Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Haziran 2006 Pazartesi

Ben, "güle güle" derim...

Milliyet Gazetesi Ege ilavesinin bugünkü “kulis” haberi ile Aziz Kocaoğlu-DSP ilişkisi yazılı medyaya da taşınmış oldu. Birkaç gün önceki yazımda bu olasılığa değindiğim için bana garip gelmedi bu haber.
Aslında Aziz Kocaoğlu’nun DSP’ye geçişi iki anlamda olumlu olur:
1 – CHP Kocaoğlu’nun ayrılmasıyla birlikte muhalefete çekilir. İzmir’de Kocaoğlu ve arkadaşları nedeniyle yaşanan kan kaybının önüne geçilir.
Zaten bu tespit aylardır CHP kulislerinde tartışılıyordu. Kocaoğlu ile seçime girmenin ÇHP’ye pahalıya mal olacağı, Kocaoğlu aday olmasa bile bıraktığı olumsuz izleri silebilecek çok önemli bir ismin adaylığının gündeme getirilmesi gerektiği, bunun da kolay olmadığı vurgulanıyordu.
İşin ilginci Kocaoğlu konusunda yapılan bu tespitler sadece bir gruptan çıkmıyordu. Parti içerisinde birbirleriyle mücadele eden grupların belki de ortak tek düşünceleri buydu.
2 – DSP’nin Ecevit’in ölümü ile hızlı bir ivmede olmasa bile yükselişe geçtiği, bunun da CHP’ye zarar verebileceği konuşuluyor son kamuoyu yoklamalarının sonuçları dikkate alındığında… Kocaoğlu’nun, dolayısıyla yakın çalışma arkadaşlarının, özellikle Alaattin Yüksel’in de DSP’ye geçişlerinin, sosyal demokratların önemli mevzilerinden biri olan İzmir’de CHP’ye yeni bir hareket alanı yaratacağından bahsediliyor. Son bir buçuk yıldır yaşanan kan kaybının da bu transferle birlikte önleneceği vurgulanıyor.
Benim için asıl ilginç nokta, bu haberin Milliyet Gazetesi’nde kullanılmış olması. Kocaoğlu’nun son aylarda birlikte hareket ettiği medya grubunun Doğan grubu olduğu herkes tarafından net biçimde biliniyordu. Hürriyet Gazetesi Ege Temsilcisi Hakan Tartan’ın eşinin İZFAŞ’ta Kocaoğlu’nun isteği üzerine danışman olarak göreve başlaması, Kocaoğlu’nun Doğan Grubu kanal ve gazetelerinde haber olarak yer alması bu ilişkinin “önemini” daha net ortaya koyuyordu.
Ancak Kocaoğlu’nun en yakınında bulunan isim Milliyet Gazetesi temsilcisi Bülent Zarif… Kulislerde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın birkaç yakın arkadaşıyla birlikte Bornova’daki yeni evinde bu gazetecilerle bir araya geldiği, fikir alışverişinde bulunduğu konuşuluyor.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in Kocaoğlu konusundaki açıklaması ise benim açımdan umut verici. Ege Mardinliler Derneği gecesinde konuşma talebi reddedilen, buna rağmen inatla yerinde oturan, masaya kadar uzatılan bir mikrofondan yine koltuğundan kalkmadan solanda bulunanlara mesaj vermeye çalışan bir liderin böyle bir stratejik hata yapmasını da normal karşılıyorum.
Zeki Sezer Ankara’da yaşayan bir genel başkan. İzmir’in dengelerini ve toplumun bakış açısını bilmesi mümkün değil. Ancak İzmir İl Başkanı Özdemir Sökmen’in, Kocaoğlu konusundaki açıklamaları ister istemez “DSP İzmir il başkanı Trabzon’da mı yaşıyor” sorusunu getiriyor akla.
Sökmen’e bir uyarı… Her ne kadar Kocaoğlu’nun çok yakın çalışma arkadaşı Alaattin Yüksel, “Böyle bir şey yok” diyor, siz ise “Alaattin Yüksel DSP’ye gelirse normal üye olarak gelir, il başkanlığı istiyorsa yarışa girer” tespitini yapıyorsanız, yeni siyasetçi olmaya çalışan biri olarak yakın tarihe dönüp bir bakmanız gerekiyor.
Alaattin Yüksel ve Aziz Kocaoğlu ikilisi bundan iki yıl önce olağanüstü kurultayda CHP’nin Mustafa Sarıgül gibi bir ismin eline geçebileceği endişesi bile taşımadan Zülfü Livaneli’yi desteklediler. Livaneli’nin kazanması halinde genel sekreter adayı da belliydi: Alaattin Yüksel.
Kurultay sonrası Livaneli’nin partiyi terk etmesinin ardından bir grup tarafından genel başkanlığa önerilen, hatta bu konuda bir çalışma yapan da yine Alaattin Yüksel’in kendisiydi.
Yakın tarihte yaşanan bu “süper ego” deneyimlerini dikkate alarak çağrıda bulunmanızı, bu ikilinin DSP’ye gelmeleri halinde sizin koltuklarınızdan olacağınızı da bilmeniz gerekiyor.
Bu ikilinin DSP’ye geçişi halinde en çok benim eğleneceğim de açık ve net.

NOT: Dün kaleme aldığı Hasan Fehmi Mani yazım İzmir’de pek çok kişinin dikkatini çekmiş durumda. Tarihe not anlamına gelecek böyle bir dosyanın bu site dışında, büyükşehir-medya ilişkileri nedeniyle hiçbir gazetede gündeme getirilmesinin mümkün olmadığı da açık ve net.

http://www.suleymangencel.com/ 06 – 12 -2006