Follow by Email

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Ne fark var ki?

Ha Avrupa Birliği, ha Kocaoğlu…

Yunanistan’ın ekonomik krizden çıkması için adım atmayan yumurta kapıya dayanınca göstermelik paketler ile sorunu çözmek yerine ötelemeyi tercih eden AB…
Yıllardır, “Bu yapı ile bir şey olmaz, belediye bürokrasisi çökmüş” diyenlere kulaklarını tıkayan, yine sıkışınca birkaç değişiklik yapıp, “İşte belediye bürokrasisini yeniledim. Metal yorgunluğunu ortadan kaldırdım” diyerek meseleyi 6 ay daha ötelemeye çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu…
Belediyeye yakın çevreler, içeride çalışanlar, yerel yönetimlerle dirsek teması olan herkes bu değişime burun kıvırıyor, “Kendini kurtarmak dışında Batı cephesinde yeni bir şey yok” diyor.
Bir de başka bir teori var ki çok ilginç…
Bir gazeteci dostumun büyükşehirdeki değişime yönelik tespiti şu:
“İkinci operasyon Ağustos ayında bekleniyor. Kocaoğlu bu operasyonda gidebilecek ekibin yerine yeni isimleri yerleştiriyor. Böylece makamlar boşalmayacak.”
Böyle iddialı tezin altında başka bir gerçek de var.
“Kocaoğlu uzun süredir birlikte çalıştığı arkadaşlarını Şimdiden teslim ediyor.”
Ağır bir itham ancak bu hipotezin kendi iç tutarlılığını göz ardı etmemek mümkün değil.

***

CHP şimdilik yaz uykusuna yatmış görünüyor. Sıcaklardan çabuk etkilenir bu parti. Zaten arkasından Ramazan geliyor. En azından Şeker Bayramı sonuna kadar rahat etmeyi planlıyor CHP yönetimi. AB’nin öteleme taktiğine benzer bir durum.
CHP’nin siyasette başarılı olmamasının nedeni de bu. Ötelemek, proaktif hareket etmemek, yeni projeler geliştirememek.
Bir adım attılar, yemin etmediler, sonra gelip başbakanın söylediği gibi tükürdüklerini yaladılar.
Ne değişti ki?
Hapisteki milletvekilleri serbest mi bırakıldı?
Üstelik yemin etmeyen tek milletvekili İsa Gök konusunda ne yapacaklarını bile bilmiyorlar. Genel merkez, “Yemin etmez ise disiplin süreci başlar” diyor.
Ne zamana kadar yemin etmez ise disiplin süreci başlayacak, neden bu süreç izlenecek, İsa Gök partinin ilk gün ortaya koyduğu stratejiden farklı ne yaptı?
Partinin genel seçimlerdeki başarısızlığı konusunda genel merkezde ne gibi bir çalışma yapılıyor. İller bazında bu çalışmanın yansımaları olacak mı? Yoksa bu çalışma yerel yönetimler seçimlerinden hemen önce mi bitirilecek? Böylece herkes korunmuş mu olacak?
Kısacası CHP öyle bir atalet içerisinde ki, bu şartlar altında mulafet görevini nasıl yapacaklarını açıkçası merak ediyorum.

***

Urla’da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Bu ilçeye iyi bakmak gerekli… Plan tadilatlarına hiç dokunulmadan büyükşehir belediyesinden geçmesi bazılarının dikkatini çekmiş. Sonunda yapılan itirazlar yerini bulmuş ve plan iptal edilmiş. Bakalım yeni hazırlanacak plan bir öncekine göre ne tür değişiklikler içerecek.
Aslında son iki yılda ilçenin tapu kayıtlarında meydana gelen değişiklikler incelense, tarım alanlarının hangilerinin sanayi alanı olarak değerlendirildiği ortaya konulsa, bazı kooperatiflerin aldıkları yeni araziler netleştirilse epey gürültü koparacaktır.
Aslında bu konuda ilçenin AKP’li meclis üyelerine büyük görev düşüyor. Ya da iktidar partisinin il yönetimine… Şöyle küçük bir araştırma ile nelerin çıkacağını görünce, kendileri de şaşıracaklar.

PAUSE HABER: 23 - 07 - 2011

18 Temmuz 2011 Pazartesi

Kocaoğlu'nun itirafları...

Metro yine sarktı…

Bu bilgi bana ait değil.
Yeni Asır Gazetesi’nde Ertan Gürcaner kaleme almış.
Firma yine üç aylık ek süre istemiş.
Vallahi İzmirliler olarak tüneli biz kazsaydık, şimdiye kadar 10 kere bitirirdik.
Kocaoğlu’nun bu saatten sonra kamuoyuna gerçekten bir açıklama yapması gerekiyor.
Öyle “Her şeyi ben bilirim, bekleyin” diye değil.
Çıkacak medyanın önüne şunları söyleyecek.
“Ey İzmirliler…
Bugüne kadar size maalesef hep yalan söyledim. Aslında bu metroyu bitiremeyeceğim. Benden sonra gelecek belediye başkanı tamamlayacaktır. Sizden tekrar özür dilerim. Yapmaya başladığım bütün projeler yarım kaldı.
Zaten ortada çok da proje yoktu.
Adnan Saygun, Doğal Yaşam Parkı ve İnciraltı Kent Ormanı gibi biten tüm projeler ise Ahmet Piriştina’nın projeleriydi.
Bir tek proje yaptım o da yer altı geçitleriydi. Onlar da zamanında bitmedi. Bir şeye de benzemiyorlar. Kışları su doluyor, her gün eğim hatası nedeniyle trafik kazası oluyor, dolayısıyla pek bir işe yaramıyorlar.
İzmir’i demir ağlarla öreceğim dediğimde ben bile inanmamıştım. Demir ağlarla değil de bitmeyen inşaatlar ile ördüm İzmir’i…
Küçücük Bornova metrosunu bile bitiremedim.
Kent yenileme projesine başlayamadım bile.
Üçüncü İzmir Projesi hazırdı, üzerinde oynayayım dedim, elime yüzüme bulaştırdım.
Bir zamanların gözde mekânı İnönü Caddesi’nin gecekondudan farkı kalmadı.
Kordon’a el attım, tüm esnafı karşıma aldım. Alsancak çöküyor…
Piriştina’nın ekibini dağıttım, yeni ekibime hiç sahip çıkamadım.
Rüşvet çarkı dönmeye başladı, bir şey yapamadım. Sonunda operasyon bile yedim.
Siyasetin içine fazla girdim. Partiyi yanlış yönlendirdim. Bir iki arkadaşımı milletvekili yapacağım diye tüm örgütü harcadım.
Bornova’da bir buz pateni salonu yaptırdım, 80 trilyon ödemek zorunda kaldım.
Daha da ödeyeceğiz gibi görünüyor.
Yeni iş alanları yaratamadım.
EXPO’yu bile getiremedim. Yanlış bilgi nedeniyle gittiğimiz Tayland seferinde çuvalla para harcamak zorunda kaldım.
Yeni EXPO başvurusuna da katılmadım. Devletin orada olmasını içime sindiremedim. Ben derim başka bir şey demem.
Homeros Vadisi diye yaptırttığım ucubeyi siz beğenmiyorsunuz ama şahsen ben çok beğeniyorum.
Şimdi hedefimi Urla’ya çevirdim.
Gerçekten yapamadıklarım ve elime yüzüme bulaştırdığım tüm işler için İzmirlilerden…
Bundan sonra bu işleri bırakacak, Urla’da münzevi bir şekilde yaşamımı sürdüreceğim. Orada aldığım araziler bana yete artar da…
Ancak Urla’nın planlarının iptal edilmesine üzüldüm.
Her şeyi iyi ayarlamıştım gibi geliyordu bana.
Acaba nerede hata yaptım?”

PAUSE HABER: 18 - 07 - 2011

14 Temmuz 2011 Perşembe

Tatilin ardından

Bir tatile çıktık, ortalık toz duman…

CHP yemin etmiş…
Ne değişmiş de yemin etmiş anlamakta zorlanıyor insan…
Tükürdüğünü yalamak dedikleri bu olmalı…
Zaten Tayyip Erdoğan da aynı şeyi söylemişti. Başbakanın yemin sonrası da “Benim dediğime geldiler” açıklaması inceden tükürük meselesine bir göndermeydi.
Artık herkes görüyor ki, CHP bu PM ile Türkiye’de siyaset yapacak durumda değil.
Gündemi AKP belirliyor, CHP gündeme karşılık ilk adımı atıyor, ancak daha sonraki adımları düşünmediği için hemen tökezliyor.
AKP ise beş adım sonrasını hesaplıyor ve ona göre davranıyor. CHP’nin her adımda tökezlemesini de gülümseyerek seyrediyor.
Son yapılan anket gösteriyor ki, CHP seçmeni partisinin aldığı kararları anlamıyor ve büyük çoğunluğu bu kararları tasvip etmiyor.
Kurultay süreci de gündeme yenik düşüp rafa kalktı gibi görünüyor.
Ancak partinin içi hiç de öyle değil.
Örgütlerin tümü ayakta…
İzmir’de il başkanı, genel başkan yardımcısı ve büyükşehir belediye başkanına yönelik muhalefet giderek büyüyor ve sertleşiyor.
Bir de İzmir CHP’nin çınarı Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk’e yapılanlar anlaşılır gibi değil.
Sayın Bayır, siz kısa pantolon ile sokakta misket oynarken Emin Öztürk CHP’yi yaşatmak için siyasetin içindeydi.
Üstelik seçimdeki İzmir başarısızlığın ana nedeni il yönetimidir.
Başkalarına çamur atarak o koltukta kalacağınızı zannediyorsanız, yanılıyorsunuz.
Yüksel ve Kocaoğlu’nun uydusu olmak da kurtaramaz sizi.
Sonuçta CHP’nin bugünkü genel merkez yönetimi bu ikiliye hiç de sıcak bakmıyor.
Sav ve Baykal grubu ise bu ikiliyi bir kaşık suda boğacak kadar gergin.
Dolayısıyla en ufak bir değişimde okey dışarı kalacak bu ikiliye dayanarak koltuğunuzu daha ne kadar muhafaza edebilirsiniz.
İlçe belediye başkanlarının tavrı da ortada… Düne kadar kapalı kapılar ardında muhalefet yapan belediye başkanları bile kartlarını açık oynamaya başladılar.
Büyükşehir belediye başkanının bu konudaki tavrı önemli bu aşamada…
Çünkü operasyon sonrası büyükşehirde kimse imza atmıyor, işler yerinde sayıyor. Gerçi Kocaoğlu imza atmayan bürokratlara karşı tavrını basın yoluyla ortaya koydu. Ancak bu tavır ne kadar yeterli olur?
Sonuçta imzayı atacak olanlar memurlar. Memuru da kovup yerine başkasını getirme şansı olmadığı için Kocaoğlu onları ikna metoduna başvurmak zorunda.
Operasyonun ikinci dalgasının beklendiği bu günlerde sorunlu olan dosyaların altına kimse imza atmaz. Sporda şike operasyonlarını gördükten sonra, “Bu memlekette Fenerbahçe başkanını, Beşiktaş teknik direktörünü içeri alan zihniyet, gerekirse tüm büyükşehri içeri alır” düşüncesi iyice yerleşmiş durumda…

NOT 1: Karşıyaka Belediyesi’nin Yamanlar’da yaptığı gençlik merkezini tamamlamak üzere… Karşıyakalıları dağ turizmi ile buluşturmayı hedefleyen proje gerçekten çok olumlu. Eski NATO dinleme tesislerinin yerine yapılan gençlik merkezini herkesin görmesi gerekiyor. Tesisin tek eksiği yolu... Umarım açılış gönüne kadar yol genişletme çalışmaları da bitirilir.

NOT 2: CHP’nin yeni İzmir milletvekillerini görürseniz, bizlere de haber verin. Bugüne kadar kendilerine sokakta rastlamadım. Çok çalışıyorlar sanırım.

PAUSE HABER: 14 - 07 - 2011

30 Haziran 2011 Perşembe

AKP’nin İzmir stratejisi

Yemin krizi, yeni kabinenin oluşturulması, BDP’nin tavrı, CHP’nin duruşu, AKP’nin adımları…

Balyoz Operasyonu'nun yansımaları, Ergenekon Davası, komşularla ilişkiler…
Bunlar ulusal gündemin konuları…
Tabii bu gündeme bir de YAŞ kararları eklenecek. TSK’nın yeniden şekillenmesi bir anlamda…

***

İzmir’in gündemi ne?
AKP’deki zafer sarhoşluğu, CHP İl Başkanı’nın birbiri ardına gelen ilginç açıklamaları, kurultay çalışmaları, belediye başkanlarının Kılıçdaroğlu ziyareti, giderek su yüzüne çıkan parti içi mücadele, Kocaoğlu’nun Susam konusundaki garip tespitleri…
CHP’ye ya da Kocaoğlu’na hiç dokunmayacağım.
Nedense onlara dokunan sayısı son günlerde hayli arttı.
Giden ağam, gelen paşam durumu olduğu için önemli değil bence.

***

Biz gelelim AKP’nin İzmir’de ne yapacağına…
AKP İzmir’deki genel seçimlerden başarılı çıkmıştır.
Ancak başarı daha çok birinci bölgeye özgüdür.
Seçim öncesi yapılan kamuoyu araştırmalarında AKP’nin Binali Yıldırım nedeniyle ikinci bölgede daha başarılı olacağı, CHP’nin ise birinci bölgeyi silip süpüreceği iddia edilse de sonuçlar bu tespitlerin tam tersini gösterdi bizlere…
Birinci bölgede AKP, CHP ile kafa kafaya geldi ve tıpkı CHP gibi 6 milletvekili çıkardı.
AKP’nin birinci bölgede başarılı olmasının altında Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın oynadığı rol önemli.

***

Eski bir sosyal demokrat olan Günay, seçim bölgesindeki sol seçmenle buluşmayı başardı, onlara kendi projelerini anlatabildi.
Bu stratejinin arkasında tabii ki Günay’a İzmir bazında destek veren bazı isimler vardı.
Ancak mesele sadece seçimde başarılı olmak değil. Günay’ın bundan böyle de aynı stratejiyi sürdürmesi gerekiyor.
Dolayısıyla AKP’nin Türkiye’deki yapısı ya da onların İzmir yansımaları yerine İzmir’e özgü koşullar altında kuracağı ekip ile devam etmeli.
Aynı tespit AKP’nin yeni milletvekili İlknur Denizli için de geçerli.
AKP’yi Alsancak, Güzelyalı ve Hatay ile buluşturan Denizli’nin klasik teşkilat yerine yine bu bölgenin ilişki ağı üzerinden siyasetini yapması iktidarın bundan sonra da İzmir’de başarılı olmasının anahtarı olabilir.
Eğer AKP bilindik Anadolu tipi teşkilat yapısı ile İzmir’de hâkimiyet kurmaya çalışır ise yerel seçimlerde başarılı olamayacaktır.
Karşıyaka, Konak, Narlıdere ve Balçova sandıklarına bakılacak olur ise AKP’nin böyle bir mantıkta arayı kapatması mümkün görülmemektedir.
Karşıyaka’daki 90 bin farkı 35 proje ile kapatamayan AKP, İzmir açılımını Ertuğrul Günay ve İlknur Denizli gibi isimlerin ortaya koydukları siyaseti dikkate alarak yeniden planlamak zorunda.

NOT 1: Kocaoğlu’nun baş aşağı düşüşü hızla sürüyor. Zaten önemli olan zirveye çıkmak değil, orada kalmayı başarmaktır.

NOT 2: İzmir’de olağanüstü kurultaya imza vermeyen isimlerin bazılarını anlamakta zorlanıyorum. Bazılarının tavrı daha önce de netti. Ancak bir bölümünün nasıl döndüğünü anlamaktan başım döndü. Siyaset yapılır da, bu kadar dönerek yapılmaz yahu…

NOT 3: 35 V 2208 plakalı ESHOT otobüs şoförü 27 Haziran günü saat 01.30’da durakta otobüse binmek için bekleyen bir gazeteci arkadaşımızı otobüse almamış tam tersi otobüsü üzerine sürerek ölüm tehlikesi yaşamasına neden olmuştur. Gece son turunu atan otobüse binemeyen arkadaşımız ise saatlerce durakta beklemek zorunda kalmıştır. Sanırım ESHOT yönetimi bu konuda gerekli soruşturmayı yapacaktır. Tabii vatandaş onlar için önemli ise…

PAUSE HABER: 30 - 06 - 2011

20 Haziran 2011 Pazartesi

2014 dizaynı

Kurultay çalışmaları başladı…

Kimse seçimden bir hafta içerisinde bu tür bir çıkış beklemiyordu.
Ancak kurultay isteyen yapı kendisinden emin ve Parti Meclisi’ni değiştirmek niyetinde…
Neden?
CHP’de eksen kayması tartışmaları, seçim başarısızlığı, yönetim kadrosunun yetersizliği tartışılıyor.
Ancak bu kurultayda önemli olan 2014 dizaynı…
Eğer Kılıçdaroğlu kendi ekibi ile önümüzdeki yıl normal kurultaya gider ise, tüm yönetim mekanizması ve örgütün yapısı da değiştirilecek. Dolayısıyla ötekileştirilen yapının parti üzerinde etkisi tamamen ortadan kalkacak ve yerel yöneticiler Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından belirlenecek.
Hatta CHP’nin cumhurbaşkanlığı için adayını da Kılıçdaroğlu ekibi isimlendirecek.
Kılıçdaroğlu’nun 2014 seçimlerine bu kadar güçlü girmesi kimsenin işine gelmiyor. Özellikle de olağan kurultayda örgütlerin tamamının değiştirilmesi, mutlu azınlık olarak nitelendirilen ve CHP ile uzak yakın ilişkisi olmaya ekibin dışında kimseyi tatmin etmiyor.
İşte bu nedenle düğmeye basıldı.

***

Kamuoyundan gelecek tepkilere engel olmak için başlangıçta Kılıçdaroğlu hedef alınmadı ve PM’nin değiştirilmesi beklentisi ortaya konuldu.
Yenileştirilecek olası PM Kılıçdaroğlu ile ne kadar çalışır?
Kılıçdaroğlu bu PM’yi içine sindirir mi?
Bu sorular kurultay sonrası oluşturulacak yeni PM ile tartışılmaya başlanacak.
Ancak görünen o ki, Baykal ile Sav bu konuda anlaşmış iseler ve delegelerin büyük bölümü başlarına geleceklerden haberdar iseler bu kurultay için imza vereceklerdir.
Tabii bir de İzmir’in durumu var.
Kılıçdaroğlu ile anlaşan Yüksel ve Kocaoğlu’nun durumu ortada. Belki Yüksel milletvekili oldu ancak bundan böyle parti yönetiminde olması zor görünüyor.
Kocaoğlu ise yerel seçimlerde gördüğü tepkiyi pek anlamışa benzemiyor. Kamuoyunda var olan dürüst başkan imajı tepetaklak…
Belediyeye yapılan operasyon, seçimden iki gün önce Susam’a karşı tavrı İzmirliler tarafından dikkatle takip ediliyor.
Ve bundan böyle Kocaoğlu’nun parti yönetiminde etkili olması beklenmiyor…

NOT 1: Mehmet Ali Susam ile Kocaoğlu arasında yaşanan tartışmayı herkes biliyor. Susam seçim sonrası Kocaoğlu’na dava açtı. Yapılması gereken de bu… Sürekli sağa sola küfredecek, sonra hiçbir şey olmamış gibi hareket edeceksin. Siyasette değil hiçbir yerde kabul edilmez bir tavır bu…

NOT 2: Kurultay açıklamaları için öne çıkan isimler yanlış seçiliyor. İzmir’de Abdürrezzak Erten’i istemeyen hayli CHP’li var. Kamuoyunda yıpranmış isimler yerine başka isimler bu tür açıklamaları yapsa daha yerinde olacak.

NOT 3: Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel bu konuda hiçbir açıklamada bulunmuyor. Bir nedeni mi var acaba?

PAUSE HABER: 20 - 06 - 2011

15 Haziran 2011 Çarşamba

Ortak akıl

Beklenen oldu ve 13 Haziran ile birlikte kurultay çağrıları başladı. İlk geceden itibaren yapılan toplantılar, partinin başarısız seçim sonuçları üzerine değerlendirmeler…

CHP’de suların durulmayacağı açık ve aşikâr.
Peki, ne yapılmalı?
1 – Seçim sonuçları tüm ülke bazında ciddi biçimde değerlendirilmeli.
2 – Ortaya Türkiye toplumunu sarmalayacak, inandıracak ciddi proje konmalı.
3 – Bu projenin değişen dünya ile birlikte hareket ettiği vurgulanmalı ancak sol içeriği net biçimde ifade edilmeli.
4 – İnandırıcı olmalı ve bunu ortaya koyacak lider güven vermeli.
5 – Sav – Baykal ve Kılıçdaroğlu gruplarından bugüne kadar yıpranmayan isimler öne çıkarılmalı. Kılıçdaroğlu grubunun arasında da bu ülkeye gerçekten hizmet verecek isimler var.
6 – İzmir’deki egemen yapı acilen bertaraf edilmeli.
7 – Sen ben kavgası yerine biz kavgası verilmeli, sepetteki çürük yumurtalar en kısa süre içerisinde temizlenmeli.
Yukarıda saydıklarımın büyük bölümü kısa süre içerisinde yapılabilir. Ancak burada en zor şey ortaya Türk toplumunun güvenebileceği bir ideoloji koymak…

***

İdeoloji koymak bir ya da iki kişinin konuyu kaleme alması değildir. Bu bakış açısının partinin her katmanında, sivil toplum örgütleri içiresinde tartışılması olgunlaştıktan sonra halkla paylaşılması gerekmektedir.
Kılıçdaroğlu grubu 6 ay içerisinde buna benzer bir çalışma yaptı. Ancak bu çalışmadan ne partinin katmanlarının ne de halkın haberi vardı. Kaldı ki tartışmadan, sistemi doğru harekete geçirmeden eldeki en iyi program bile bir şey ifade etmez.

***

İzmir’e gelince…
Seçim gecesi ve seçimden bir gün sonra partinin yöneticileri İzmir’in başarılı olduğunu söylemişlerdi. O zaman neden başladılar, “Karne vereceğiz, çalışmayanları saptayacağız, cezalandıracağız” demeye.
Başarılı bir parti neden böyle bir sorgulama sürecine girer ki…
Üstelik İzmir başarısız ise bu başarısızlık öncelikle genel başkan yardımcısının ve il başkanının başarısızlığıdır.
Başarısızlık önce onları sorgular sonra daha alt düzeye, ilçe başkanlarına ilçe yöneticilerine iner.
Başarısız olan üs düzey başarısızlık konusunda alt düzeyi nasıl sorgulayabilir ki…
Kentin belediye başkanı seçimden iki gün önce kameraların karşısında küfür ediyor ise cezası ne olacak?
Bu olay örtbas edilir ise yarın kim kime hesap sorabilecek?

***

Kabul etmeliyiz ki CHP İzmir’e hiçbir şey yapmadı. Bir bölümü yapmak istemedi, bir bölümü “nasılsa seçildim” diyerek yan gelip yattı, bir bölümü de yeteneksiz olduğu için seçim çalışmalarını eline yüzüne bulaştırdı.
AKP buna karşılık İstanbul’dan, yerel seçimlerde Diyarbakır’da çalışan bir ekibi getirdi. Herkes kendi sorumluluğu çerçevesinde çalıştı, en iyisini ortaya koymak için çaba sarf etti.
Genişletilmiş il toplantısı yapın, masaya yatırın, neden CHP İzmir’de başarısız diye…
Bakalım o toplantıdan sağ salim çıkabilecek misiniz?
Son bir söz de Kocaoğlu’na…
Sayın başkan halk sizden sıkıldı, farkında mısınız?
Lütfen olur olmaz açıklamalar yaparak gerginliği daha fazla artırmayın.

PAUSE HABER: 15 - 06 - 2011

13 Haziran 2011 Pazartesi

En başarılı parti: CHP

Herkesin merakla beklediği seçimler sonuçlandı.

Şimdi diğer partiler ne kadar başarılı olacağını iddia edecektir.
Ancak seçimden başarılı çıkan tek parti vardır. O da CHP’dir.
CHP 2007 seçimlerine göre oylarını artırmıştır. Şöyle ki:
Cumhuriyet Halk Partisi eski yönetim ile ülke genelinde 20.87 oy almış, 112 milletvekili çıkarmıştır. Buna karşılık yeni CHP yüzde 25.88 alarak 4 yılda büyük bir aşama kaydetmiştir. Üstelik meclisteki parlamenter sayısını 135’e yükseltmiştir.
CHP’nin 2009 yerel seçimlerinde parlamento seçimlerine eşdeğer olarak kabul edilen il genel meclisindeki oy oranı da yüzde 23.3 idi. Bakın onu da yükseltmiş durumda CHP…
Kısa sürede bu kadar iş yapmak hiç de kolay değil…
Oy alınamayan yerlerden de oy aldı CHP.
Diyarbakır’dan, Mardin’den vs…
Bolu ve Sakarya’dan da milletvekili çıkardı…

***

Gelelim İzmir’e…
CHP’nin İzmir’deki başarısını görmemek için kör olmak gerekir…
2007 seçimlerinde 1. Bölge’de AKP yüzde 29 oranında oy alırken CHP yüzde 35.8 almış ve 6 milletvekili çıkarmıştır.
Bu seçimde ise CHP’nin oy oranı yüzde 43’e ulaşmış yine 6 milletvekili çıkarmıştır.
Oy atanlar şaşırmışlar yanlışlıkla AKP’ye oy atarak bu partinin oyunu da yükseltmişlerdir.
Bu yanlışı yapmasalardı, CHP birinci bölgede 10 milletvekili çıkaracaktı.
Yaz güneşi geçmiş bazılarının başına…

***

İkinci bölgede de CHP’nin 2007 seçimlerindeki oyu yüzde 35 iken bu seçimde oy oranı yüzde 44.6’ya yükselmiştir.
Bu başarı değildir de nedir?
İkinci bölgede CHP’nin milletvekili sayısı da 6’dan 7’ye yükselmiştir. Yani CHP bir sandalye daha kazanmıştır.
Şimdi bunlara bakarak karşımıza CHP’nin 2009 yerel seçimlerdeki oy oranlarını getirmeyin lütfen… Tamam, CHP’nin 2009 yerel seçimlerinde il genel meclisi oyları yüzde 48 olabilir.
İki yıl içindeki yüzde 5’lik gerilemeyi de açıklayabiliriz.
Efendim, AKP çok baskı yaptı, oy kullanacak vatandaşlarımız bu baskılara dayanamayarak tatil için yurtdışındaydılar. Oylarını kullanamadılar…
O nedenle yüzde 5’lik bir düşüşü çok görmemek gerekiyor.
Küçük bir teknik hata…
Referandum sonucu mu?
Ne alakası var şimdi genel seçim ile referandumun…
2010 referandumunda evet oyları yüzde 36, hayır oyları yüzde 63.2 imiş. Bu seçimde CHP yüzde 43, MHP yüzde 11 olduğuna göre ikisinin toplamı yüzde 54 yapıyor.
Ne olmuş yani…
Bu yüzde 9’luk kaçağı arkadaşlarımız hemen bulacaktır.
Kaçak da kaçak olsa yani… Sadece yüzde 9…
Seçim öncesi Alaattin Yüksel’in “İzmir’de yüzde 60’ların üzerindeyiz”, Tacettin Bayır’ın “10. sıradaki arkadaşları kutladım. Onlar artık milletvekili” şeklindeki sözlerini o sıralar alınan tansiyon ilaçlarına bağlamamız gerekiyor.
Bazen aşırı heyecan, tansiyon ilaçları ile etkileşerek bu tür açıklamaların yapılmasına neden oluyor. Teknik bir konu… Onu da çözeriz. Biz çözüm için buradayız.
Lütfen Deniz Baykal genel başkanlığı bıraktığı sıralarda yayınlanan anketteki 28.8’lik oy oranına inanmayın. Külliyen yalan. Rus ve Alman ajanlarının yaptırdıkları bir anket o…
Bu parti Kılıçdaroğlu, Kocaoğlu, Yüksel, Bayır gibi mahşerin 4 atlısı ile devam eder ise bir sonraki seçimlerde yüzde 29’u bulur, önümüzdeki 20 yıl içerisinde iktidarı garantileriz.
Bakmayın bize öyle.
Bugün hava bulutlu, güneş geçmedi kafamıza…
Unutmadan söyleyelim. Geçtiğimiz Cuma günü Aziz Kocaoğlu’nun milletvekili Mehmet Ali Susam’a karşı başarılı çıkışı CHP’nin oylarını 2 puan artırmıştır.
İzmirliler “Ne heybetli belediye başkanımız var. Aman onu sinirlendirmeyelim, bizlere de bir şey düşünmesin” tavrı ile hareket etmişler, CHP’ye destek vermişlerdir.

NOT: Yukarıdaki yazı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Alaattin Yüksel, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır tarafından ortak olarak kaleme alınıp sağa sola dağıtılmıştır. Ben de internet ortamında bu yazıya ulaştım.

PAUSE HABER: 13 - 06 - 2011