yüksek olmadığı gayet açık. Tabii bu iş Altay’ın durumuna, zeytinyağlı yemeğin tarihçesine ya da Çeşme festivaline benzemiyor.
Bir partinin iç işleyişini tanımak, ilişkiler dizinini hem yerel hem ulusal bazda ölçmek, parti yöneticilerinin duruşlarını ve etki alanlarını yorumlamak için ciddi mesai gerekiyor. Her konuda ahkam kesen gazetecilerin ise bir tek konu üzerine bu saatten sonra uzmanlaşmasını beklemek çok doğru olmaz sanırım.
Erol Yaraş, Hasan Fehmi Mani üzerine her zamanki gibi olumsuz konuştu. Yaraş’ın “ithal milletvekilleri” konusuna takıldığı açık. Ancak son günlerde üzerinde çok durduğu “Mehmet Ali Bayar olmaz” tanımlamasından vazgeçmiş gördüm Yaraş’ı. Bir nedeni vardır herhalde. İnsan ister istemez, “Birileri devreye mi girdi acaba” diye düşünmeden edemiyor.
Nedim Atilla’da ise bir “U” dönüşü saptadım. Yoksa “O” dönüşümü desem…
Nedense Hasan Fehmi Mani konusunda “İzmir’i bilen milletvekili” tanımlamasını kullandı. Ben mi yanlış algıladım bilemiyorum ama Atilla’daki bu değişimin arkasında mutlaka bir neden vardır. Ben sadece Nedim Atilla’daki değişimin Kocaoğlu tarafından nasıl karşılanacağını merak ediyorum. Kocaoğlu’na bu kadar destek veren bir gazetecinin İzmir Büyükşehir belediye Başkanı’na karşı bir darbe yapan CHP Genel Merkezi konusundaki yumuşak yaklaşımını, “geleceğe yönelik bir tasarruf” olarak değerlendiriyorum.
Hamdi Türkmen ise son üç gününü geçirdiği Ankara’da CHP Genel Merkezi’nde olanları yorumladı. Hamdi Türkmen’in CHP Genel Merkezi’nde kimlerle görüştüğünü ve hangi konuları konuştuğunu bilemem. Ancak bildiğim tek şey Türkmen’in adaylık konusunda dile getirdiği tespitlerin büyük bölümünün CHP Genel Merkezi kulislerinin dışında oluştuğudur. Belki Altay-Kasımpaşa maçında birilerine ulaşmış ve değerlendirme almış olabilir Türkmen. Ancak bu değerlendirmelerin maçın tansiyonunun yüksek olması nedeniyle yanlış yorumlanabileceğinin altını da çizmek gerekiyor.
Bu sütundan yineliyorum. İki gündür harf dizini içinde yeralan 5 aday adayının İzmir 1. Bölge’den milletvekili olacakları kesin. Bu isimleri öğrenmek için Ankara’ya gitmek de gerekmiyor. Telefon denen bir alet var ve hayli de etkili. Arıyorsunuz, size yanıt veriliyor ve gerekli bilgiler aktarılıyor.
Ancak bu ilişki yukarıda da söylediğim gibi iki gün içerisinde kurulmuyor. Yıllar süren ve birlikte oluşturulan bir güven ilişkisine dayanıyor.
İzmir 1. bölgeden teklif bekleyenlerin sonları ise çok iyi görülmüyor. Çünkü listeler hemen hemen bitti bile. Sadece bir iki rötuş ile yarın tam olarak netleşecek İzmir listesi… Bu rötuş yeni bir adayın listelere girmesi olarak algılanmamalı. Sadece listelerdeki adayların sıraları değiştirilebilir.

***

İTO Başkanı Ekrem Demirtaş Ankara’daydı, TOBB’un mali kongresi için. TOBB kongresi bahane adaylara destek turu şahane demek isterdim. Ancak onu da diyemiyorum. Dün CHP Genel Merkezi’ne giden Ekrem Demirtaş, listeleri yazacak olan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP Genel Sekreteri Önder Sav yerine CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Özyürek ile CHP Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan ile görüştü. İki milletvekiline İTO’nun adaylarını tanıtan Ekrem Demirtaş’ın konuşması sırasında Özyürek ile Oyan’ın, “Kelin merhemi olsa önce kendine sürer” diye düşünmeleri son derece doğal. Çünkü her iki isim de yeniden milletvekili adayı…

***

Aziz Kocaoğlu da Ankara’daydı Altay maçı için. O da CHP Genel Merkezi’ne uğradı. Ancak ne genel başkan, ne de genel sekreter ile görüşebildi. Genel merkez binasında çay içen Kocaoğlu, bir ara Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan’ın makamına girdi ve telefon ile 20 dakika görüştü. CHP’nin tek büyükşehir başkanının listeleri hazırlayanlarla sadece telefon ile görüşmesi ilginçti. Telefon ile görüşülecekse Kocaoğlu bu isimleri İzmir’den kendi makamından da arayabilirdi. Belki de canı CHP Genel Merkez binasını dolaşmak istemiştir.

http://www.suleymangencel.com/ 01 - 06 - 2007